Pazar

11.02.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 11.02.2018-10:40

Türkan Şoray: Aşk insanın başına gelebilecek en harikulade şey

Türkan Şoray, aşk filmleriyle, o filmlerde canlandırdığı karakterlerle gönlümüzde yer etti. Şoray, filmlerinde hayat verdiği karakterler üzerinden aşkın hallerini Milliyet Pazar için kaleme aldı.

Sitene Ekle

Aşk bir insanın başına gelebilecek en harikulade şey… Daha neye uğradığınızı anlamadan onun adı geçince yüreğinizin hızla çarpmaya başlaması, göz göze gelememek, artan “acaba” lar… Hangi mevsimde olursanız olun bir bahar havası hissetmek, etraftan gelen “Senin neyin var?” , “Sende bir değişiklik var” sorularının artması, bu sorulara verilen kaçamak cevaplar…

Ayaklarının yerden kesilmesi… İşte aşkın ilk hali… Ve giderek zaman içinde büyüyen, bizi esir alan çok güçlü bir duygu...
Film çekimi, hikâye oyuncunun ruh halini etkiliyor. Tüm film boyunca bir aşk var ama kime ve neye bilinmez? Bizler bu duyguları filmlerde canlandırdığımız karakterlerde bir kez daha yaşıyoruz. Bu filmlerde ölene kadar sürecek sahici aşklar vardı, çoğu kez kavuşamayan aşklar vardı, maalesef aşk kavuşamadığında daha güçlü olarak ömür boyu sürüyor. Filmlerimdeki karakterlerde hep aşık kadındım. Yıllardır bu filmlerdeki karakterlerdeki kadınların aşkını, ben kocaman kalbime sığdırdım. 
Aşkın çeşitli halleri… Aşkta gözü karalık, aşkta hayal kırıklığı, aşkta her şeye rağmen affetmek… Bir de tek taraflı aşk var ki çok fena…  Çok şükür ben bunu hiç yaşamadım, filmlerde de, özel hayatımda da.

Çok sayıda film çevirdim. 200’den fazla… İnanmadan oynadığım karakter yok gibi. Onları canlandırırken ben de Asya’ydım, Eylül’düm, Sabiha’ydım ve aşkın bin bir çeşit halini hissettim. Karakterlerin hepsine çok inandım. Yerlerinde olsaydım aşkı aynı onlar gibi yaşardım. Çünkü bu kadınların hepsi her şeye rağmen aşkı o kadar hakiki ve gerçek duygularıyla yaşıyorlar ki, onları canlandırmak, onların kimliğiyle ve de Türkan olarak aşkı hissedebilmek çok özel. Aşık olmak çok güzel bir duygu.
Aşk insanı bazen göklere çıkaran, uçuran,  bazen de yerlerde süründüren çok güçlü bir duygu. Mutluluk, özlem, kıskançlık, gözyaşı, fedakarlık, özveri, sevinç, telaş, kendine bakma, özen gösterme güzel olma çabaları, alınganlık “hepsi aşka dair.” Herkese hayatımıza anlam kattığı için aşk diliyorum. Aşkı yaşamak her şeye değer… 

Sevgi emektir - Selvi Boylum Al Yazmalım

Asya ile İlyas… Cengiz Aytmatov’un hikayesini efsaneye dönüştürmüştür Atıf Yılmaz ve Ali Özgentürk’ün o güzelim yüreği…  Aslında bu aşk hikayeleri yazarların ve yönetmenlerin de aşk, sevda, sevgi dünyalarının yansımalarıdır. İlyas Asya’yı kaçırır ama Asya da bu kaçırılmaya çok gönüllüdür. Çok mutludurlar ancak her zamanki gibi tatsız bir olay bu mutluluğu bozar. Asya bebeğiyle bir başına kalmıştır. Hayatına yol ustası Cemşit girer, Asya’ya ve bebeğine kol kanat gerer.

 

 

Asya Cemşit’e minnettardır ama içindeki İlyas’a aşkını söküp atmamıştır, iç hesaplaşmasını yapar. Sevgi neydi? “Sevgi emekti, sevgi sıcacık dost insan eliydi…” Ve bir gün İlyas’la karşılaşır hâlâ deli gibi sevmektedir ama onlara kol kanat geren Cemşit’i tercih eder. İlyas’ı kalbi onda kalsa da terk eder. Ben de Asya gibi davranırdım. İlyas’ı çok sevmeme rağmen, bana kol kanat geren, emek veren insanı tercih ederdim. Eminim ki her kadın da Asya gibi davranırdı.

 

 

 

 

Aşk gözü karalıktır- Devlerin Aşkı

Filmdeki genç kız karakteri, hayatı, duyguları henüz yeterince yaşamamıştır. Onun için gerçek biraz daha rahat yaşamak, zengin olmaktır. Yani gözü yükseklerde olduğu için, istediği zengin hayat uğruna sevdiğini terk eder. Zengin ama sevmediği bir adamla yaşayan kadın yıllar sonra terk ettiği adamla karşılaşır. Aşkları hâlâ ilk günkü gibi güçlüdür… Sevdiği erkek kalben onu çoktan affetmiştir. Sevdiği adam ile birlikte olmak uğruna ölümü göze alarak, kadının birlikte olduğu adamdan kaçmaya karar verirler. Birlikte olduğu adamın gücüne rağmen… Ve sonunda aşk kazanır. Peşlerindeki güçlü adam iki aşığa bakarak, onların ölümden korkmamalarına ve aşklarına saygı duyarak “Siz ölümü de aşmışsınız” der. Aşkın çeşitli hallerinden birini de bu filmde yaşadım.

 

Aşkta hayal kırıklığı- Seni Kalbime Gömdüm

Evliliğinde çok mutsuz ve yalnız bir kadın olan Eylül başını dinlemek için Bodrum’a gider ve orada genç bir mimarla tanışır. Genç mimar kadına hiç yaşamadığı ilgi, sevgi, şefkat gösterir ve çok güzel bir aşk yaşarlar. Kadın İstanbul’a döndüğünde telefonlar azalır ve adam kadını aramaz olur, uzun bir zaman sonra partide karşılaşırlar, kadın içindeki fırtınayı bastırmayı başarır ve unutamadığı adamın yüzüne bakmaz, adam af dilese de onu terk eder. Kadının ve erkeğin aşkı yaşama ve beklentileri farklıdır. Aşkı hayatının merkezi haline getiren kadın aynı hali aşık olduğu erkekten göremez ve büyük bir hayal kırıklığıyla erkeği terk eder. Eylül’ün yaşadığı hayal kırıklığını, yaşadığı acıyı film çekimleri boyunca yüreğimde hissettim. Bir de Bodrum atmosferinde çekimler olunca çok daha fazla etkilendiğimi söylemeliyim. 

Aşkta fedakarlık- Zulüm

Aniden başlayan tutkulu bir aşk… Kısa bir sürede gelişen çok güçlü bir aşk. Bu tutkulu, büyük aşkın kahramanlarından biri olan erkeğin aniden yok olması kadındaki aşkı sonlandıramaz.  Kadın aşkı tek başına yaşamaya razıdır ve ömrünün sonuna kadar sevgilisinin günün birinde döneceğine inanarak beklemeye karar verir. Bu onu yormaz. Çünkü sevgilisini beklerken bile aşkını büyütmeye, yaşamaya devam eder. Ve bir gün adam döner… Geçirdiği kazada sakat kalmıştır, ondan kaçıyordur sevdiği kadından. Kendini böyle göstermek istememiştir, güçsüz olduğunu hissettiğinden. Erkek bence gurur meselesi yapmıştır eksikliğini. Oysa kadının aşkının büyüklüğünü tahmin edememiştir ne yazık ki… Aslında o da bir nevi fedakarlık içindedir. Sevdiği kadının sakat bir adama mahkum olmasına izin vermeyerek aslında kendini de cezalandırmaktadır. Ancak kadın ona olan aşkını ispat etmek için bir an bile düşünmeden kararını verir ve kolunu baltayla keser.

Aşk her şeye rağmen affetmektir - Diha Hanım

Dila’nın ölesiye nefret ettiği, intikam için, öldürmek için yemin ettiği Rıza Bey’e nefreti kadar aşkı da o kadar güçlüdür ki… Ama aşk Dila’ya her şeyi unutturur. Ve Rıza Bey’le birlikte ölmeyi seçer ve göz göze iken öldürülürler. Bu filmde aşık olduğu adamın, öldürmeye yemin ettiği adamın, kocasının katili olduğunu öğrendiğinde Dila’nın hissettiklerini, ruh halini anlayabilmek, hissedebilmek çok zordu. Aşkın, nefretle yoğunlaşmasıyla, aşk-nefret ilişkisi birbirini besler diye düşündüm. Dila Hanım, Rıza Bey’i öldüremez ama birlikte ölmeye razıdır. Aşk, nefreti yenmiştir.

İmkansız aşkın suskun anlatımı- Vesikalı Yarim

Çok gerçekçi bir hikayedir. Lütfi Akad’ın çektiği, Türk sinemasının en ideal aşk filmlerinden biridir. Sabiha uğruna her şeyi yakıp kül edeceği, deli gibi sevdiği adamın evli olduğunu öğrenir ve tüm kalbini orada bırakarak Halil’i terk eder. Filmde Sabiha “Sevgi de yetmiyormuş, çok önceden rastlaşacaktık Halil!” der. Gerçekçi bir hikayenin çok net, tek cümlelik ana temasıdır, ana fikridir. Ben de Sabiha’nın yerinde olsam bu fedakarlığı yapardım. Evli olduğu için, bu aşkta hakkım olmadığını düşünüp kendi mutluluğumdan ve aşkımdan yüreğime taş basarak vazgeçerdim. 

 

Afişler için Türvak Kitapları’ndan çıkan, Türker İnanoğlu’nun hazırladığı “Başlangıcından Bugüne 1914-2018 Afişlerle Türk Sineması” (2 Cilt) kitaplarından yararlanılmıştır.


Etiketler:
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.