Helal olsun!

Helal olsun!


       Onları saksı yapılmış konserve kutuları ve tenekeler içinde görmeyeli çok olmuştu. Gazete sayfalarında yani, televizyon ekranlarında. Hani bir çocuğun saçında gezinir gibi ellerimizi üzerinde dolaştırıp kokusunu soluduğumuz fesleğenleri... Pencere önü çiçeklerini... Başak tanelerini... Harman yerlerini.
       Üniversite sınavının sözel bölümünde birinci olan Oruç Baba İnan'ın Konya'nın Çayırbaşı köyündeki harman yeri ile kireç beyazında ışıldayan evindeki fotoğraflarını Ümit Bektaş'ın objektifinden gördünüz. Ezelhan Üstünkaya'nın, Oruç'un köyüne uzun yolculuğunun enfes öyküsünü okudunuz. Ve köyünün dışında ev tutup yedi evlat okutan çiftçi baba Yılmaz İnan'ın şu sözlerini:
       "Zor çocuk okutmak... Ama mücadele edeceğiz... Galatasaray UEFA Kupası'na imza attı. Oruç da kırsal kesim olarak üniversite sınavına imza attı. İmkan sağlandıktan sonra böyle yerlerden de hedefe ulaşılıyor."
       Yanlış anlaşılmasın... Oruç'a sağlanan imkan, buğday tanesinin sapından ayıklandığı o harman yerinden. Har vurup harman savuranların kapkaç düzeninden sanki başak tanesi gibi "ayırılan" bir köylü çocuğu... Topraktan söke söke kazanılan zor bir yaşamı en büyük başarılarla harmanlayabilen... Hayat sınavındaki doğruları binlerce yanlışı götüren bir anne, bir baba...
       O güzel şarkı sizin de dilinize takılmış mıdır:
       "Yaşa... Sen çiftçi yaşa!"

       * * *

       İki kritik karar açıklandı bu hafta. Fikret Bila, nükleer santral ihalesinin erteleneceğini, resmi açıklamadan bir gün önce duyurdu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun, MGK'da sivil üye sayısının artırılmasına karşı olmadıkları açıklamasını da Serpil Çevikcan yazdı.
       TBMM Trafik Araştırma Komisyonu üyelerinin, yollarda rüşvet denetimi yapmayı da içeren çalışmaları, Saliha Çolak'ın ilginç haberleriyle kamuoyuna mal oldu.
       Ve Fransa'daki Concorde kazası. Genel Yayın Koordinatörümüz Umur Talu'nun Paris'ten geçtiği yazılarla desteklediği dosyaları Dış Haberler ile Levent Köprülü'nün organize ettiği Almanya Servisimiz hazırladı.
       Burdur'dan Bergama Cezaevi'ne nakledilen mahkumların vücutlarındaki işkence izlerini gösteren fotoğraflara ulaşan İzmir Büromuzdan Emine Gözen'in haberi, hafta boyunca konuşuldu.
       Haftanın kitabı, bir meslektaştan geldi. Hürriyet'ten Faruk Bildirici'nin "Siluetini sevdiğimin Türkiyesi"nde topladığı ünlülerin portrelerini Serhat Oğuz Milliyet için özetledi. Gazeteciliğin en güzel örneklerini veren Faruk'un çalışması, yılın kitabı olmaya da aday.

       * * *

       Türkiye "biriktirdiği" insanları erken yaşlarda kaybediyor. 56 yaşında iki koca insan, Kemal Sunal ve ardından Cenk Koray yaşama veda etti. Beşiktaş'ın efsanevi futbolcusu Yusuf Tunaoğlu, Cenk Koray'dan saatler önce ölüme çalım atamadığında henüz 54 yaşındaydı. Artık yoktular ve övgü dolu yazılar, konuşmalarla uğurlandılar.
       İnsanların hakkını yaşarken teslim etmemek... Bunu da, "ölüm" ömrüne boyun eğdiğimiz "yazgı"nın eseri sayabilir misiniz?
       Hayır!
       İşte koskoca Fazıl Hüsnü Dağlarca, Münir Özkul, Attila İlhan, Müjdat Gezen, Selim Naşit Özcan, Necdet Mahfi Ayral, Şener Şen, Nejat Uygur, Müzeyyen Senar, Sami Hazinses, Bülent Ortaçgil, Erkin Koray, Neşet Ertaş, Müşfik - Yıldız Kenter, Timur Selçuk, Genco Erkal, Ece Ayhan, Özdemir Erdoğan, Semiha Berksoy, İlhan Berk, Necati Cumalı, Peride Celal, Melih Cevdet Anday, Selim İleri ve daha yüzlercesi...
       Şairi sanatçısı, genci yaşlısı... Hep bir ağızdan haklarını teslim etmek için cami avlularında buluşmayı beklemek niye?
       Varsa bir hakkımız üzerinizde helal olsun...
       Helal ü hoş olsun size!

7 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber