12.12.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 12.12.2012-2:30 A-A+

Tiyatro şair ruhlu aktörünü kaybetti

Türk tiyatrosunun 89 yıllık çınarı Mücap Ofluoğlu hayatını kaybetti. Ofluoğlu, en son İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’ndaki yönetim ve tüzük değişikliklerine karşı yapılan protestodaki duygusal konuşmasıyla izleyenlerini ağlatmıştı

Tiyatro şair ruhlu aktörünü kaybetti

YaSEMİN BAY / İstanbul

“Ne güzel, ne ağlamaklı, ne mutlu günler yaşadık burada. Muhsin Bey de vardı. Nur içinde yatsın. Muhsin Ertuğrul ve nicesini tanıdım, hayatlarını yazdım. Bunları yazdığım için mutluyum. Siz de bu mutluluğa sahip çıkın. Bırakmayın bu tiyatroyu. Bu tiyatroya verilen emeğe yazıktır. Ben buraya gözyaşı dökmeye gelmedim, sizi alkışlamaya geldim...”
Geçtiğimiz mayıs ayında, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yapılan yönetim ve tüzük değişikliğini protesto eden tiyatroculara böyle seslenmişti Mücap Ofluoğlu... Ve bu sözleri gözyaşları içinde dinlemişti tiyatrocular... Şimdi Türk tiyatrosu bir kez daha gözyaşı döküyor onun ardından. Tiyatronun 89 yıllık çınarı Mücap Ofluoğlu’nun ardından...
1946 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye adım atan Ofluoğlu, dün hayata veda etti. Ofluoğlu, 3 haftadır böbrek yetmezliği nedeniyle hastanede tedavi görüyordu. Sanatçı için bugün saat 10.00’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde anma töreni düzenlenecek. Ardından cenazesi Üsküdar Karacaahmet Şakirin Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Muhsin Ertuğrul’a mektup
1923 yılında İstanbul’da doğan Mücap Ofluoğlu, iki kez konservatuvar sınavında başarısız olunca annesi Muhsin Ertuğrul’a bir mektup yazar. Ertuğrul bu mektuptan çok etkilenir ve Mücap Ofluoğlu’nu tiyatroya kabul eder. 1946 yılında Şehir Tiyatrosu’nda başlayan tiyatro serüveni tüm hayatı olur Ofluoğlu’nun. 1948 yılında İzmir Şehir Tiyatrosu’na geçer; 1951’de ise Muhsin Ertuğrul’un kurduğu Küçük Sahne’nin ilk kadrosuna katılır.

Küçük Sahne dağıldığında ise İstanbul Oda Tiyatrosu’nu kurar; iki yıl boyunca burada hem oyunculuk yapar hem yönetmenlik. 1960 yılı geldiğinde tekrar yuvaya döner Ofluoğlu; Muhsin Ertuğrul’un çağrısıyla İstanbul Şehir Tiyatrosu’na. 6 yıl sonra istifa eder. Takvimler 1974’ü gösterdiğinde bir kez daha İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun kadrosundadır; kendi isteğiyle emekli olacağı 1980 yılına kadar...
Ofluoğlu’nu tiyatro severler en son “Hastalık Hastası” adlı oyunla sahnede izledi. Zaten “Hastalık Hastası”nı da 1979’da, Türkiye’de ilk kez, Mücap Ofluoğlu sahneye koydu. Tiyatro yaşamı boyunca 50’den fazla başrolde izleyici karşısına çıktı; yaklaşık 30 oyun sahneledi. Fakat, kılıcının gücü kadar etkili ve güzel konuşmasıyla, hayli büyük burnuyla tanınan silahşör ‘Cyrano de Bergarac’tı o pek çok tiyatro sever için. Bu rolle pek çok kişi tarafından tanındı. Ya da kimileri için Mücap Ofluoğlu denildiğinde akla Polonius geliyordu. Muhsin Ertuğrul’un sahneye koyduğu dört “Hamlet” temsilinde hep Polonius oydu çünkü. Ofluoğlu yıllar sonra yayımlanan “Silinmiş Alkışlar İçinde” adlı nehir söyleşi kitabında şu dizeleri söyleyecekti: “Aynada bakıyorum gerçek yüzüme / Ne Poponius ne Harpagon ne Cyrano / Artık yalnızdı çizgilerinde...”

Serengil’e ses verdi
Kimileri içinse Öztürk Serengil’in sesiydi o; kulaklardan silinmeyen. Ofluoğlu, 1960’lı yıllarda birçok filmde Serengil’e sesini verdi. Sanatçı sinema perdesinde ise ilk kez 1943’te “Dertli Pınar” adlı filmle göründü. Ardından “Vatan İçin”, “Biri ve Diğerleri”, “Kaldırım Çiçeği”nin de aralarında olduğu filmler geldi. “Kurtuluş” ve “Süper Baba” gibi ünlü televizyon dizileriyle de evlerimizin baş konuğu oldu.
Ofluoğlu’nun oyunculuğu ve yönetmenliği gibi kalemi de güçlüydü. Sabahattin Ali’nin 1946’da yayına başlayan siyasi mizah gazetesi Marko Paşa’nın yazar kadrosundaydı; hatta 1947’de bir dönem gazetenin sahibi ve yazı işleri müdürü de oldu.
Pek çok kitaba da imza attı. “Bir Avuç Alkış” ile “Aynada” adlı kitaplarında İstanbul Şehir Tiyatroları ve özel tiyatrolarda geçen sanat yaşamını, sanatçı dostlarını; “Dünya Bir Sahnedir”de tiyatronun dünyada ve Türkiye’deki gelişimini;  “Suya Yazı Yazanlar”da Şehir Tiyatrosu’ndan gelip geçen usta oyuncular; “Ağlamakla Gülmek Arasında”da 1946-1980 yılları arasındaki tiyatro geçmişini anlattı.
“Fotoğraftaki Çocuk” adlı kitabında ise şiirlerini bir araya getirdi.  2006 yılında Afife Tiyatro Ödülleri’nde Nisa Serezli Aşkıner Özel Ödülü’ne; 2007’de Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin Onur Ödülü’ne değer görülen Mücap Ofluoğlu, Türk tiyatrosuna imzasını atmış en önemli isimlerden biriydi...

Ofluoğlu için bugün saat 10.00’da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlenecek. Şakirin Camii’nde kılınacak namazın ardından sanatçı, Karacaahmet Mezarlığı’ndaki aile kabristanında toprağa verilecek.

Mücap Ofluoğlu’nun ardından

‘Türk tiyatrosunun tarihiydi’

Kenan Işık: Mücap Ofluoğlu, Türk tiyarosunun tarihidir. Türk tiyatrosuyla ilgili çok önemli iki kitap yazdı. Geçen haftalarda “Cyrano de Bergerac” oynanıyordu Ankara’da. Ben de acaba Mücap Ofluoğlu oraya gidip görür mü diye düşündüm. Hatta davet edelim diye düşündük. Bunu konuşurken ölüm haberini almak sarsıcı oldu.

‘O gözyaşlarını unutamadım’

Ayşenil Şamlıoğlu: O öyle bir sanatçıydı, yüreği o kadar tiyatro için atan biriydi ki... Şehir Tiyatroları’nın zorlu aşamalarındaki protestolarında, sağlığının el vermemesine rağmen, gençlerle birlikte gözyaşı dökmüştü. Ben o gözyaşlarını hiç unutamadım. O gözyaşlarını akıtan yürek şimdi sustu. Ama o, tiyatroyu seven herkesin yüreğinde atmaya devam edecektir.

‘Tam bir İstanbul beyefendisiydi’

Aliye Uzunatağan: Ben Mücap Bey’i çocukluğumda, ‘62’de tanıdım. Onu bildim bileli büyük bir aşkla tiyatro yapan, tiyatrodan başka hiçbir şey düşünmeyen, hayata karşı  doğru bir duruşu olan, entelektüel ve tam bir İstanbul beyefendisiydi. Birlikte “Cyrano de Bergerac” ve “Ömür Satan Hüsam Çelebi”yi oynadık. Tiyatro büyük bir çınarını kaybetti...

‘Onun kaybı gerçek bir acı’

Işıl Kasapoğlu: Türk tiyatrosu en yüce insanlarını yavaş yavaş kaybediyor. Ne yazık ki arkasından da gerektiği kadar, onlarla yarışabilecek insanlar yetişmiyor; yetişmedi bir türlü. Yetişmesi için gerekli olanaklar da sağlanmıyor. O yüzden bütün bu kaybettiklerimiz Türk tiyatrosu için gerçek anlamda birer acı. 

‘Büyük sevgiyle alkışlandı’

Gencay Gürün: O, Türk tiyatrosunun önemli oyuncularından biriydi. Şehir Tiyatroları’nda uzun süre oynadı ve “Cyrano de Bergerac” rolü yıllarca konuşuldu. Muhsin Ertuğrul’un kurduğu ilk özel tiyatro olan Küçük Sahne’de de yer aldı. Bütün İstanbulluların tanıdığı ve büyük bir sevgiliyle alkışladığı çok kıymetli bir tiyatro sanatçısıydı.

‘Şair ruhlu bir aktördü’

Rutkay Aziz: Türk tiyatrosunun önde gelen değerli, şair ruhlu bir aktörüydü. İlk özel tiyatromu Mücap Bey’le yaptım, 1970’li yıllarda, Küçük Sahne’de sahneye çıktım. Her zaman ona ‘hocam’ dedim, birbirimizi hep sevgiyle saygıyla kucakladık. Türk tiyatrosu büyük bir aktörünü kaybetti. Bu anlamda da, acım büyüktür, ışıklar içinde yatsın.

Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.