Geri Dön

MİNE G. SAULNIER

Paris Jeopolitik Gözlemevi üst düzey yöneticisine göre uyuşturucu sektörü

Arkadaşımız Mine G. Saulnier 'nin Paris Jeopolitik Uyuşturucu Gözlemevi 'nin üst düzey yöneticisi bir uzmanla yaptığı bu röportajda, uzmanın gerçek adını kullanamıyoruz. Türkçe dahil 6 dil konuşan bir tarihçi ve antropolog olan uzmanı PV diye anacağız. Fransa'da uzun yıllar yüksek düzey devlet memurluğu yaptıktan sonra Gözlemevi'nde çalışmaya başladı.
Jeopolitik Uyuşturucu Gözlemevi, gönüllü bir kuruluş. Araştırmalar sonucu edinilen bilgi ve belgeleri, yıllık raporlar haline getiriyor ve isteyen tüm hükümetlere ya da gizli servislere sunuyor. Avrupa Birliği Komisyonu ile sıkı işbirliği olan kuruluşun, tüm dünyada 180 kişilik bir "muhabir" kadrosu var. Tüm bilgiler Paris'te toplanıyor ve aralarında sosyolog, hukukçu, etnolog ve ünlü gazetecilerin yer aldıkları sekiz kişilik bir heyet tarafından değerlendiriliyor.

* Üçüncü dünya ekonomilerinde, uyuşturucu kaçakçılığının yeri nedir?
Dünyada uyuşturucu üretimi, başka gelirlerin tükendiği yerde başlıyor. Bir ülke savaşa ya da krize girdiği zaman, uyuşturucu ticareti gelir kaynağı olarak ortaya çıkıyor. Uyuşturucu geliriyle her türlü savaşı finanse edebilirsiniz.
Tıpkı Lübnan'da olduğu gibi. Çok ilginçtir, Beyrut'ta düşman taraflar birbirlerini doğrarken, Bekaa vadisi güllük gülistanlıktı. Neden? Çünkü her kesim kendi arazilerinde savaşın sinir sistemini oluşturan uyuşturucu tarımını yürütüyordu. Bekaa'ya kimse dokunmuyordu, çünkü herkesin çıkarı vardı uyuşturucu gelirinden. Ve Lübnan'da savaşın görünürde hiç bir nedeni kalmamışken, dövüşülmeye devam edildi.
* Yüzyılımızın kısmi savaşlarıyla uyuşturucu arasında bağlantı kuruyorsunuz...
Elbette. Örneğin Birmanya'da 1930 - 40 yılları arası afyon üretimi son derece sınırlıydı. Kuomintang yenilip, Mao'nun Kızıl Ordusu önünde Çin'den kaçmak zorunda kalınca, CIA yenik Birmanya ordusunu sınıra yerleştirdi. Amerikan Kongresi bu ordunun beslenmesi için bütçe çıkarmayı reddedince CIA, Birmanya ordusu komutanlarına afyon üretmelerini önerdi. Bugün Birmanya, ABD'ye giren eroinin yüzde 60'ını üretiyor. Yani ABD gizli servisleri tarafından başlatılan uyuşturucu üretimi, bugün Amerika'daki uyuşturucu bağımlılığını yaratmış bulunuyor!
Dün gizli servislerin yaptıklarını, bugün baldırı çıplak milisler yapıyor ve tüm yerel, küçük savaşlar uyuşturucu parasıyla finanse ediliyor. Dünya yeni uyandı ve şimdi sorunun büyüklüğünü görerek, "Eyvah!" diyor. Oysa kınadıkları baldırı çıplak milisler gizli servislerin başlattığını devam ettirmekten başka bir şey yapmıyor.
* Bosna savaşında uyuşturucu işinin rolü ne oldu?
Savaşın başında ordular yoktu. Çatışmalar, kendilerini milliyetçi ilan eden milisler tarafından başlatıldı. Ordular kurulmaya başlayınca bu kişilerin ordulara katıldığı söylendi. Yalan. Bu milisler gündüz savaştıkları karşı cepheden insanlarla, geceleri iş görüyorlardı! Uyuşturucu ticareti, kara borsa yiyecek, içecek, giyecek, her türlü ticaret!
Sizi temin ederim, birbirlerine ödünç ya da satın alma yoluyla silah bile alıp verdiler. Kuşatma altındaki Saraybosna'da, gece klüplerinde bağlanıyordu bu ticaret. Örneğin Arkan adlı ünlü milis... Orduların arka cephesinde, askerlerin gölgesinde Müslümanları öldüren, kadınların ırzına geçip çocukları boğazlayan, okulları yakan bu adam bir "işadamı" idi. Uyuşturucu ve silah kaçakçılığından çok para kazandı! Halen Güney Kıbrıs'ta "off shore" şirketleri var. Bugün savaş bitti. Ancak Arkan, ticarete devam ediyor.
* Arkan'ın iş ortakları kimlerdi?
Hırvat gizli servisleri için çalışıyordu. Yani düşmanları için. Hırvatistan'ın Splitz kentinde sosis fabrikası var.
* Afganistan'daki iç savaşta uyuşturucunun rolü ne?
Afganlılar Ruslara karşı savaş sırasında dışarıdan o kadar büyük yardım görüyorlardı ki, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığı yapmaya gerek yoktu. Ruslar çekilip Afgan kabileleri birbirleriyle dövüşmeye başlayınca uyuşturucu gelirine ihtiyaç ortaya çıktı. Her savaş ağası, kendi köylüsüne afyon ektirdi. Bugün Afganistan dünya afyon üretiminde ve eroin pazarında bir numaralı ülke.
* Türkiye'nin komşuları hakkında bir yorum yapabilir misiniz?
Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan gibi ülkelerde az önce ana hatlarını çizdiğimiz senaryonun aynısını buluyoruz. Yukarı Karabağ'dan başlayıp tüm yöresel çatışmalar ve savaşlar uyuşturucu ticaretiyle finanse ediliyor. Bu çatışmaları yöneten iktidar sahipleri, genelde kabile reisleri.
Örneğin Azerbaycan'ın bazı en üst devlet yetkilileri. Birbirleriyle iktidar savaşı içindeler. Azerbaycan'ı petrol gelirinin büyük bölümü ve uyuşturucu parası, savaşa gidiyor. Karabağ'dan gelen yüzbinlerce göçmeni beslemek gerekiyor elbette.
Biliyorsunuz Azerbaycan'da "Bozkurtlar" var. Tıpkı Türkiye'deki gibi. Türkiye'deki Bozkurtları örnek alarak örgütlendiler. Yani, tıpkı Türkiye'deki Bozkurtların uyuşturucu kaçakçılığında oynadığı rol gibi, Azerbaycan Bozkurtları Sumgait 'te üslenen Ermeni mafyasıyla uzun yıllar işbirliği yaptı. Özbekistan'dan Rus ordusunun helikopterleriyle afyon taşıdılar. Bu, herkesin herkesle işbirliği yaptığı bir iştir...
Bir ülkede kriz olduğu zaman, uyuşturucuya bağlı kara pazar ekonomisini işletmek olanağı doğar. İşin ideolojik yanına gelince... Biz Batılılar, tarih içinde bir anlayış yarattık. Ahlaksızlığın daniskası olan bu anlayışa göre: "Amaca hizmet eden tüm araçlar meşrudur." Yani amaç soyluysa, doğruysa, onursuz ve soysuz araçlarla varılmasında bir sakınca yoktur. Oysa kötü araçlar, amacı hedefinden saptırır. Araç ahlaksızsa, amaç da kirlenir.
* İran'ın uyuşturucu alanındaki durumu ne?
Uyuşturucuyla en çok mücadele eden ülkelerden biri. Ancak kaçakçılığa engel olamadı. Çünkü ortak çıkarın ve kolay paranın olduğu yerde, dostlar ve düşmanlar güçbirliği yapar. Bugün Irak, İran ve Türkiye sınırında baz morfin ticareti yapılıyor.
PKK ve PKK'ya karşı savaşan milisler uyuşturucuyu buradan satın alıyorlar. Düşman kardeşler, aynı satıcıya çalışıyorlar ya da aynı satıcı, birbirine düşman müşterilere çalışıyor, diyebilirsiniz.
Suriye'ye gelince, tam bir uyuşturucu kaçakçılığı ülkesi. İsrail, Lübnan'ı güneyden kapatıyor, dolayısıyla Bekaa'nın kapısını ardına kadar Suriye'ye açmış oluyor. Dolayısile Bekaa'da olup bitenlerden doğrudan Suriye devleti sorumlu.
* Çeçenistan'daki savaş nasıl bitirilebildi?
Çeçen mafyasıdaki ortaklarıyla küçük hesapları için savaşan Rus askerlerinin küçük çıkarları, dev petrol şirketlerinin büyük çıkarlarıyla çatıştı. Bütün bu karışıklığa petrolden gelen parayı barış içinde yiyebilmek için son vermek gerekti. General Lebed, sorunu çözmekle görevlendirildi, çözdü ve gitti.
* Türkiye'nin uyuşturucu trafiğindeki yeri ne?
Doğu'dan gelen trafiğin büyük bölümü Türkiye'den geçiyor. Türkiye hem Asya'dan gelen eroinin ana yolu, hem de afyonun eroine dönüştürüldüğü ülke. Buna kimse itiraz edemez.
* Türkiye'deki imalathaneler en çok nerede?
İran, Irak sınırında. Gaziantep'te. Bir de Türkiye'ye yakın Nahçıvan sınırları içinde. Bildiğiniz gibi Nahçıvan Bozkurtların üslendiği bir yer. Burada PKK da var. Ve Bozkurtlarla aynı kaynaklardan uyuşturucu alıyorlar.
* Savaşı sürdürmek için mi?
Büyük ölçüde, evet. Bozkurtlar, korucu aşiretler, milisler ya da PKK gibi bir örgüt olmanın avantajları ne? Yurt dışında diasporaları, uzantıları olmak. Bu diaspora, uyuşturucuyu perakende satabilmek açısından büyük bir olanak. Ta Almanya ya da Hollanda'nın içlerine kadar kendi örgütleriyle sokabiliyorlar uyuşturucuyu. İşlenişinden perakende satışına kadar mükemmel bir sanayii zinciri bu.
* Sizce uyuşturucu PKK ile savaşa nasıl karıştı?
Herşey, düşmanın finans kaynaklarını kesmek amacıyla başladı. Yani "PKK, uyuşturucudan mı besleniyor? Biz bu ticareti bunların elinden alırsak, yaşam boruları kesilir," dendi. Ve böylece PKK'ya karşı mücadele eden örgütler, uyuşturucuya el attılar. Ancak öylesine çok para kazanıldı ki, kara paradan zengin olan iş adamları yaratıldı, hedeften sapıldı ve araç, amacın hizmetindeyken, amaç aracın hizmetine geçti ve savaş dejenere oldu.
* Sizce Türk devleti içinde uyuşturucu kaçakçılığını kollayan odaklar var mı?
Ayrıntılara giremem. Söyleyebileceğim, Anadolu'da ele geçirilen bir kilo eroine, o eroinin piyasa fiyatı kadar "prim" verilirse, bu demektir ki yakalanan eroin yokedilmeyecek! Milislere uyuşturucuyla ödeme yapıldığında, ya da bulduğunuz uyuşturucuyu sizden biz satın alacağız denildiğinde, bir kara sermaye yaratılıyor. Üstelik alınıp satılan mal, korkutucu olmaktan, yasak olmaktan çıkıyor!
* Sizce bütün bunlarda devletin sorumluluğu ne? Bozkurtlara mı göz yumuyor? Milislere mi?
Abdullah Çatlı örneğini vereceğim. Bir devlet, bir adamın yasa dışı işi varsa, ancak bu yasa dışı işin yanında "milli" bir görevde kullanılıyorsa, biz onu rahat bırakırız derse, ne anlarsınız? Sorunun anahtarı budur. Demek ki, o devlet için yalnızca para kazanmak amacını güden kötü kaçakçılar, bir de milli çıkarlara hizmet eden iyi kaçakçılar vardır. Soyut bir ayrım yapılarak, temelinde uyuşturucu kaçakçılığının çok da kötü bir şey olmadığı fikri yerleştirilmektedir. Uyuşturucu kaçakçılığı iyi amaçlara dönük yapıldığında iyi, kötü amaçlara dönük yapıldığında kötü sayılmaktadır.
Türkiye bu işte yeni değil. Bu şekilde "baba" aileleri, kabileleri yaratıldı. Şimdi de iş adamları. Aslında dinamik bir ticaret kuralından yola çıkıyor Türkiye. "Talep varsa, arzederiz," fikrinden...
* Ordu içinde uzantıları olabilir mi?
Bilmiyorum. Ancak Güneydoğu'daki savaşa bulaşıp, en azından küçük gruplar ya da bireyler düzeyinde işin dışında kalmak biraz zor. Bir de, milis ödemelerinin bu biçimde yapıldığını bilmemek ve buna göz yummamak da zor...

* Türk güvenlik güçleri, "Alman fabrikaları anhidrit asetik satmasa, eroin işlenemez; suç bu maddeyi satan Almanlarda" diyor.
Türkiye, çok önemli bir deri sanayii ülkesi değil mi? Deri anhidrit asetikle işlenmiyor mu? Alman Merck fabrikasına, "deri işleyeceğiz" diye sipariş edilen anhidrit asetiki "Türkiye'ye satma, çünkü eroin işlemekte kullanıyorlar" denilebilir mi? Firma, bu maddeyi sonradan başkalarına satıyorsa, bunun sorumluluğu kimde?
Uyuşturucunun temel özelliği, dünya ekonomisinin "mantığına" dahil olması. Uyuşturucu parası, Batı ekonomisi için bir soluktur. Diyelim ki Güney Kıbrıs'taki, Karaiplerdeki, Pasifik'teki "off shore" şirketleri kapattık. Kim bunun faturasını ödeyecek? Herkes.
Çünkü uyuşturucu parası, vergiden kaçan paranın anasını oluşturuyor. Örneğin ABD, dünyanın para aklama konusundaki en sıkı, en sert yasalarıyla donatılmış bir ülke. Oysa ABD, Karaipler dolayısile tüm çevresi "off shore" şirketlerle kuşatılmış, dolayısile en çok kara para aklanan ülke!
* Türkiye'deki kara para nasıl aklanıyor?
Genellikle inşaat, tekstil ve taşımacılık sektörlerinde. Buna şimdi "özelleştirme" sektörü de eklendi. Taşımacılık sektörünün önemi, Türklerin kendi taşımacılığını tercih etmelerinden geliyor. Avrupa ile Türkiye arasında yılda 6 milyon insan geliş gidişi var.
* Kıbrıs Rum kesiminin bu sektördeki yeri ne?
Kıbrıs Rum kesiminin bir "off shore" beldesi olduğunu herkes biliyor. Yani, kara para aklayan şirketler beldesi...
* Türk iş adamlarının Kıbrıs Rum kesiminde "off shore" şirketleri var mı?
Evet, çok var. Hem de hiç aklınıza gelmeyecek isimler. Pek çok politikacının da var.
* Kimler?
İsim söyleyemem. Güney Kıbrıs'ta 3500'den fazla "off shore" var. Bazı isimleri biliyorum, ancak kaç Türk şirketi olduğunu tam olarak bilmiyorum.
* Güney Kıbrıs'ın AB'ye girmesi nasıl söz konusu olur?
AB Monaco, Luxembourg ve İngiliz Normand adalarıyla zaten bu tür ülkelerin üye olduğu bir topluluk. Teknolojik ilerlemelerle, artık para elektronik olarak el değiştiriyor. Dolayısile "off shore"ları sınır içine ya da dışına almanın önemi kalmıyor.
* Bu durumda Türkiye niçin uyuşturucu kaçakçılığıyla aktif mücadele etsin?
Türkiye bu sorunu yabancı ülkelere uyuşturucu giriyor diye değil, kendi çıkarı için çözmek zorunda. Bugün Türkiye'nin jeopolitik konumu, kendisini zaten vazgeçilmez kılıyor. Herkes gözlerini yumuyor olup bitenlere.
Ancak Türkiye gibi "sermayeleşme" geleneği köklü olmayan bir ülkede, birdenbire, hızla ve çok para toplanırsa; ellerinde kaynağı belirsiz büyük paralar biriktiren sermaye odakları, yalnızca yasaları çiğnemekle, rüşvetçilik yoluyla devleti çürütmekle yetinmez, satın alırlar.
Oysa dünyada hiç bir ülkenin mafyanın devleti ele geçirdiği bir yönetim altında yaşamak istediğini düşünemiyorum. Kuralsız ve yasa dışı ticaret, demokrasinin ölümü, devletin ve yasaların sonu demektir. Ülke, geleceğini yasak metalara bağlamış demektir.

Kıvanç Tatlıtuğ'un mangal keyfiZaman zaman sosyal medyadan paylaşımlarda bulunan oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, bu kez mangal yaparken çekilen videosunu yayınladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber