Geri Dön

Seni seviyorum Küba!

Seni seviyorum Küba!


Küba ile Türkiye yıllar önce füze krizinde çakışan kaderlerine gecikmiş bir dostluk rotası çiziyorlar. Giden Küba'ya, gelen Küba'dan


       Bugünlerde Türkiye ile Küba arasında büyük bir diplomatik ilişki trafiği yaşanıyor. Kübalı parlamento heyetlerinin birini uğurlarken, diğerini karşılıyoruz.
       Bizim cenahta de işler farklı değil. Türkiye - Küba Parlamentolararası Dostluk Grubu, adeta "canı sıkıldığında" Küba'ya gidiyor. Eğer kendileri gidemezlerse muhataplarını çağırıyorlar.
       Türkiye - Küba Ticaret Ekonomik ve Sınayi İşbirliği Karma Komisyonu iki ülkenin ortak puro üretimi için geçen yıl Ankara'da anlaşma imzaladı. Kübalı Tarım Bakanı Alfredo Jordan Moralen önceki gün Ege Bölgesi'nde çiftçilerimizle tanıştı. Başbakan Bülent Ecevit de Bakanlar Kurulu toplantısında ortak puro üretimini Güneş Taner ile irtibatlandırdı.
       Bu ilişkinin dikkat çekici yanı, MHP gibi yıllarca bütün varlık sebebini, komünizme karşı mücadeleye endekslemiş bir partinin iktidar koltuğunda oturması... Küba'yı ziyaret eden MHP'liler dönüşlerinde, sosyalizmin son kalesine olan hayranlıklarını da saklamıyorlar.
       Türkiye'nin sol kesiminde zaten Küba sevgisinin hiç eksilmediği biliniyor. Küba Devrimi "gerilla savaşı" sonunda gerçekleşmesi yanında Sovyetler Birliği'yle sıkı dostluk bağları vardı. Bu iki özellik Türkiye sosyalist solunu Küba dostluğunda birleştiriyordu.
       Peki komünizme karşı aşırı duyarlı olan Türkiye Cumhuriyeti ile iktidarda Komünist Parti'nin bulunduğu Küba Cumhuriyeti arasında bu dostluk bağları nasıl başladı ve nasıl sürüyor?
       Kübalılar'ın Türkiye sevgisini anlamak için 1960'lara geri dönmek gerekiyor.

Ekimin füzeleri

       Fidel Castro'nun 1959'da gerilla savaşıyla "Amerika dostu" Fuldencio Batista'yı devirmesi ABD'de büyük bir telaş yaratıyordu. ABD'nin "arka bahçesi" olarak tanımlanan Karayipler'de bir sosyalist iktidar doğmuştu. Örnek çok tehlikeliydi, bütün Latin Amerika Kıtası'na sıçrayabilirdi.
       Küba ABD tarafından ekonomik bir çembere alınacak, devrim Küba ile birlikte batacaktı.
       ABD'nin bu tavrı Küba'yı çaresiz olarak Sovyetler Birliği'ne doğru itti. Castro, ekonomik yardıma karşılık nükleer başlıklı Sovyet füzelerinin Küba'ya gizlice yerleştirilmesine izin verdi.
       ABD bu füzeleri tespit edince, 3. Dünya Savaşı riski doğdu. Sonunda SSCB ile ABD anlaştılar. Soyvetler, Küba'dan füzeleri sökecekti. ABD de buna karşılık Türkiye'deki füzelerini kaldıracaktı. Türkiye 1962 Ekim'inde bir dünya krizinin satranç taşı olduğunu Küba'daki füzeler sayesinde öğrendi.

Türkiye sevgisinin temeli

       1993'de bu satırların yazarının da içinde bulunduğu sivil delegasyon Küba'ya gitmişti. Havana Havaalanı'nın giriş yaparken, gümrük görevlisi sormuştu:
       "Nereden geliyorsunuz?"
       "Türkiye."
       Yüzünde bir tebessüm parıldayan görevli yanındaki arkadaşına "Hey Maria bak Türkiye'den gelmişler" dedikten sonra, Türkiyeli delegasyonun valizlerinin açılmaması emrini vermişti.
       Türkiye - Küba ilişkilerinin gelişmesine azımsanmayacak katkıları olan o tarihteki Havana Büyükelçimiz Aykut Berk'e bu yakınlığın nedenini sorduğumuzda şöyle demişti:
       "Türkiye, Birleşmiş Milletler'de 1963'den bu yana Küba aleyhine hiç oy kullanmadı. ABD'nin Küba'ya siyasi yaptırımlar içeren önergelerine karşı 'çekimser' kalmayı tercih etti. Kübalılar bunları unutmuyorlar."

Castro'nun ziyareti

       Küba'nın Türkiye'ye karşı özenli tavrı 15 Temmuz 1989'da daha net ortaya çıkıyordu. Ülkesindeki büyükelçilerle görüşmek gibi bir geleneği olmayan Fidel Castro, bu tarihte Türkiye'nin Havana Büyükelçisi olan Kemal Girgin'in davetini kabul ederek büyükelçilik binasına geliyordu. Bütün resmi eğilimlerin dışına çıkan Castro tam beş saat büyükelçilikte kalıyordu. Castro'nun bu tavrı Havana'daki diplomatlar arasından şaşkınlıkla karşılanıyordu.

Tito temsilcisi Ankara'da

       Küba'nın Türkiye'ye karşı kamuoyu tarafından bilinmeyen başka jestleri de var. 1970'li yıllarda çok etkin olan "Üçüncü Dünya Hareketi"nin iki önemli önderi Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Joseph Broz Tito ve Fidel Castro idi. O yıllarda Küba'nın Belgrad'da Tito'nun yanındaki temsilcisi olan Jorge Castro Benitez 1993'ten beri Ankara'da görev yapıyor. Kendi ülkesinin önemli bir siyasetçisi olan Jorge Castro, Küba'da Komünist Partisi Dış İlişkiler Daire Başkanı'yken Ankara'ya atandı.

İlk resmi ziyaret

       Türkiye'den Küba'ya giden ilk resmi delegasyonun başında Sağlık eski Bakanı Yıldırım Aktuna vardı. Mart 1997'de gerçekleşen ziyarette iki ülke arasında dostluk köprüleri kuruluyordu.
       Aktuna'nın ardından da Devlet eski Bakanı Eyüp Aşık Havana'ya uçtu. 1997'nin Aralık ayındaki ziyaretin temelini Türkiye'de üretilecek Küba puroları oluşturuyordu.
       1998'de İstanbul'da yapılan HABİTAT - II toplantısına katılan Fidel Castro Türkiye'de büyük ilgi görüyordu.
       Castro o tarihte Küba Dostları Derneği'nin kendisi için vereceği kokteyl yerine Etiler'deki Casa Del Habano adlı Küba puroları satan mağazanın açılışını tercih ederek, değişen dünya koşullarına uyum sağladığını da göstermişti.
       Esenyurt'un sosyalist kökenli Belediye Başkanı Gürbüz Çapan ise Türkiye Küba ilişkilerine ayrı bir ivme kazandırdı. Küba'nın ulusal kahramanı Jose Marti'nin büstünü Esenyurt'a dikilirken, Havana'ya da bir Atatürk büstü konulmasının koşulları hazırlandı. Geçtiğimiz günlerde de Havana Parkı'nı açan Çapan, Esenyurt'ta Küba bayrağı dalgalandırdı. Yakında Esenyurt'a Amerikan Ambargosu konulursa bu tamamen Gürbüz Çapan'ın eseri olacaktır.

Kübayı herkes seviyor

       MHP'nin iktidarda olduğu son dönemde ise Türkiye - Küba ilişkileri tahminlerden daha hızlı gelişti. TBMM'de Küba dostluğu artık DİSK eski Başkanı Rıdvan Budak'tan soruluyordu. Küba'ya birlikte gittiği MHP'li parlamenter arkadaşlarına "İşte görün komünizm diye karşı çıktığınız şeyin ne olduğu" diyordu. Onlar da "Hakketten şahane bi ülkeymiş bu Küba" diye şaşkınlıklarını dile getiriyorlardı.
       Örneğin MHP Ankara Milletvekili Şevket Bülent Yahnici, Küba'daki tropik sosyalizmi, yıllarca mücadele ettiği komünizmden ayrı bir yere koyuyordu:
       "Küba halkı ideolojisi ne olursa olsun büyük ve vatansever bir halktır!"
       1999 yılının Ekim ayında Küba'ya resmi ziyaret yapan Dışişleri Bakanı İsmail Cem de bu küçük ülkede gördüğü yakınlığı şöyle özetliyordu:
       "Bu geziyi ömrüm boyunca unutmam!"
       Küba ile Türkiye yıllar önce füze krizinde çakışan kaderlerine gecikmiş bir dostluk rotası çiziyorlar. Aradaki siyasi ve coğrafi mesafeler yeni dostların kaynaşmasına engel olamıyor. Türkiye'de uzun bir aradan sonra ilk kez siyasi bir mevzuda politik korodan tek ses çıkıyor:
       "Seni seviyorum Küba!"

13 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber