Türk dizilerindeki erkek temsili neden 'böyle'?

Yerli dizillerimizde erkek figürü ilginç bir temsile sahip. Bize biraz yabancı, biraz da fazla benziyor. Riskli sularda dolaştığını da kabul etmeliyiz.

Türk dizilerindeki erkek temsili neden 'böyle'?

Pek bize benzemiyorlar

Pek bize benzemiyorlar

Televizyon dizilerindeki erkekler, bize hiç de benzemiyor.

Sokakta gördüklerimizle 'tuhaf benzerlikleri' olmakla birlikte, ne gariptir ki aslında yaşıtları olan bizim nesille çok alâkaları yok.

Üstelik, biraz da riskli bir temsil...
 

Varlıkları yakıyor, yoklukları yok ediyor

Varlıkları yakıyor, yoklukları yok ediyor

Türk dizilerindeki erkek figürünün 'varlığı yakıyor, yokluğu yok ediyor'.

Aşırı sinirli, aşırı gergin, aşırı otoriter, aşırı 'tuttuğunu koparan' bir figür hepsi.

Erkek 'erk'inin dizi yansıması

Erkek 'erk'inin dizi yansıması

Erkek kelimesinin 'erk'ten türemesini örneklercesine, nerdeyse hepsinin 'erk'i yerinde.

Burada ikiye ayrılıyorlar: Erki yerinde ve otoriter olmayan, erki yerinde ve otoriter olan.

İlk kategori, 'naif' bir karaktere zemin hazırlayabileceği için, olabildiğince 'güçlü' hale getiriliyor.

Çok güçlü, çok başarılı, fakat 'kötüye' kullanmıyor bunları...

İkinci kategori ise 'erk'ini, 'istediğini yapabilme' gücünü, olabilecek en yüksek perdeden kullanıyor.

Tehlikeli olan da bu kategori zaten.

Erkeklik 'dövgüsü'

Erkeklik 'dövgüsü'

Vuruyor, kırıyor, zorluyor, kızıyor ve istediğini yaptırıyor.

Korkutucu ve işin açıkçası çok da karşılığı olmayan bir figür bu.

Fena halde 'kaslı ve yönetici'

Fena halde 'kaslı ve yönetici'

Aşırı kaslı erkek karakterlerimizin tamamı bir yerlerde yönetici ya da bir yerlerin sahibi.

Kadın karakterler için onlarla evlenmek adeta bir 'onur ve gurur meselesi'. Aidiyet de bu şekilde tanımlanıyor.

Erkek öyle güçlü çiziliyor ki, onunla evlenen kadın 'ona ait' ve 'onun sahip olduğu' bir figüre dönüşüyor.

Kaslı, uzun boylu, muazzam güçlü ve 'istediklerine sahip', sahip olmadıklarını da herhangi bir yolla (gerekirse kaba kuvvetle) elde edebilen bir erkek...
 

Kadının 'yan'lığı

Kadının 'yan'lığı

Bu temsil, televizyon dizilerinde çok yaygınlaştı ve yaygınlaştıkça da kadını bir 'yan karaktere' çevirdi.

'Erkeğinin yanındaki' kadın oldu hepsi.

Yani şöyle; erkek var, erkeğin bir yanı var ve kadın orada duruyor.

Makbul mu? Makbul olması akılcı gelmiyor.

'Erkek dediğin' gibi olmayınca...

'Erkek dediğin' gibi olmayınca...

Öte yandan, bu erkek temsiline uymayan erkekler de çoğunlukla 'kalbi kırık' çiziliyor.

Erkek, 'erk'ini kullanmayınca edilgen bir çizgiye itiliyor.

Oysa yukarıdakileri yapmadan da etken olabilirsiniz. Neden bu göz ardı ediliyor?

Aşırı yakışıklılığın arka planı

Aşırı yakışıklılığın arka planı

'O adam' olmayı düşünen 'bizim evrendeki' erkeklerin mücadele etmesi gereken bir diğer şey de fiziksel olarak televizyon erkeklerinin feci şekilde kendilerini ezebilecek potansiyelde olması...

Bir tane 'yakışıklı' olmayan erkek figürü görmüyoruz.

Yakışıklı değilse bile 'yakışıklı gibi' lanse ediyor ya da davranıyor.

Özcan Deniz bile böyle bir kontenjandan kendine yer bulabildi senelerce.
 

Kendimizi kaptırmamalıyız

Kendimizi kaptırmamalıyız

Ne kadının ne de erkeğin 'televizyondaki erkeğe' kendini kaptırmaması gerek. Yoksa şiddet de 'gündelik', erk de 'gündelik' hale gelecek...

Sahiplenen erkek tutuşlu beylere ise hava hoş, onlar bu karakterlerden prim kazanıyor. Geri kalanımız ise kadınlı erkekli kan kaybediyoruz.

Sokağı, evi, oturma odasını yansıtan dizilere sarılmamız, aslında tam da bu yüzden. 'Bizden' ve 'bizi anlatan' bir şey görünce sıkı sıkı sarılıyoruz.

andac.uzel@demirorenmedya.com

Bu makaleye ifade bırak