Hapsolmuş insanlar görüyorum duvarların içinde..
Birer ikişer doldurulmuşlar o hapishanelere..
Sayıları artmış giderek günden güne..
Büyük, kalın duvarların içinde kalabalıklaşarak daha da çoğalmışlar..
Yaşadıkları ortamı, gözlerinin önündeki duvarları farketmeden yaşamaya devam ederek çoğalmışlar..
Hapsedilmiş hayatlar..
İlişkilere hapsedilmiş hayatlar..
Çalışarak para kazanmaya ve yaşamayı sürdürebilmeye hapsedilmiş hayatlar..
İnanışlara hapsedilmiş..
Kavgalara hapsedilmiş..
Eğitime, öğretime, tüketime hapsedilmiş..
Başkalarının düşünce dünyalarının zincirleriyle kilitlenmiş, esir edilmiş kişiliklerin resimlerinin asılı olduğu duvarların arasına sıkışıp kalmış hayatlar..
Biçare kalmış, saldırıya uğramış bir hayvanın gözlerindeki korkuyu görüyorum tamamında..
Üstelik bir yandan birbirlerini yaralayarak, yok ederek yaşamaya çalışıyorlar o hapishanenin içinde..
Nerede yaşadıklarının bile farkında olmadan.
Ömürleri tükeniyor.
Hapishane kurucularının koyduğu kurallar yönetiyor bütün mutluluklarını, sevinçlerini, tatminlerini..
Küçük hücre pencerelerinden kendilerine kıt kanaat görünen güneş ışığını bile hissedemiyorlar.Sonra o uzun uykularında gördükleri rüyaların anlamını akıllarına dahi getiremeden uyanıyorlar tekrar eden sabahlara..
En büyük merakları diğer hapishaneler..
Kimisinin iyi kimisinin kötü olduğunu sanıyorlar sadece.. Kıyasları yalnızca oralarla sınırlı..
Kendilerine benzemeyenlerle karşılaştıklarında ise, irkiliyorlar..
Onlara da saldırmak, vahşice yok etmek istiyorlar..
“Hapishanedesiniz” diye bağırıldıkça suratlarına, daha da azgınlaşıyorlar.Saldırganlaşıyorlar.. Savrulan yumruklar duvarlarda patlıyor anca..
İçinde bulundukları hapishane engelliyor onları zira.. Öfke, o büyük ve kalın duvarları aşamıyor..
Düşmeyegörürse kazayla içeri o benzemezlerden biri, paramparça ediyorlar saniyesinde..
Şimdilerde o küçük odalara hapsedilmiş insanların ellerinden bir bir alınmakta kavgalarındaki silahları.. Onların yerine yine ellerine tutuşturulan büyüklü küçüklü, ışıklı pencerelerden bakmaya çalışıyorlar hapishanenin dışına..
Anlamaya çalışıyorlar dışarıyı..
Gelgelelim, o küçük ekranın penceresi hapishanenin duvarlarını delmeye yetebilecek mi acaba…?
Delmeye başlasa bile, herkesin kendine ait ve başkasının asla oradan bakamayacağı bir penceresinin aslında hep var olduğunu anlayabilecekler mi ?