Geri Dön

İttifakta birlik ve çatlak var

İttifakta birlik ve çatlak var


Stratejİk Konsept büyük olasılıkla NATO faaliyetlerine coğrafi sınırlama getirmeyecek, fakat herhangi bir yeni ilgi alanı belirlemeyecek. Ne ABD, ne de Avrupalılar "Stratejik Konsept" konusunda kamuoyu önünde ayrılığa düşmek istiyor


SOĞUK Savaş sırasında ittifakın varlık sebebi olan Moskova’dan gelen doğrudan tehdit öngörülebilir bir gelecek için ortadan kalktı. NATO şimdilerde Orta Avrupa’ya doğru genişleme süreci içinde ve Balkanlar’da ne eski felsefesi ne de yapıları bakımından hazırlıklı olmadığı çatışmalara karışmış durumda. Bu arada, Batı ittifakı Orta Doğu’dan ve başka yerlerden gelen terörizm ve kitle imha silahları tehditleriyle karşı karşıya.
Dolayısıyla ABD ve başka bazı üyeler NATO "Stratejik Konsepti"nin yenilenmesi gerektiği görüşünde. Washington’da örgütün yeni işlevlerini, önceliklerini ve eylem ilkelerini içeren bir belge kabul edilecek. Ancak raporun nasıl kaleme alınacağı hayli tartışmalı. İttifak üyeleri Sovyet tehdidine karşı toplu olarak direnme gereği üzerinde anlaşıyorlardı, ancak bugünkü tehditler ve bunların nasıl karşılanacağı konusunda bir görüş birliği bulunmuyor.

Terörizme karşı mücadele gücü

ABD, İngiltere’nin desteğiyle, NATO’nun yeni rolünün alan - dışı bir barışı koruma hatta barış yapma gücü yanısıra terörizme ve kitle imha silahlarına karşı mücadele gücü olarak tanımlanması için baskı yapmakta. Siyasi bakımdan tartışmalı olan bu rol, ittifak yapılarının ve kuvvetlerinin önemli ölçüde değişikliğe uğramasını gerektirmekte.
Bazı Batı Avrupa ülkeleri bu değişikliklerin sonucunda NATO’nun, ABD’nin Orta Doğu politikalarının bir aracı haline gelmesinden çekiniyor. Oysa bu bölgedeki Amerikan ve Avrupa politikaları farklı ve bazen çatışma halinde. Bazı Batı Avrupa ülkeleri ulusal çıkarlarının gerekli kılmadığı ve içeride muhalefetle karşılaşacak askeri harekatlara katılmak zorunda kalmalarından kaygılı. Özellikle Fransa, ABD’nin NATO’yu başka devletlere müdahale etmeden önce BM’den yetki alma zorunluluğu dışına çıkarmasından endişeli.

Batı aleyhtarlığına karşı güvence

NATO’nun Soğuk Savaş’tan sonra varlığını devam ettirmesine karar verilmesinin bir sebebi, ileride Rusya’da kurulabilecek Batı aleyhtarı bir rejime karşı güvence olmasıydı. 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali ve çıkan Körfez Savaşı, ittifakı doğrudan ilgilendirmeyen askeri harekatlarda eşgüdümün değerini gösterdi.
Yeni Stratejik Konsept ittifakın gelecekteki görevlerini tanımlamakla kalmayacak, NATO yapılarına bu görevleri yerine getirmesi için gerekli yeteneğin kazandırılmasını sağlayacak. NATO müttefiklerinin güvenliğine yönelik tehditler NATO sınırları dışından ve bazen Avrupa’nın coğrafi sınırlarının çok ötesinden kaynaklanacak. Çoğu NATO üyelerinin silahlı kuvvetleri öncelikle kendi ya da komşu bir müttefikin topraklarında savaşmak üzere yapılandırılmış durumda. Uzak mesafelere kuvvet gönderme yetenekleri çok sınırlı.
Brüksel’de Ocak 1994’te yapılan NATO zirvesinde müttefikler bu nedenle bir Ortak Görev Kuvveti (Combined Joint Task Force) komutanlığı oluşturulmasını kararlaştırdılar. Esnek karargah birlikleri, NATO’ya üye olmayan ortakların da olası katılımıyla, transatlantik nitelikte ya da sadece Avrupa’ya özgü görev kuvvetlerinin oluşturulmasını kolaylaştıracak. 1999 İlkbaharında yürürlüğe girmesi beklenen Alman Strtatejik Savunma Planı gibi ulusal çaptaki reformların amacı, sınır ötesi harekatlar yapma yeteneğinin arttırılmasını öngörmekte. Ne var ki, bu değişiklikler, çoğu durumda, ciddi ölçüde zayiat verme riskinin yüksek olduğu uzun mesafeli harekatlara katılma isteğinin zayıf olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Avrupa para birliğine geçiş, AB’nin ciddi bir Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’na sahip olmayışını daha da çelişkili bir hale getirdi. 1997’ye kadar İngiltere’nin anlamlı bir Avrupa kuvvetine katılmaya muhalefeti, bu konudaki girişimleri ciddi olarak aksattı. Ne var ki Aralık 1998’de İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Fransa Başkanı Jacques Chirac’ın St Malo buluşması, İngiltere’nin tavrında önemli bir değişikliğin işareti oldu. İngiltere’de Mayıs 1997’de iktidara gelen İşçi Partisi iktidarı, kendinden önceki Muhafazakar hükümetlerin NATO dışı Avrupa güvenlik yapıları oluşturulmasına karşı tavrını paylaşmıyor. Bunun bir nedeni artık ittifakın dağılması korkusunun kalmaması. Yeni İngiliz politikası, NATO’nun yerini almaya değil ittifakı güçlendirmeye yönelik Avrupa yapılarını destekliyor. Dolayısıyla, önümüzdeki yıl güvenlik alanında NATO - AB ilişkisi tartışması yoğunlaşacak.

ABD önderliğinin kabulü

Bu tartışmaların köklü değişikliklere yol açıp açmayacağı başka bir konu. 1991 - 95 döneminde Hırvatistan ve Bosna’da tutarlı ve kararlı bir şekilde hareket etmeyi başaramayışı, Avrupa’nın özgüvenini ciddi şekilde yaraladı. Avrupa ülkelerinin çoğu kuvvet kullanım tehdidini içeren inisiyatiflerde ABD varlığının hayati olduğu kanısında. Washington’un başka türlüsünü kabul etmemesi nedeniyle, bu hemen hemen otomatik olarak ABD’nin önderliği üstlenmesi anlamına geliyor.
Dolayısıyla bu yeni Avrupa girişiminin Fransız - İngiliz işbirliğinden öte bir anlamı olup olmayacağı açık değil.
Sınır ötesi harekatlara katılma kapasitesi NATO üyeleri arasındaki ayrılıklardan sadece biri. Bu ayrılıklar kısmen mevcut tehdit algılamalarındaki ve bu tehditlere karşı savaşma iradesindeki farklılıklardan kaynaklanıyor. Ancak bunun kadar önemli bir etken de, birçok konuda ABD’nin ve Avrupa devletlerinin politikaları arasındaki büyük farklılıklar nedeniyle Avrupalıların Amerikan önderliğini kabul etmelerinin çok güç olması.

Sınırsız göreve muhalefet

Çoğu avrupa hükümetleri bu nedenle, Batı’ya yönelik toplu bir saldırı hali dışında, NATO’nun çok geniş bir coğrafi kapasite ve görev geliştirmesine kuvvetle muhalefet ediyor.
Bütün müttefikler NATO’nun Avrupa içinde barışı koruma rolünü kabul ediyor ve çoğu NATO’nun öncülük ettiği Bosna’daki Uygulama ve İstikrar Sağlama Kuvvetleri’ne katkıda bulunuyor. Ancak silahlı müdahalelere katılma konusundaki çok farklı tavırları var. NATO’nun barışı koruma rolünün Balkanlar’dan eski Sovyetler Birliği, Kuzey Afrika ya da Orta Doğu’ya doğru genişlemesine üyelerin büyük çoğunluğunun, bu arada ABD güvenlik ve dışpolitika yetkililerinin çoğunun şiddetle muhalefet edeceği biliniyor.
Terörizm de ortak bir tehdit olarak algılanıyor, ancak üyelerin çoğu ABD kadar tehdit altında olduklarını düşünmüyor, çünkü ABD gibi Orta Doğu’da askeri varlık sahibi ve İsrail ile müttefik değiller. Öte yandan bu tür tehditlerle başa çıkmada NATO’nun doğru adres olup olmadığı konusunda derin kuşkular mevcut. Çoğu Avrupa devletleri Ağustos 1998’de ABD’nin Sudan ve Afganistan’da giriştiği harekata karşı derin kuşkuları vardı. Terör eylemleri kendi toprakları üzerinde meydana gelmediği sürece çoğunun ileride bu tür harekatlara katılmak istemeyecektir.
Haziran 1996’daki NATO Dışişleri Bakanları Berlin toplantısında, ittifakın kitle imha silahlarının yayılmasını önlemede bir rolü olduğu benimsendi. Ancak birçok NATO üyesi, bu konunun ittifakın görev alanına girip girmediğini sorgulamaya devam ediyor. Örneğin çoğu NATO üyesi İran’ı kuşatma konusunda ABD’ye göre çok daha isteksiz. Kuzey Kore de tamamen ABD’yi ve Doğu Asya’yı ilgilendiren bir konu olarak görülmekte.
BM’den yasal bir yetki alma gereğiyle ilgili konusuna gelince, Avrupalılar, Güvenlik Konseyi’ndeki Rus ve Çin vetosunun zaman zaman gerekli NATO harekatları için önceden onay almasını imkansız hale getireceği şeklindeki Amerikan argümanını kabul ediyor. Uluslararası hukukun BM tarafından yetkilendirilmeye gerek olmaksızın, saldırıya uğrayan bir devlete yardım etme hakkını tanıdığını da kabul ediyor. Ancak çoğu (Kosova’da söz konusu olan türden) tek taraflı müdahalelerin kural değil istisna olmasını, mümkün oldukça BM’in onayının alınması gerektiğini istiyor. Kosova ile ilgili olarak bile, ABD’nin Rusya’nın itirazlarını dikkate almama eğilimiyle Avrupa’nın Moskova ile anlaşma arzusu arasında belirgin bir farklılık görülüyor.

NATO stratejik konsepti

Bu tür ayrılıklar nedeniyle Stratejik Konsept’in NATO harekatlarını kısıtlamayan fakat kesin taahhütler içermeyen bir uzlaşma şeklinde oluşması kuvvetle muhtemel. Müttefikler büyük olasılıkla her defasında BM onayı alınıp alınmaması sorusunu açık bırakarak, NATO’nun uygun bir hukuki çerçeve içinde davranması üzerinde anlaşacaklar. Aynı şekilde, Stratejik Konsept büyük olasılıkla NATO faaliyetlerine coğrafi sınırlama getirmeyecek, fakat herhangi bir yeni ilgi alanı belirlemeyecek. Ne ABD, ne de Avrupalılar "Stratejik Konsept" konusunda kamuoyu önünde ayrılığa düşmek istiyor. Bunun için herkes uzlaşmaya varmak için işbirliği yapacak.
Böyle bir mutabakat, NATO’nun egemen ve demokratik devletler arasında bir ittifak olduğunu gösterecek. Bu ülkelerin politikacıları ve seçmenlerinin çoğu şu anda herhangi bir güvenlik tehdidi hissetmiyor ve üyeler güvenlik konularında karar verme özgürlüklerini muhafaza etmek istiyor.. Ama bu durum değişebilir. Örneğin, Körfez’deki petrol kaynaklarına yönelik yeni ve ciddi bir tehdit ya da kitle imha silahları kullanan terör eylemleri ABD komutası altında birleşik askeri harekat gereğinin kabulüyle sonuçlanabilir. Yine de gelecekte NATO üyelerinin katıldığı ve ittifakın altyapısının kullanıldığı askeri harekatların gönüllü koalisyonlara dayanması olasılığı yüksektir.


Kırmızı Bank bundan sonra Milliyet.com.tr'deKırmızı Bank, geçmişte yaşanan ilginç olayları eğlenceli bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Melis Öztop'un sunumuyla Kırmızı Bank bundan sonra milliyet.com.tr'de sizlerle olacak... İlk bölüm için takipte kalın...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber