Cumartesi

02.12.2017 - 01:30 | Son Güncelleme: 02.12.2017-1:30

Türkiye’de de vakalar var!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Japonya’da 1 milyondan fazla genç sosyal çekilme denilen hastalıktan muzdariptir” sözleri üzerine bu hastalığı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’a sorduk... Dilbaz, bu hastalığa bağlı vakaları ülkemizde de gördüğünü anlattı

Sitene Ekle

FIRAT KARADENİZ - firat.karadeniz@milliyet.com.tr

Hafta başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’nde katılarak önemli açıklamalarda bulundu. 12-18 yaş arasındaki gençlerin yüzde 22’sinin teknoloji bağımlısı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, anne-babalara seslenerek “Evlatlarımızla empati kuramazsak sorunlarının çözümü için doğru yöntemler de bulamayız. Çocukları teknolojiden uzak tutmak yerine bilinçli kullanmanın eğitimini vermeyiz. Anne ve babanın televizyon başından ayrılmadığı bir evde çocuğa uzak dur demek anlamsızdır” dedi. Erdoğan’ın açıklamalarında dikkat çeken bir detay daha vardı: Sosyal çekilme hastalığı! Japonya’da “hikikomori” olarak adlandırılan bu hastalık, “sosyal hayattan elini ayağını çekmek” olarak tanımlanabilir. Bu hastalığı yaşayanlar müzik dinlemek, oyun oynamak, internette dolaşmak, uyumak dışında bir işle uğraşmıyor. Arkadaşlarıyla sadece internet üzerinden konuşuyor. “Japonya’da bir milyondan fazla genç sosyal çekilme denilen hastalıktan muzdariptir” diyen Erdoğan’ın dikkat çektiği bu hastalığı Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSBAUMER) Müdürü ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’a sorduk...

“Yeni bir çalışma yapılıyor”

“Bir genç bilgisayar ve internet aracılığıyla her şeyi elde edebilirse; arkadaş bulabilirse, film izleyebilirse, bilgiye ulaşabilirse, kendine yemek söyleyebilirse sosyalleşme gerekliliği ortadan kalkıyor” diye söze başlayan Dilbaz, “Ben bu alanda çalışan biri olarak, gittikçe artan bir sıklıkla sosyal çekilme vakalarını gözlemliyorum. Çok yeni, daha bir hafta önce bir ebeveyn geldi. Üniversite öğrencisi oğlu hiç okula gitmiyor. Boyu 1.70 cm, kilosu 110... Masanın başından kalkmıyor; ya pizza ya da hamburger sipariş edip onu yiyor. Öyle ki odasından çıkmamak için çişini pet şişeye yapıyor. Bunları sık görmeye başladık. Genelde de ebeveynleri danışmanlık almaya geliyor, kendileri odalarından çıkmıyor. Onlara göre bu bir hastalık değil” diye sözlerine devam etti. 

Teknoloji bağımlılığının insanları yalnızlaştırıp yalnızlaştırmadığını sordum Dilbaz’a... “Mesele biraz ‘Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkıyor?’ durumuna dönüyor” yanıtını verdi: “Gittikçe yalnızlaşan insanlar, yalnızlığını gidermek için mi teknolojiyi kullanıyor; yoksa bunları kullandıkları için mi yalnızlaşıyorlar? Aslında ikisi de birbirini artıyor. Bağımlılık aslında bilgisayar aracılığıyla ulaşılan şeylere karşı gelişiyor: Oyun, kumar, porno...” Ve bu problem gün geçtikçe yayılıyormuş. Dilbaz, Erdoğan’ın dile getirdiği yüzde 22 oranını isabetli buluyor ve yeni bir çalışmanın daha net sonuçlar vereceğini anlatıyor: Milli Eğitim Bakanlığı’nın lise öğrencileri üzerinde yaptığı bir araştırma var bu yıl. Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ da bu çalışmanın başkanlığını üstlendi. Bu çalışmadan daha net bir sonuç çıkacak.”

Ailelere düşen görev

Sosyal çekilme ya da teknoloji bağımlılığı yaşayan gençlerin ailelerine büyük görev düşüyor. Dilbaz “Biz çocuklarımızı gece belli bir saatten sonra dışaıya göndermiyoruz ya da eve tanımadığımız birini almıyoruz. Fakat çocuğunuzu bilgisayarla odasında yalnız bırakırsanız o çocuk artık odasında yalnız değildir” diyor mesela. “Kimi ya da neleri eve getirdiğini bilemezsiniz” diye devam edip, ailelere düşen görevi anlatıyor: “Ben anne-babalara şunu söylüyorum: Bilgisayarları genel kullanım alanlarında tutun. Bilgisayar salonda kalsın. Bilgisayarın kullanımına sınır koyabilmek ebeveynlerin elinde. Saat sınırı demiyorum, kullanım amacı sınırlanmalı.”


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.