13.12.2011 02:30 | Son Güncelleme:
ANKARA Milliyet

Tutukluların yarısı Türkiye’de

Cezaevinde tutuklu bulunan kanser hastası ve gözaltında kaybolanların aileleri ile birlikte bir basın toplantısı düzenleyen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, dünyada terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklu bulunan kişilerin yarıya yakınının Türkiye cezaevlerinde yer aldığı belirtti. Aileler, yakınlarının durumunu anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı

Başbakan defteri kapattı
Ağbaba, dün TBMM’de, “Devrimci Karargah Örgütü” davasının tutuklu sanıklarından Baha Okar’ın eşi Suzan Okar, 1994’te gözaltındayken kaybolduğu iddia edilen İrfan Bilgin’in kardeşi Kenan Bilgin, 1981’de idam edilen Veysel Güney’in ablası Meral Güney ve kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla tutuklanan ve kanser hastası olduğu belirtilen Basri Vardar’ın eşi Zekiye Vardar ile birlikte basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısına CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, CHP İstanbul milletvekilleri Melda Onur ve Binnaz Toprak ile BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de destek verdi.
Dünyada terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklu bulunan kişilerin yarıya yakınının Türkiye cezaevlerinde yattığını belirten Ağbaba, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katıldıkları gerekçesiyle 2 bin 604 kişinin gözaltına alındığını, 500’e yakın öğrencinin cezaevinde bulunduğunu söyledi. Ağbaba, “12 Eylül’le hesaplaşacağını söyleyen, idam edilen gençler için gözyaşı döken Başbakan, referandumdan sonra bu defteri kapattı. Ama biz kapatmayacağız. Veysel Güney’in cansız bedeninin, Güney’in katledilmesi ve mezarının kaybedilmesinden sorumlu olanların yargı karşısına çıkması için elimizden geleni yapacağız” dedi. Yanındaki ailelerin insan hakkı ihlallerinin bizzat muhatabı olduğunu savunan Ağbaba, Baha Okar’ın “Devrimci Karargâh Örgütü” davasının bir kurbanı olduğunu, somut hiçbir delil bulunmamasına rağmen aylardır cezaevinde bulunduğunu söyledi.

Türkiye suçlu bulundu
Kenan Bilgin’in ise 1994’te gözaltındayken kaybolduğunu, bunun bizzat savcı tarafından da kabul edildiğini savunan Ağbaba, konunun AİHM’ye taşındığını ve Türkiye’nin suçlu bulunduğunu ifade etti.
Ağbaba, kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla cezaevinde bulunan Basri Vardır’ın ilik kanseri olduğunu ve hastalığının ilerlemiş boyutta bulunduğunu, tedavi edilmesi gerektiği doktor raporlarıyla da mevcut olmasına rağmen, tedaviye izin verilmediğini iddia etti.
1981’de idam edilen Veysel Güney’in, babasına hitaben yazdığı mektubu da okuyan Ağbaba, Güney’in mezarının bile bulunmadığını kaydetti. Ağbababa, Güney’in cenazesini ailesine teslim etmeyen sorumluların yargılanmasını istedi. Ağbaba ile toplantıya katılan aileler de yakınları hakkında bilgi verirken gözyaşlarına hakim olamadı.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0