Siyaset
14.02.2011 - 15:28 | Son Güncelleme: 14.02.2011-15:40

Tutuklanan Çetin Doğan ağır konuştu

Haklarındaki yakalama kararı İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yüzüne okunan aralarında Çetin Doğan’ın da bulunduğu 6 sanık cezaevine gönderildi.

Doğan adliyeden çıkarılırken basın mensuplarına “Göreve gidiyorum. Kısmi seferberlik var bizim için. Arkadaşlarımın yanına gidiyorum. Bize savunma hakkı verilmeden tutukluyorlar. Yasalara aykırı. Sayın Başbakan’ın dediği gibi müfteriler iftiralarını ispat etmek zorundadır. Ama ne oldu, ispat etmiyor ama içeriye atıyorlar" diye konuştu.

Sitene Ekle

"Balyoz Planı" davası kapsamında hakkında yakalama emri çıkarılan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, " Ben bundan sonra halkımı kendime muhatap olarak alacağım, manifesto hazırlayacağım. İddianameyi ben hazırlayacağım. Neler yapıldığını, bu davayla ilgili ne çirkinlikler olduğunu ortaya koyacağım. Bu davanın kaç sene evvel başladığını söyleyeceğim" dedi.

Hakkında yakalama emri çıkarıldığı için sabah saatlerinde Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesine gelen ve öğleden sonra hakkındaki yakalama emri yüzüne okunduktan sonra İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanan "Balyoz Planı" davası sanıklarından eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, işlemleri başlamadan önce adliye önünde basın mensuplarına bir açıklama yaptı.

Hakkında verilen karar uyarınca kendiliğinden adliyeye geldiğini belirten Doğan, "Biraz sonra işlemler tamamlanacak ve ben Silivri Kampüsündeki görev yerime koşarak gideceğim" dedi.

Doğan, daha önce davayla ilgili fikirlerini kamuoyuyla paylaştığını hatırlatarak, şöyle konuştu: "Davanın meşru zemini kalmamıştı, çünkü davanın zemini sayılan 11 CD’nin bir çete tarafından imal edildiği, üretildiği birçok kanıtlarıyla ortaya konulmuştu. Bu haliyle 16 Aralıkta duruşmada kimlik tespitine başlandı. Sıra bana geldiğinde söylediğim söz şu oldu: ’Sayın Başkan, bu dava Türk ulusuna çok pahalıya mal oluyor. Bu davada 196 sanık var, bu 196 sanığın 148 adedi hiç seminere iştirak etmemiş, sadece ve sadece dijital verilerde, imzasız dijital verilerde.. Ne kuru imza var, ne dijital imza var. İsimleri geçtiği için burada sanık sıfatındalar. Biz davanın temelini oluşturan 11 nolu CD’nin sahte olduğunu kanıtlamaya hazırız. Lütfen evvela bunu konuşalım, bu tartışılsın ve görevlerinden, yabancı ülkelerden koşup buraya gelmiş arkadaşlar bu şekilde serbest kalsın. Geriye 48 arkadaş kalıyor bu seminere iştirak eden. Seminere iştirak eden arkadaşlar, ben ordu komutanıydım, benim emrime uyarak buraya geldiler. Eğer seminerde bir suç isnadı varsa o doğrudan bana yöneltilmelidir.

Arkadaşlarıma hiç bir suç isnadı olamaz. Çünkü benim emir komutama, emrime uymak zorundaydılar." Bunun dikkate alınmadığını, duruşmaların, kimlik tespitlerinin devam ettiğini anlatan Çetin Doğan, bu arada sahte belgeler üretildiğini ve dosyaya delil eklemeleri yapıldığını savundu. Doğan, delil ekleme işinin aceleyle yapıldığını bunun sonucunda da çok büyük yanlışlıklar yapıldığını öne sürerek, bunların da belgelerde yanlışlıklar yapılması sonucu doğurduğunu anlattı. Çetin Doğan, Balyoz’un birinci aşamasında "sözüm ona emekli bir asker"in bir gazeteciye teslim ettiği belgelerdeki yanlışlık ve zaman çelişkilerinden daha fazlasının eklenen bu belgelerde görüldüğünü iddia ederek, "Nasıl görüyoruz? Evvela şunu söyleyelim, belgeler çuvallarla çıkarıldı, yaş imza, ıslak imza var diye ortalığa yeni bir bilgi kirliği kampanyası açıldı." Basın mensuplarına içinde tutarsızlıklar olduğunu savunduğu belgeleri gösteren Doğan, bunlardan örnekler de verdi.

-"SİLAHLI KUVVETLERDE ÜST DÜZEYDE YANLIŞ YAPTIRMAZLAR"-

Bir basın mensubunun "Peki Gölcük’teki belgeleri birileri mi koydu oraya, nasıl oldu?" şeklindeki sorusu üzerine, Doğan şunları söyledi: "Maalesef şu bir gerçek ki, Silahlı Kuvvetlerde çok alt düzeyde yanlış..

Çünkü üst düzeyde böyle yanlışlıklar yaptırmazlar ama alt kademede işi bilemeyen, fakat oraya buraya taşıyan, aynen Kayseri’de olduğu gibi, Kayseri’de kurulan komplo gibi adamlar bulmuşlar. Uzmandır, şudur budur. Ve buraya konmuş. Konduğu yer de herkesin bildiği, zaten kozmik oda değil, gizli bir alan değil. Herkesin bildiği çöplük, evrak çöplüğü. Yanlış bir şey. Yer yok ondan, o benim sorumluluğum değil. Oraya konmuş ama konan CD’de bunlar var. Konan, hard disk diyorlar. Evet gerçekten de hard disk bulmuşlar ama bilirkişi raporu var. Hard disk, orada bulunan bir bilgisayarın hard diski. Dolduğu için arşive kaldırılıyor. Oradan bir el alıyor, bunu dışarı çıkartıyor ve yeniden dolduruluyor. Nasıl anlıyoruz; bir bilgisayarın hard diskini alıp başka bir bilgisayarda doldurursanız doğrudan doğruya sizi ele verir. Çünkü mac değeri farklı çıkar. O bilgisayarın mac değeri çıkmamıştır. Bu konuda Donanma Komutanlığı’nın kesin bir bilirkişi raporu vardır. Tamamen sahte." Hakim ve savcıların bir zırha büründüklerini, koruma altına alındıklarını savunan Doğan, 11. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz dilekçesi vereceklerini ve hukuki yolu takip edeceklerini kaydederek, şunları söyledi: "Ondan sonra yapacağımız şey, aldığımız cevaba göre, ’sözün, adaletin bittiği yerdir’ diyerek, artık avukatlarımızın cübbelerini çıkarmalarını isteyeceğiz. İstifa etmelerini isteyeceğiz. Bizler de 14 Martta başlayacak davada savunma yapmayacağız. Ne yapacağız? Ben bundan sonra halkımı kendime muhatap olarak alacağım, manifesto hazırlayacağım. İddianameyi ben hazırlayacağım. Neler yapıldığını, bu davayla ilgili ne çirkinlikler olduğunu ortaya koyacağım. Bu davanın kaç sene evvel başladığını söyleyeceğim." Çetin Doğan, "Yanlışlıklar içindeler. İnsan kahretmekten başka bir şey diyemiyor. Sayın başbakan bir vesileyle, ’müfteriler kendi iddialarını ispat etmek zorundadır’ demişti. Biz böyle bir beklenti lüksüne sahip olmadığımızı, daha davanın ilk aşamasında gördük ve onun için iddianamelerde delil diye saydıklarını biz çürüttük. Onlar irdelemediler. İrdelemediklerini nasıl görüyoruz? İlgili kurumlara yazdıkları yazılarda aldıkları cevapları emanete koymuşlar, hasır altı etmişler" dedi.

-"ÖLÜNCEYE KADAR DEVAM"-

Hastalanmasıyla ilgili iddialara da yanıt veren Doğan, sözlerini şöyle noktaladı: "Yok efendim, 38-40 derece ateşim olsa, en ağır bir hastalık içinde olsam bile artık hastane yok. Davaya ölünceye kadar devam edeceğim. GATA’da yatanları yakından biliyorum ve gerçek durumları. Lütfen inanın. Ergin Saygun Paşa kalp krizi geçirdi, stent takıldı. Burada gelen arkadaşlar öyle. Bundan sonra dimdik ayaktalar. Bu karardan sonra ayağa kalkarak Harbiye Marşı’nı okumuş, kendilerini Türk halkına adamış insanlar. Öyle bir kişi, bir eski asker ne demiş: ’Kişi bir kez ölür, ölümsüzlüklere doğru. Öl be...’ Fazıl Hüsnü Dağlarca, piyade yarbaylıktan emeklidir...’Sen yanmasan, ben yanmasam nasıl çıkar karanlık aydınlığa’, ben yanayım, yeter ki bir mum olayım halkımızın aydınlanmasına."


Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
Çarşı taraftar grubu hangi takımındır?

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX