SİNEMA

15 Nisan'a daha çok var ama!

15 Nisan'a daha çok var ama!
Berrin Karakaş"Hayalet Köpek", "Şiddetin Sonu" ve "Annem Hakkındaki Her Şey", 19. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde izleyeceğimiz yüzlerce filmden sadece birkaçı. Özetle, göremediğiniz birçok filmi görmeye, yeni yönetmenlerle tanışmaya, en önemlisi sıkıntılarınızı sinema kapılarında bırakıp, bir düşten diğerine atlamaya hazır olun.

15 - 30 Nisan günleri arasında özellikle Beyoğlu'nda dolaşan insanlarda muhtemelen bir tuhaflık hissedeceksiniz. Her zamankinden daha dalgın, daha deli ya da daha neşeli olacaklar, çünkü her birinin kafasında bir dolu film sahnesi koşuşturuyor olacak. Tabii ki, iki saatliğine de olsa içine girmek istediğiniz dünyayı siz belirleyeceksiniz, ama biz yine de burnumuzu sokmadan edemedik ve bu seneki festivalin bombalarından önceden haberdar olun istedik.
Festival sayesinde tanışıp aşığı olduğumuz Jim Jarmusch'un yeni filmi "Ghost Dog: The Way of Samurai" (Hayalet Köpek: Samuray Tarzı) bizim merakla beklediklerimizin başında. Kendisinin bir nevi eğlenmek amacıyla yaptığı Neil Young belgeseli "Neil Young ve Crazy Horses"ı görme şerefine henüz erişememişken, son filmini kaçırmaya hiç niyetimiz yok.
Yine, son filmi "The End of the Violence"ı (Şiddetin Sonu) göremediğimiz, yol filmlerinin yolcu yönetmeni Wim Wenders da listemizin başındakilerden. Yönetmenin "Buena Vista Social Club" belgeseli ile bu kez Kübalı müzisyenlerleyiz. Wenders, Ry Cooder'ın 1996'da toparladığı Kübalı müzisyenlerin şarkılarından oluşan Grammy ödüllü albüm "Buena Vista Social Club"dan esinlenerek yapmış filmi. Yani bu, hem sinema, hem de müzik şöleni olacak.
Belgesel demişken; seçtiklerimiz arasında bir de ünlü yönetmen David Cronenberg'in hayatını anlatan belgesel var. Son filmi "Existenz"la kafamızı karıştıran yönetmeni daha yakından tanımak, belki filmlerini çözmemize bir parça yardım edebilir. Hayatıyla ilgili ayrıntılı bilgi istiyorsanız, ki hayli ilginç, Andre S. Labarthe'ın çektiği belgesel "I Have to Make the Word Be Flesh"i kaçırmamalısınız.
Batı'dan biraz uzaklaşıp Doğu'ya doğru gidersek, başta tabii ki İran sineması gelecek. Her türlü sansüre rağmen yaptıkları naif ve bir o kadar da başarılı filmleri ile dünyada tartışılıp duran İranlı yönetmenlerin başında Abbas Kiarostami geliyor. Jim Jarmusch'un da hayranlığını kazanan Kiarostami festivalde. "The Wind Will Carry Us" (Rüzgar Bizi Sürükleyecek) filmiyle sürüklenmeyi bekleyenlerdeniz. Eğer İran filmleriyle ilgilenenlerdenseniz, festivalin "Kadın Öyküleri" bölümünde iki film daha sizi bekliyor. Dariush Mehrjui'nin "Hanım" ve Tahmineh Milani'nin "İki Kadın" filmleri gösterilecek.
Gelelim festivalin açılış filmine... Pedro Almadovar ile başlamak herhalde yapılabilecek en iyi seçimdi. İlk filmi "Pepe Luci Bom"la sapkın filmlerine başlayan ve gerisini de bir güzel getiren Almadovar'ın şimdi de annesi hakkında her şeyi öğreneceğiz. "Todo Sobre Mi Madre" (Annem Hakkındaki Her Şey) gala gecesinde bizlerle olacak.
Sinema ile biraz daha ciddi anlamda ilgilenenlere gelince... Geçen sene yitirdiğimiz ve ancak bir iki filmini görme imkanını yakalayabildiğimiz Fransız yönetmen Robert Bresson'un en iyi dokuz yapımını eminiz görmek istersiniz. Bresson gibi 'auteur'lerin dışında, Ed Wood gibi kültleri sevenlerdenseniz, o zaman Alman yönetmen Rosa Von Praunheim'ın üç filmi sizi bekliyor.
Yine biraz ciddi(!) sinema seyircilerine dönersek... Ken Loach'u Ken Loach yapan "Riff-Raff" başta olmak üzere, yönetmenin tam dört filmi festivalde.Festivalin "Bir ülke - Bir Sinema" bölümünde de İngiltere yer alıyor. Merak ettiklerimiz arasında, ilk yönetmenlik denemesini yapan Tim Roth'un filmi "The War Zone" (Savaş Alanı) başta geliyor. Hep "action" filmlerinde hiddetli adamı oynayan Roth, kendisine biçilen bu imajdan rahatsız olmuş ve tarzını değiştirmeye karar vermiş. İşte size ensest bir öyküyü anlatan "The War Zone" filmiyle Tim Roth'un hem yönetmenliğini, hem de duygusal yönünü keşfetme imkanı. Roth dışında, ilk filmlerini yapan üç İngiliz yönetmenle daha tanışacağız. Ama İngiltere'yle ilgili olarak verilecek en güzel festival haberi, bizce, "İngiliz Canlandırma Sinemasının En İyilerinden" başlıklı bölümü. Animasyon konusunda başarısı kuşku götürmeyen İngiltere'nin bu filmlerini kaçırmamanızı şiddetle tavsiye eder, festivalin kapanış filmi "Mozart in Turkey"i de önerilerimiz arasına katar, iyi seyirler dileriz!

6 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber