15.06.2018 01:30 | Son Güncelleme:
Aydın Hasan - Ankara

Türkiye’nin diplomasi başarısı

BM Genel Kurulu’nda 120 ülkenin oyuyla kabul edilen “Filistin için koruma talep eden karar tasarısı”nın arkasında, yine Ankara’nın diplomatik çabaları yatıyor.

Türkiye, ABD yönetiminin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararını hayata geçirmesi ve İsrail’in Gazze’deki göstericilere karşı uyguladığı katliamın ardından dünyayı ikinci kez harekete geçirdi. Ankara’nın yoğun diplomatik girişimleri sonucunda, 6 ay içinde ikinci kez ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki vetosu, Genel Kurul’da aşıldı. BM Genel Kurulu, Filistin için koruma talep eden karar tasarısını 120 ülkenin oyuyla kabul etti.

Kudüs sorunu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 6 Aralık 2017’de Kudus’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan kararı imzalamasıyla boyutlandı. Dünya çapında tepki gören bu karara karşı uluslararası yapılar çerçevesinde başlatılan diplomatik mücadelede, Türkiye, lokomotif rol üstlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla İslam İşbirliği Teşkilatı, 13 Aralık 2017’de İstanbul’da toplandı. Kudüs sorunu, Türkiye’nin yoğun çabalarıyla önce BM Güvenlik Konseyi’ne ardından da Genel Kurul’a taşındı. Türkiye’nin 6 Aralık’tan itibaren Trump’ın kararına karşı yürütülecek diplomatik süreci ince ayar yaparak planlaması, BM Genel Kurulu’nda, ABD’nin tutumunu benimsemeyen kararın 9 ret oyuna karşı 128 oyla kabul edilmesiyle sonuçlandı.

Olağanüstü İslam Zirvesi

ABD yönetimi, BM’nin kararına rağmen 14 Mayıs’ta İsrail’deki büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı. İsrail’in Gazze’deki göstericilere ateş etmesiyse, barışçı gösterileri katliama dönüştürdü. Bu gelişmelerin ardından Türkiye, uluslararası toplumu harekete geçirmek için diplomatik yollardan devreye girdi. İİT’nin zirve toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile 18 Mayıs’ta İstanbul’da yapıldı. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin sorununu uluslararası kamuoyu gündemine taşımak amacıyla Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo, Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, Ürdün Kralı 2. Abdullah, Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah El Ahmed El Cabir Es Sabah, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud ile görüştü.

Türkiye, konuyu ikinci kez BM Genel Kurulu’nun gündemine taşımak için de son bir ayda bir dizi girişimde bulundu. Başbakan Binali Yıldırım, bazı ülkelerinin başbakanları ile görüşürken, telefon diplomasisini ağırlıklı olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yürüttü. Çavuşoğlu, 50’nin üzerinde ülkenin dışişleri bakanıyla telefon görüşmesi yaptı. ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nde veto ettiği, Türkiye ile Cezayir’in gündeme taşıdığı Filistin halkına koruma talep eden karar tasarısının BM Genel Kurulu’nda kabul edilmesinde, Ankara’nın bu yoğun diplomasisinin etkisi oldu.

‘Takipçisi olacağız’

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, BM’nin Filistin kararına ilişkin, “Bu, Filistin davası ve adalet için büyük bir başarıdır” ifadesini kullandı. Kalın, Twitter hesabından, yaptığı paylaşımda, Filistinli sivillerin korunmasına ilişkin ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nde veto ettiği tasarının, BM Genel Kurulu’nda 120 “evet” oyuyla kabul edildiğini hatırlattı ve “Bu, Filistin davası ve adalet için büyük bir başarıdır. Türkiye, haklı davasında Filistin’in yanında olmaya devam edecektir” değerlendirmesini yaptı.

Bu arada Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, söz konusu kararın BM Genel Kurulu’nda büyük çoğunlukla kabul edilmesinden duyulan memnuniyet vurgulandı. “Uluslararası toplumun sağduyulu üyeleri, bu kararla, yaşama hakkı başta olmak üzere en temel haklarına yönelik ağır ihlaller karşısında Filistin halkının asla yalnız bırakılmayacağını, haksızlığa karşı sessiz kalınmayacağını bir kez daha ortaya koymuştur” diye devam eden açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“Haklı ile haksızın kesin çizgilerle birbirinden ayrıldığı, uluslararası toplumun vicdanını sızlatan böyle bir konuda bir kısım BM üyesinin kararı desteklemeyerek evrensel adaletin gereğini yerine getirmekten imtina etmesi son derece düşündürücüdür. Barışçı protesto gösterisinde bulunan Filistinli sivillere yönelik katliamın faillerinin hesap vermelerinin sağlanması ve ileride benzer olayların tekerrürünün önlenmesi amacıyla caydırıcılık tesis edilmesi için BM Genel Sekreteri’nin ivedilikle kararın gereğini yerine getirmesini ve bu çerçevede uygulanabilir öneriler geliştirmesini bekliyoruz. Türkiye bu konuda önümüzdeki dönemde de atılacak adımların takipçisi olmaya, Filistin halkının yanında durmaya devam edecektir.”

Guterres’e çağrı

AB Bakanı Ömer Çelik, kararın ardından 60 gün içinde bu kararın gereğine uygun olarak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e öneride bulunması ve gerekli mekanizmaların kurulmasına önderlik etmesi çağrısı yapıldığına dikkati çekerek, “BM Genel Sekreteri bunu da artık yapamazsa BM’nin hiçbir işlevi kalmayacak. Orası sadece seçkinler kulubü olarak yoluna devam edecek” dedi” dedi. Çelik, Twitter hesabında da, “BMGK’de veto edilen Filistin tasarısı, BM Genel Kurulunda kabul  edildi. BM Genel Kurulu, İsrail’in hukuk tanımazlığını tescil etti ve Filistin  halkı için koruma talep eden kararı kabul etti. ABD’nin, kararda Hamas’ın kınanmasını istediği değişiklik teklifi ise reddedildi. Filistin davasının tüm dünyanın davası olduğunun altını çizen tarihi bir karar!” diye yazdı.

 

 

 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0