Pazar

15.04.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 15.04.2018-1:30

“Tuval, fırça gel beni çiz diyor”

“Kendimi polislik yapan bir sanatçı olarak tanımlıyorum” diyen Polis Başmüfettişi Ahmet Sula, temmuz ayında Roma’da sergi açmaya hazırlanıyor.

Sitene Ekle

PAŞA ALYURT

Yaklaşık 30 yıldır terör ve istihbarat şubelerinde görev almış, 17/25 Aralık sonrası Terörle Mücadele Daire Başkan Yardımcılığı ve Başkan Vekilliği yapmış bir isim Ahmet Sula. Ankara’da Polis Başmüfettişi olan Sula, şiir, resim ve kaligrafiyi birleştirdği eserleriyle dikkat çekiyor. Bugüne dek dördü yurtdışında 21 sergisi olan Sula, temmuz ayında Başbakanlık Tanıtma Fonu ve Nil Eğitim ve Yardımlaşma Derneği’yle birlikte Roma’da sergi açmaya hazırlanıyor. Sula’yla polis teşkilatının kuruluş yıldönümü dolayısıyla kutlanan 10 Nisan Polis Haftası vesilesiyle bir araya geldik. 

- Ürettiğiniz eserlerde felsefeniz nedir?

Savaşçı kelimesiyle başlayabiliriz. Bugün Allahuteala bana o kadar çok nimetler lütfetmiş ki düne dönüp baktığımda polislik gibi hayatın biraz kaba, insanlara sıkıntı veren, soğuk yüzleri içerisinde geçmiş gençliğim. Fakat bugün itibarıyla anlıyorum ki bir hazine biriktirmişim. Çünkü sanatta bir iddianızın olması için mutlaka bir hikayeniz olması gerekiyor. Bu yüzden de belki pek çok sanatçının tanık olmadığı olaylara, kişilere, coğrafyalara, iklimlere tanık oldum. Yaşadığım bu şeyler ayrı bir cevhermiş. Onu bugün daha iyi anlıyorum. Bunları birleştirerek iş artık eser çıkarmaya geldiğinde, bakıyorum ki pek insanın tanık olmadığı yerdeki okumalarımla, yazı sanatıyla, resim sanatıyla ve müzik sanatıyla bunların hepsini yoğurup harmalanlayıp kendi kültürümden güzel eserler ortaya koyuyorum.

- Nedir peki bu savaşçılık?

Ben bunları kuru bir alkış davası, “Aaa müdürümüz de resim yapıyormuş” gibi asla görmedim. Böyle görmek sanatı da, mesleği de, insanı da incitmektir. O yüzden bir savaş veriyoruz. Kendimi de bu sebeple savaşçı gibi görüyorum. Nedir bu savaş? Bakıyorsunuz bugünkü gündemde dünya terörizmle meşgul. Özellikle bizim coğrafyamız zulüm altında. Bu sebeple bu medeniyetimizi, ahlakımızı iyi anlatabilmek için bir savaş veriyorum. Savaş burada bir araç benim için, amaç değil. Amacım insanlığın daha iyi bir geleceğe sahip olması. Bizimkisi bir dertli insan olarak insanların derdine derman olabilmek.

- Eserlerinizi üretme süreciniz nasıl gerçekleşiyor?

Normalde ressamların çoğu düşündüğü bir resmin eskizini çalışır; kompozisyonunu, form ve desenlerini, perspektifini, matematiğini hesaplar ve çizerler, sonra boyama işlerine geçerler. Benim felsefi resimlerimde bu silsile, bu kronoloji ile olmuyor. Bir kavram, bir kelime beni çağırıyor. Doğrudan çağıran kavramı yazmakla başlıyorum. Tuval, kalem, boya, fırça bana bir şeyler söylüyor; “Gel beni çiz” diyor. Böyle içgüdüsel bir iletişim var aramızda. “Burada şu olmalı” diyor, “Tamam” diyor ve çiziyorum. Tabii bu kelime etrafında. Ben aslında eşyanın hâl diline tercüman olup resmeden bir sanatçıyım.

- “Felsefi eserlere” ne zaman başladınız? 

Yanlış hatırlamıyorsam 2009 yılıydı. Hocam Haluk Hatipoğlu, bu alanda benim belki öncesi veya sonrası diyebileceğim noktada duran bir ressamdır. Ben bunları karakalem ile çalışırdım. Bana “Git bunları yağlı kalem ile çalış” dedi. Gittim yağlı boyayla çalıştım. Geldi “Birkaç tane daha çiz” dedi. Birkaç tane daha çizdikten sonra “Müthiş” dedi, “Sen artık beni geçtin”. Haluk Hoca o sihirli dokunuşuyla bana böyle bir cesaret vermiş oldu. Ondan sonra bu felsefi eserleri ortaya çıkarmaya başladım. Bugüne kadar 25 tane felsefi eser yaptım. Eserleri geceleri üretiyorum. Bunun iki sebebi var: Birincisi dünya üzerinde hakkı olanların elini eteğini çekmesi. İkincisi kendimle başbaşa kaldığımda konstantre oluyorum, o zaman bana ilham geliyor ve yoğunlaşabiliyorum.

- Resimlerinizi hiç müzayedeye çıkarmamışsınız, neden?

Hayır hiç çıkarmadım. Bazıları bu işi rant olarak, yatırım olarak görüyor. Amacım bu eserleri müzelere taşıyabilmek. Gençlerimize ilham olabilmek, rol model olabilmek.  

- Polis bir sanatçısı mısınız, sanatçı bir polis misiniz?

Ben kendimi polislik yapan bir sanatçı olarak nitelendiriyorum. İnsanlar paraya, mevkiye, şöhrete kapılıp gidiyorlar. Allah esirgesin bunun sonu hüsrandır. Kendi şahsiyetimi bir ahlak üzerine oturtmak istiyorum. En önemlisi ahlak, beyin ve kalp. Ben rızkımı temin için polislik yapıyorum.

Yeni sergisi Roma’da

- Roma’daki sergi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu sene Başbakanlığın destekleyeceği bir proje gelişti. Daha sonra Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Sayın Nilgün Diptaş’ın yaptığı NEYAD (Nil Eğitim ve Yardımlaşma Derneği) ile temas kurduk. Aynı yolun yolcusu olmak üzere önemli destek vermekteler. Temmuz ayında Roma’da bir sergi açalım diyoruz. Bu sergi niye Roma’da? Roma dünya kültür mirasının yüzde 25’ine sahip. Bizim orada sanatımızı duyurmamız lazım. Bize özgü, bizim kültürümüzü anlatan, felsefi, yeni bir yorumla gidiyoruz. Sözün, yazının, resmin bir arada harmanlanıp bir sözü, bir hikayesi olan felsefi eserlerle gidiyoruz.


Etiketler:
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.