KURBANIN KORUNMASI

Norveç katliamında yaşamını yitiren Gizem Doğan’la ilgili haberler ve İngiliz caz şarkıcı Amy Winehouse’un evinde ölü bulunması üzerine ‘alkol ve uyuşturucu bağımlısı’ olarak lanse edilmesi medyanın dramatik ve sansasyonel olanla, özel alan ve kişi hakları ayrımı yapmasının ‘etik’ bir sorumluluk olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı.

KURBANIN KORUNMASI

Norveç katliamı sanığı ‘ırkçı’ Anders Behring Breivik’in Oslo ve Utoya adasında gerçekleştirdiği bombalı silahlı saldırılarda 76 masum insan can verdi.Barış ve demokrasi kültürünün içselleştirildiği bir ‘refah toplumu’nda bireysel de olsa ‘nefret’ duygusunun bu denli vahşi bir saldırganlığa dönüşmüş olması Norveç gibi Avrupa’yı bütünüyle sarstı. Yabancı düşmanlığı,’İslamofobi’ gibi kavramlar yeniden tartışılmakta. O arada saldırganın ‘manifestosunda’ Türkiye düşmanlığı da geniş bir yer tutuyor.

Umutlarını korudular
Ne yazıkki katliamın kurbanları arasında Gizem Doğan da var. Doğan ailesi kızlarının ‘kayıp’ olması nedeniyle adadan sağ dönebileceği umudunu bir süre korudular.
Medyanın böyle zamanlarda ‘önde gitme’ refleksi bu olayda da karşımıza çıktı. Bazı gazeteler, aileye de dayandırarak Gizem Doğan’ın adada ölenler arasında olduğunu yazdı. Aile ise ısrarla“ Gizem’in yaşadığını düşünüyoruz” diyordu. Sonunda DNA testiyle Gizem’in katliamdan kurtulamadığı anlaşıldı. Gizem Doğan bugün Norveç’te toprağa verilecek.

Şiddet ve nefret dili
Öte yandan Avrupa’da yükselen ırkçılığı kınayan ve ‘İslamofobi’ vurgusu yapan Türkiye’den kimi medya kuruluşlarının da haber ve yorumlarında ‘Oslo kasabı’ gibi tanımlamalarla şiddet-nefret dilinden kurtulamadıkları ve eleştirdikleri noktaya sürüklendikleri gözlendi.


AMY WINEHOUSE’UN ÖLÜMÜ

Ünlü müzisyen Amy Winehouse, Londra’daki evinde ölü bulunduğunda sanatçının ‘içki ve uyuşturucu’ nedeniyle öldüğü iddia edilse de ölüm nedeni hakkında resmi açıklama yapılmamıştı. Türkiye’de kimi gazetelerde,ünlü barmenlerin yaz ferahlığı tadındaki “uyuşturucu kokteyli’ bile hazırlandı.
Oysa medyanın dramatik ve sansayonal olanla,özel alan ve kişi hakları arasında bir ayrım yapması gerekirdi.
Sanatçınınn ölüm nedeni doktor raporlarıyla kesinleşmeden,’alkol ve uyuşturucu bağımlısı’ olduğunun hatırlatılması ‘etik’ yönden sorunluydu. Ölenler,salt birer haber nesnesi değildir.

OMBUSMAN’IN GÖRÜŞÜ:
Gazetecilerin Hak ve Yükümlülükleri konusunda İsviçre Basın Konseyi’nin Direktifleri,Türkiye’deki benzer metinlerle karşılaştırıldığında daha duyarlı olunması gereken bir ilkenin altını çizmektedir: Kurbanın Korunması
Gelecekteki davranış kodlarını etkilemesi açısından aynen aktarıyoruz:
‘Gazeteci,dramatik veya şiddet içeren olaylara gönderme yaparken kamunun haber hakkıyla kurbanın ve olaya dahil olanların çıkarlarını karşılaştırmalıdır.Gazeteci,olayın sansayonel bir habere dönüşmesini, dolayısıyla kişinin bir nesneye indirgenmesini engellemekle yükümlüdür.Söz konusu olan ölüler,acı çekenler yada bedenler olduğunda ve bol ayrıntılı,uzun süreli veya boyutlu betimlemeler ve imgeler kamunun meşru ve gerekli enformasyonunu aştığında,durum tam da budur.’


BAKAN GÜNAY’IN ŞAKASI

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın Kanuni Sultan Süleyman Türbesi’ndeki incelemeleri sırasında bir mezar taşının üzerindeki motiflerle ilgili sorusunu yanıtlayamayan Yazma Eserler Başkanı Doç. Dr. Muhittin Macit’in zor anlar yaşadığı gözlenmişti. Günay’ın “Çaktın sınıfta kaldın. Mahvoldun Hoca” sözlerini milliyet.com.tr web sitesi “Bakan doçenti yerin dibine soktu” başlığı ile verdi.

Azarlama var mı?
Haberin en altında ise Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan açıklamada, bir haber ajansının “Doçent yazıyı okuyamayınca” başlıklı haberinde, Bakan Günay’ın Kanuni Sultan Süleyman Türbesi’ndeki incelemeleri sırasında Yazma Eserler Başkanı Doç. Dr Muhittin Macit’e tepki gösterdiği ifadesinin yer aldığı aktarıldı. Açıklamada, “Bakan Günay’ın söz konusu tepkisi haberde yer aldığı şekilde olmayıp, kesinlikle incitme amacı içermeyen bir konuşma mahiyetindedir. Kesinlikle Sayın Macit’e yönelik bir azarlama söz konusu değildir” denildi.
Tahsin Belbedir adlı okurumuzun eleştirisi şöyle: “Milliyet Gazetesi’nde okuduğum haber inanın tüylerimi diken diken etti, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın koskoca bir üniversite hocasına sorduğu soruya yanıt veremediği için azarladığı yalanlanmışsa bu niye haber oluyor. Bu haber olacaksa siz niye üniversite hocasını böyle ağır bir ithamla iyice mağdur durumuna sokuyorsunuz. “Çaktın hoca” bir şaka olarak da söylenmiş olabilir bu sözle niye derin dibine soksun? Gazeteci olan bakanın sorduğu mezarı araştır ne yazıyor diye bulur öyle haber yapar. Bence siz de çaktınız!


FATMAGÜL İÇİN YÜRÜMEK

İstanbul’da yüzlerce kişi kadın cinayetlerini ve şiddeti protesto etmek için tabutlar ve gelinliklerle yürüdü. Yürüyüşe sivil toplum kuruluşları sanatçı ve aydınlar da katıldı.
“Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisinde bir tecavüz mağdurunu canlandıran Beren Saat’in de yürüyüşe katılarak destek vermesi üzerine Milliyet 25 Temmuz 2011 tarihli sayısında birinci sayfadan “Fatmagül için yürüdü” başlığını atmış.

Yürüyüşün anlamı
Rünem Kayaçal adlı okurumuz şöyle diyor: “Bu ülkenin dört bir yanında hergün onlarca kadın dövülüyor, sokağa atılıyor, bıcaklanıyor, tecavüze uğruyor,öldürülüyor. Bu yürüyüşün anlamını bir diziyle magazinleştirmenizi kınıyorum.
Artık beklemiyorum ama
Artık basından olayın ciddiyetini, önemini, kavramasını bu olaylara daha anlamlı yer vermenizi beklemiyorum ama hiç değilse bunca yürüyüşe protestoya rağmen ertesi gün bir kadının daha öldürülmüş ya da tecavüze uğramış olmasının acaba attığınız sulandırılmış başlıklarla bir ilgisi olabilir mi diye düşünmenizi tavsiye ederim.”

Kim Milyoner Olmak İster'de verdiği cevapla olay oldu!Kenan İmirzalıoğlu'nun sunduğu Kim Milyoner Olmak İster'de "Umarım 'caps'im yapılmaz" diyen Serpil Hanım, elendiği soru ile sosyal medyada gündem oldu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber