HDP terörü tercih etti ve demokrasiyi kullandı

Türkiye, terörden temizleniyor. Emperyal güçlerin içimizdeki maşaları artık bu topraklarda barınamayacaklar.

HDP terörü tercih etti ve demokrasiyi kullandı

Milliyet Kıbrıs yazarı Prof. Dr. Osman Köse-Polis Akademisi / Ankara

“yavşak” …
“keklik soyu…
”tırşıkçı”…
”iktidar uşağı”…
Bu kelimeler, uzun yıllar TBMM’de vekillik yapan ve kamuoyunun da gayet iyi tanıdığı Hasip KAPLAN’a ait.
Her fırsatta teröre destek veren ve terörün yanında saf tutan yöneticilerinin ve vekillerinin tutuklanması sebebiyle bölgeyi karıştırmak ve kaos ortamı yaratmak isteyen HDP’nin “sokağa çıkın” çağrısına kulak asmayan bölge halkına karşı, Hasip KAPLAN esmiş ve gürlemiş.
“Kürdün yavşağına, iktidar uşağına, tırşıkçısına yazıklar olsun keklik soylulara…!!!” diye ağzına geleni söylemiş. Vermiş veriştirmiş. Yani içinde olanları ifşa etmiş.
Bu hakarete maruz kalan bölge halkının tek suçu eline silahı alıp sokağa çıkarak polise, askere, kamu binalarına, AVM’lere ve ATM’lere saldırmaması, ateşe vermemesi…
Belli ki Hasip KAPLAN ve puslu havayı severlerin morali çok bozulmuş. Fakat bu sayede Güneydoğuda yaşayanlar ve kendisine yıllarca oy verenler, onun iç dünyasında neler beslediğini anlamış oldular.
İçinde yaşadığı halka tırşıkçı (beleşçi), yavşak, keklik soyu gibi hakaretler yağdıran siyasetçilerin sokaklarda nasıl insanların yüzüne bakacağını merak ediyoruz.
Elbette bu sözler, bardağın taştığı bir anda hırsla, kinle ve nefretle zihin dağarcığından dışarıya süzülen yansımalardır.
Bardağı taşıran gelişme ise HDP’li Eş-Başkanlar Selahattin DEMİRTAŞ ve Figen YÜKSEKDAĞ ile beraber toplam 9 Milletvekilinin tutuklanarak cezaevine gönderilmeleridir.
Son dönemde Türkiye’nin yaşadığı olaylar zincirine ve devletin gösterdiği dinamik reaksiyonlara bakıldığında, boğazına kadar terörün içine batan HDP’lilerin tutuklanmaları ve mahkeme önüne çıkarılmaları beklenen bir gelişmeydi.
Milletin vergisinden ve alın terinden biriken paralardan maaşını alarak devlete ve millete hakaretler yağdıran, her fırsatta teröristlerin yanında olan, terörist cenazelerinde en ön sıralarda ye alan kişilerin “Milletvekili” sıfatıyla arz-ı endam etmeleri milletin onuruna dokunuyordu.
6 Ekim 2014’te Selahattin DEMİRTAŞ’ın “halkı sokağa çağırmasıyla” meydana gelen 6-8 Ekim olaylarında 50 kişinin hayatını kaybetmesi ve güneydoğudaki şehirlerin altının üstüne getirilmesi hala hafızalarda yerini koruyor.
Bu olaylarda ölenlerin tek sorumlusu HDP ve onun yöneticileridir. Bu masumların hesabı mutlaka sorulmalı ve annelerin gözyaşı dindirilmelidir
Figen YÜKSEKDAĞ’ın 19 Temmuz 2015’te Suruç’ta bir itiraf gibi olan “biz sırtımızı YPJ’ye, YPG’ye ve PYD’ye yaslıyoruz… Yaslamaya da devam edeceğiz” sözlerini ve devlete /millete meydan okuyuşunu hala ekranlardan dehşetle izliyoruz.
Devletin tahsis ettiği arabalarda terörist ve teröristlere silah taşıyan milletvekili sıfatıyla sergilenen hainliklere hep beraber şahit olduk.
PKK’lı hainlerin kurşunlarıyla şehadete ulaşan, tek derdi vatanı korumak olan ve bu uğurda gencecik yaşta ebediyete intikal eden şehitlerimizin cenazeleri göz yaşları içinde kaldırılırken, anaların yürekleri parçalanırken, yakasında “Milletvekili” rozeti olan utanmazların terörist cenazelerinde boy göstermeleri bu milletin artık kanına dokunuyordu.
Her fırsatta terör örgütü PKK’yı öven, koruyan ve kollayan davranışlar sergileyen HDP ve yöneticilerinin tavırları hazmedilecek boyutları çoktan aşmıştı.
Bir kere olsun milletin tamamıyla kucaklaşamayan, derdine derman olamayan, sürekli huzursuzlukların kaynağı ve müsebbibi olan bir partiye, neler yaptığını devletin hatırlatması gerekiyordu.
HDP ve yöneticileri, siyaset yaparken ve kararlar alırken, bir taraftan terörün karargahı Kandil’e ve diğer taraftan Avrupa ve Amerika’dan gelecek karanlık seslere ve yönlendirmelere bakarak ve kulak vererek yol haritalarını belirlediler.
Hiç bir zaman bu toprakların, bu kültürün, bu milletin ve Türkiye’nin partisi ve siyasetçileri olarak siyaset yapmadılar.
Türkiye’yi dış dünyada diplomatik alanda sıkıntıya sokacak girişimlerin ya içinde ya da destekçisi oldular.
Türkiye’de siyaset yapmalarına rağmen, Türkiye’nin geleceğine ışık tutan, umut olacak olan hiç bir girişimin içinde veya destekçisi olmadılar.
Kürtleri hedef alan bir siyaset izlemelerine rağmen, her zaman Kürtleri sıkıntı, kaos ve terörün içinde tutacak girişimlerde bulundular.
Siyaseten ortaya çıkışları ve varlıkları kaos, kargaşa, kan ve gözyaşı zemini üzerinde olduğu için, Kürtleri sürekli bu atmosferde tutacak eylemlerde bulundular ve bulunmaya devam ediyorlar.
Demokrasiyi olabildiğince kullanarak, PKK’nın yan kolu gibi faaliyette bulundular ve milletin değil onun sesi oldular.
Herkes hukuk önünde yaptıklarından hesap vermelidir. HDP’liler de bu gün muhatap oldukları suçlamalar ile ilgili olarak kanun karşısında hesap veriyorlar.
Bir siyasi partinin devleti, devletin kurumlarını hiçe sayarak meydan okuması, ifade vermeye gitmemekte direnmesi, kabul edilir bir şey değildir.

****
Buradan HDP yöneticilerini akl-ı selime ve bu ülkenin bir bireyi gibi davranmaya çağırıyorum:
Avrupa’dan, Amerika’dan, kandilden ve şer odaklarından size güç verenler, akıl verenler, yoldaşlarınız velhasıl bu milletin her zaman ayağına pranga olmaya çalışanlar “ifade vermeye de gitme, itaat da etme” diyebilirler.
Fakat buranın hasbelkader bir devletçik veya baraka devleti olmadığını binlerce yıllık geleneğin üzerine kurulu olan Türk devleti olduğunu akılcıklarınızdan hiç çıkarmayın.
Bu devletin, yapılan hergelelikler karşısında sabrı çok geniştir. Son asırların tarihini iyi okursanız, sabır sınırı aşılınca devletin attığı sillenin ezici gücü ile geleceği felç olanları göreceksiniz; bunları iyi okuyun ve unutmayın

***

Türkiye, terörden temizleniyor. Emperyal güçlerin içimizdeki maşaları artık bu topraklarda barınamayacaklar.
Kılıçdaroğlu’nun “seçimle gelen seçimle gider” sözüne katılıyoruz. Fakat seçimle gelen terörün hizmetinde olursa devlet ve hukuk gereğini yapar.
HDP’lilerin tevkifi ile beraber, Avrupa devletlerinin anında sert çıkışları, AB elçilerinin Ankara’da olağanüstü toplanmaları, ABD’nin çok üzülmesi ve HDP’nin TBMM’den çekilmesi gibi artçı gelişmeler, gelecek günlerin iç siyasette ve diplomaside hareketli olacağını gösteriyor.
Türkiye, terörden, teröristlerden, ayak bağlarından, “tırşıkçılardan” temizleniyor…..

22 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber