Trend bir canavar gibi bekliyor pusuda: Güney Kore'nin 'yalnızlığı'

Güney Kore'de yalnızlık, bir trend haline geldi. Hatta bu trendin peşinde koşup yalnızlık temalı fotoğraflar çeken fotoğrafçılar var. Kiminin derdi, kiminin trendi oluyor böyle işte...

Trend bir canavar gibi bekliyor pusuda: Güney Kore'nin 'yalnızlığı'

"Biraz yalnız kalmak istiyorum"

"Biraz yalnız kalmak istiyorum"

Aşırı havalı cümlelerimiz, aşırı havalı isteklerimiz ve beklentilerimiz var...

Kabul edelim, sosyal hayatın havalılığı ile yalnızlığın havalılığı arasında 'tercih yapmaya' çalışıyoruz. 

Oysa yalnızlık, bir tercihe dayanır mı? Tercihe dayanan yalnızlık, yalnızlık mıdır? Tercihe dayanan yalnızlıkla 'düpedüz' yalnızlık arasındaki 'derinlik' farkı nedir?

"Biraz yalnız kalmak istiyorum" cümlesindeki yalnızlık ve "Çok yalnızım" cümlesindeki yalnızlık, aynı değildir.

"Herkesi kendim gibi sandığım için içime kapandım"

"Herkesi kendim gibi sandığım için içime kapandım"

İnsan tuhaf bir canlı olduğundan, yaşadığı her duyguyu faize yatırıp 'pozitif kazançlar' elde etmeye çalışıyor. "Biraz yalnız kalmak istiyorum" cümlesi, çoğunlukla "Canım sen yine benimle ilgilen ama çok da ilgilenme" anlamı taşıyor. Yalnızlık ihtiyacı duyulduğunda yaşanan ise ciddi bir talep, gerçekçi bir istek. Buna zaman zaman hepimiz ihtiyaç duyuyoruz.

İnsanlardan 'zarar' gördüğünü iddia ettiği için 'yalnız kalmak istediğini' söyleyerek Super Mario gibi tek başına tuğla kıra kıra ilerleyenler yok mu etrafınızda? Hani, herkesi kendi gibi sandığı için en sonunda arkadaşlıklara ihtiyacı kalmayacak kadar 'insanlardan uzaklaştığını' iddia edenler...

Yalnızlık bu kadar karikatürize bir şey değil. Herkesi kendiniz gibi sanma yanılgısı, esas karikatürize olan...

"Valla yalnızlık en iyisi şekerim"

"Valla yalnızlık en iyisi şekerim"

Fakat işte ortalık yalnızlık nedir tam olarak bilmeden yalnızlığı öven o kadar çok kişiyle dolu ki artık kimin gerçekten yalnız kalmak istediğini anlamak zor.

Yalnızlığı evde tek başınıza geçirdiğiniz iki saat ya da 'Kankitoşkolar' başlıklı WhatsApp grubuna 'bir süre yazmamak' olarak tanımlıyorsanız, üzgünüm ama bahsettiğiniz şey pek de yalnızlık değil...

"Yalnızlığım asaletimdendir"

"Yalnızlığım asaletimdendir"

Kimsenin yalnızlığı, kararına dayanmıyor.

Gerçek anlamda yalnız olanların temel problemi, toplumla asgari müşterekte ve prensipte anlaşamayıp o sözleşmeye uyamamak... Bu da epey tatsız bir şey, takdir edersiniz ki.

Övülesi tabii, fakat trend olması...

Övülesi tabii, fakat trend olması...

Yalnız kalma 'kararı' vermek ya da kendisine göre 'çarpık' ilişkilere ayak uyduramadığı için yalnız kalmak zorunda olan insanların yalnızlıklarını devam ettirmeleri, takdire şayan bir hareket esasen.

Zira 'kalabalık' ve 'birlikte' olmak kolay, toplumsal kabullerin tabanında yer alıyor hatta. Toplum bile 'kalabalık' bir kelime. Ancak ilginç olan, yalnızlığı 'ekmeğini yemeye çalışırcasına' övmek ve bu övgüye böylesi değerli bir kavramı kurban etmek. 

Güney Kore'de yalnızlık, fotoğrafçıların da dikkatini çeken ve popüler kültürün fiilen yeniden ürettiği trend bir olguya dönüştü.

Kusura bakmayın ama, birilerinin sıkıntısından 'ilgi' devşirmeye çalıştıkça bütün bireysel problemleri bu hale getirmeye devam edeceksiniz. Evde oturup film izlediğiniz bir geceyi, ilişkisiz geçirdiğiniz iki ayı "Çok yalnızım" diye tanımlaya tanımlaya, Güney Kore'den belki de dünyaya dalga dalga yayılacak bir yalnızlık ağı oluşturmaya başladınız.

Popüler bir olgu olarak yalnızlık

Popüler bir olgu olarak yalnızlık

Yalnızlık, kültürel üretimlerde sıklıkla kullanılan bir tema olmakla birlikte, artık popüler kültürden ayrı tutulamayacak 'toplumsal bir olgu'ya dönüşüyor.

Peki, kitleselleşen yalnızlık, yalnızlık sayılabilir mi? Kitleler halinde yalnız 'olmayı tercih eden' ve bunu suni övgülerle ince ince kıyan insanların yalnızlığına, bundan 50 yıl önce yalnızlık temasını işlemiş bir romana baktığımız gibi bakabilecek miyiz?

Yalnız yemek yemek bile tuhaf değil mi?

Yalnız yemek yemek bile tuhaf değil mi?

Günümüzde yalnızlık yeterince 'garip' bulundu hali hazırda.

Yalnız başınıza yaptığınızda "Aaa, niye yalnızsın ki?" sorusuyla karşılaştığınız şeyleri bir düşünsenize.

Dışarıda yemek yemek, sinemaya veya konsere gitmek, yalnız başına yapıldığında 'garipsenen' şeyler değil mi?

Biz 'Dünyalılar' yalnızlığı ne zaman bu kadar 'içselleştirdik' de bundan trend uydurduk yahu?

Nihai son: Yalnızlığın 'app'i çıkacak

Nihai son: Yalnızlığın 'app'i çıkacak

İş Güney Kore'de fotoğrafçıların 'yalnız insanları ilginç karelerle' fotoğrafladıkları bir noktaya geldiğine göre, üzgünüm ama yalnızlığı 'kaybettik' demektir. Yakında yalnızlığın bir 'app'i çıkar ve tüm yalnızlar onu kullanmaya başlar...

Yalnızlık bile içtenliğini kaybetti ve sunileşti. Ah benim 21'inci yüzyılda kendi kendine nefes alacak tek bir köşe bırakmayıncaya kadar 'prim' kasan yaşıtlarım, büyüklerim, küçüklerim...

Bu kadar olduk mu biz sahiden?
 

Trendler geçer, yalnızlık bâki

Trendler geçer, yalnızlık bâki

Fakat elbette, yalnızlık bir köşede durmaya gidecek. 

İnsanlığın tarihi kadar eski bir olguyu bu şekilde kaybetmeyeceğiz.

Zayıflayacak, yıpranacak ama 'yalnızlık' olarak kalmaya devam edecek.

Fotoğrafı çekilecek bir şey olarak kalmayacak yalnızlık.

Öyle olsa, Edward Hopper onca tuvale yalnızlığı işlemekten vazgeçmez miydi?

Bu arada, son bir uyarı; istemeden yalnız kalan insanlara saygısızlık yapmadan yemeye çalışın bari ekmeğinizi...


andac.uzel@demirorenmedya.com

Bu makaleye ifade bırak