Çocuğumuza sunduğunuz maddi imkanlar oldukça önemli bilmenizi isterim. Ama yanında sevginizi ve ilginizi de sunamıyorsanız boşverin gitsin derim...
 
Tüketim toplumundayız artık bundan kaçış yok. Çocuklarımızın doğduğu dünya ile bizimkisi aynı değil kabul ediyorum. Ancak bir anne babanın çocuğuna sevgi ve ilgi gösterme 'zahmetine' girmek yerine onları maddiyata boğmasını anlamıyor ve kabul edemiyorum. Hele ki sunacak maddi imkanları oldukça kısıtlı olmasına rağmen çok daha fazlasına sahipmiş gibi harcamalar yapmasını ve bu şekilde iyi anne baba olduklarını zannetmelerini hazmedemiyorum. Kimsenin ebeveynliğini eleştirmek değil derdim. Ancak aradığımız mutluluk, başarı ve huzur o sistemin içerisinde saklı değil her anne babanın görmesini istiyorum.
 
Hamileyken başlıyor aslında tüketim çılgınlığımız. Puseti, biberonu, bezi, ıslak mendili, en iyisi, en organiği derken çabuk geçiyor 9 ay ve bitiyor hamilelik serüveni. Gerçek hayat başlıyor. Emdi emmedi, emzik tuttu, tutmadı, sütüm geldi gelmedi, uyudu, uyumadı derken gerçek hayatta sanki zaman duruyor. Bilmediğimiz yepyeni bir dünya. Öğrenilecek, keşfedilecek ve pratiğe dökülecek çok şey var. Dedim ya yepyeni bir dünya ve dolayısıyla ucu bucağı olmayan sonsuz bir piyasa bebek ve çocuk piyasası. O duran zamanlarda yardımımıza koşan bir çok ürün var yeni anne babaların işini kolaylaştıran. Birçoğu da gereksiz tabi. Ama alıyoruz. Gerekliyi de alıyoruz gereksizi de. Bazı şeyleri işe yaramayacağını bile bile alıyoruz hem de çoğu zaman. Çünkü çok popüler herkes kullanıyor, alıyor bizim de o ürünü alacak paramız olmasa bile neyimiz eksik kredi kartına böldürüp almalıyız dürtüsünü engelleyemiyoruz. Buraya kadar hadi sorun yok diyelim (var aslında). Çünkü tüketim toplumunda yaşamanın ilk kuralı; tüketmek. Ancak tükettikçe bazı şeyleri üretmekte acizleşiyorsak mesela sevgi, anlayış, hoşgörü, şefkat, ilgi gibi sorun büyük demektir.
 
Piyasa da bulunan ürünlerin az bir kısmına bebeğinizin, bir kısmına ebeveyn olarak sizin, büyük bir kısmına ise ne bebeğinizin ne de sizin ihtiyacınız yoktur. Yeni doğan bir bebeğin hadi daha iddalı konuşayım 0-6 yaş arasındaki bir çocuğun anne-baba sevgisi, ilgisi, şefkati en büyük ihtiyacı. İhtiyacın karşılanmadığı noktada lüksten bahsetmek ne kadar mantıklı. Ancak gözlemliyorum bazen ben de dahil çoğu anne baba tam olarak bunu yapıyor. 
 
Kimse çocuklarına en iyi kıyafeti, en pahalı oyuncağı almasın, en donanımlı okula veya oyun grubuna götürmesin demiyorum. Önceliklerin neler olduğunu bir kez daha tartışalım istiyorum. Bir çocuk anne babasının ona hangi marka oyuncağı aldığıyla ilgilenmez ancak onunla ne kadar oyun oynadığıyla ve ne kadar vakit geçirdiğiyle ilgilenir. 3 yaşındaki bir çocuğa senin için şunları alıyorum, bunları yapıyorum, bu imkanları sunuyorum demeyin. Mümkünse hangi yaşta olurlarsa olsunlar onlara sunduğunuz imkanları kafalarına kakmayın ama hele 0-6 yaş döneminde bunu yapmanız kötü olduğu kadar saçma da. Çünkü gelişimsel olarak soyut dönem içerisinde bile olmayan çocuğunuz için bu hiç bir anlam ifade etmiyor ki! 
 
Kendinizi kandırmayın ve kaçış yolları aramayın, çocuğunuzun sizden en büyük beklentilerini yerine getirin; sevin, dinleyin, oynayın, ilgilenin, şefkat verin, zaman ayırın, değerli olduğunu ve her zaman yanında olduğunuzu ve de olacağınızı hissettirin. İşte o zaman onlar için en iyisini yapmış olabilirsiniz.
 
Sevgiyle,
Nuray ER