22.11.2015 02:30 | Son Güncelleme:
Ege Maltepe

Türk-Yunan dostluğu sahnede bir arada

Yunan yazar Maria Efstathiadi tarafından kaleme alınan, Türk yönetmen Handan Özbilgin tarafından yönetilen ve mülteci krizini irdeleyen oyun, çoğunluğu Yunan ve Türk oyuncular tarafından New York’ta sahneye aktarıldı

ABD’nin New York şehrindeki LaGuardia Performans Sanatları Merkezi geçtiğimiz haftalarda ‘Privatopia’ adlı bir oyuna ev sahipliği yaptı.

Yunan yazar Maria Efstathiadi tarafından kaleme alınan oyun, 10 kişilik oyuncu kadrosu iki gruba ayrılıyordu. Birbirinin içine geçmiş iki ayrı dünyanın ekseninde geçen oyunda benim rol aldığım grup, ‘içeridekiler’ diye nitelendirilebilir. Korumalı bir sitede yaşayan bu ayrıcalıklı sakinler, siteye giren yabancı bir kedinin alarmı üzerine olağanüstü bir toplantı düzenliyor. ‘Dışarıdakiler’ ise, evsizler, işçi ve mültecilerden oluşuyor. Yunan yazar Maria Efstathiadi’nin ötekileştirilenlerin yaşam öyküleriyle örülü, gerçekçiliği absürdizmle birleştiren bir kara komedi.

Hayalinin ötesinde

Türk yönetmen Handan Özbilgin’in yaratıcı rejisi; İtalyan, Amerikalı, Arnavut ve Japon, kısaca dünyanın dört bir yanından pek çok ‘New Yorker’ bir teknik kadro ile yine dünyanın dört yanından oyuncuları bir araya getiren prodüksiyon, metnin etkisini perçinledi. New York’u özel kılan ve beni 10 yıla yakındır sanatçı olarak en çok besleyen de bu çok kültürlülük.

Seyircinin etkilenerek bazen kahkahalar eşliğinde bazen de dikkatli bir sessizlikte izlediği ‘Privatopia’nın açılışına Kasım ayında Paris’ten gelen yazar Efstathiadi, oyununun dünya prömiyerinin New York’ta olmasından çok mutluydu. Reji ve oyunculuğun, metnini kendisinin bile hayal etmediği bir seviyeye taşıdığını belirten yazar, oyununu bu kadroyla Yunanistan’a götürmeyi arzu ettiğini belirtti.

‘Adeta bir görevdi’

Babası uzun yıllar Türkiye’de yaşayan Fotis Batzas, “Babam İstanbul’daki Yunan, Yunanistan’daki Türk olarak hep ötekileştirilen kişi oldu. Böyle bir oyunda rol almak benim için çok anlamlı” diye anlattı.

Yönetmen Handan Özbilgin, şöyle konuştu: “Maria’nın oyununu okur okumaz çok heyecanlandım. Mülteci krizine ilk tepkiyi veren ülkelerden Türkiyeli ve Yunan iki sanatçı olarak bu güncel konu hakkında bir eseri New York seyircisiyle buluşturmak benim için adeta bir görevdi.”

‘Bu oyunu seçmesi sevindirici’

Bir Türk oyuncu olarak benim için bu oyunun öne çıkan iki büyük etkisi oldu. Şüphesiz ilki, Türkiye, Yunanistan ve diğer birçok Avrupa ülkesinde güncel bir konu olan mülteci krizi konusunda, henüz bu konuda çok fikri olmayan Amerikan seyircisi için bir farkındalık yaratmak. Başkan Obama, önümüzdeki birkaç yıl içinde 100 bine yakın mülteci kabul edeceklerini belirtti. Kendini gelişmiş kabul eden her ülkenin sorumluluk alması gereken bu insan hakları meselesi, her ne kadar sıklıkla New York Times’ın anasayfasında yer alsa da New York’luların uzaklardan aldığı haberlerden biri. Malum öngörüsüz insanoğlu bir şey gözlerinin önünde olmadan gerçek bir farkındalığa sahip olamıyor. Gazete manşetlerinin ise hayatın içine işleyen bir etkisi yok...

LaGuardia Performans Sanatları Merkezi, geçtiğimiz yıl boyunca düzenlediği 11 Eylül sonrası ABD’de Müslüman kimliği projesinin ardından bu sezon da, yaşanan mülteci krizi hakkında performans projeleri, panel ve bağış etkinlikleri düzenleyerek konu hakkında farkındalık yaratıyor. Farklı etnik gruplardan genç bir seyirci kitlesine hitap eden kurum, sanatın varoluş sebeplerinden belki de en mühimini New York’lulara hatırlatırcasına kültürler arasında bir diyalog kuruyor.

Diğer kayda değer deneyimim ise Yunan oyuncularla aynı sahneyi paylaşıyor olmaktı. Partnerlerimden Ioanna Katsarou ve Fotis Batzas ile sıklıkla kültürlerimizin ne kadar benzediğinden bahsettik. Katsarou “Türk sanatçılarla çalışmak büyük bir keyif çünkü sanat, estetik, espri anlayışımız o kadar aynı ki. Türkler ve Yunanlar yüzyıllarca yan yana yaşadı, bunun aksini söylemek aptallıktır. Türk bir yönetmenin çağdaş bir Yunan yazarın oyununu seçmesi sevindirici.”



Korunaklı sitede yaşayan ‘Privatopia’ sakinleri, bize fakirle zenginin arasındaki uçurumun arttığını anlatırken korkuların tetiklenmesiyle kaynayan bir kazana dönüşen toplumun röntgenini çekiyor. Oyunun sonunda ise siteye giren bu vahşi kedinin bir Hello Kitty balonu olduğunu görüyoruz. Yoksa bizi korkutan bir çok şey şişirilmiş birer balon mu?

 
Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0