Bildiğiniz üzere, 36.’sı düzenlenen, Tüyap Uluslararası Kitap Fuarı geçen Cumartesi itibariyle başladı. Yaşımdan büyük olan kitap fuarının, bu seneki anlamı benim için bir başka. Sadece kitapların üzerinde ellerimi gezdirip; avuçlarımı ısıtmak, tanışmak istediğim yazarlarla buluşup; gözlerinin içindeki bilgeliği görmek dışında, kendi kitabımın da o standlar arasında yer aldığı tarifsiz bir heyecan. Öyle ki; içim kıpır kıpır... Kendimi ‘yazar’ olarak adlandıramam elbette; ben, hamilelik dönemi anılarını kaleme almış bir anneyim sadece. Ama yine de o kadar güzel bir duygu ki onca yazarın arasında adımın geçmesi, onca eser arasında bir güncemin bulunması... Mutluluğum yüreğime sığmıyor, acemi heyecanım kesin imzamı almak için gelenlere geçiyor. Hele ki; fuarda kitabımı edinip, okumaya başlayıp, sosyal medyadan hiç tanımadığım kişilerden bana ulaşan yorumlar, arkadaşlarımdan gelen telefonlar yok mu; onlar apayrı bir hayal alemine götürüyor beni. Ağzım kulaklarıma vararak cevaplıyorum hepsini.

Fuarda ilk defa adımla-kitabımla karşılaşan kişiler, gelip kitabın kapağına bakıp, arkasını çevirirken, kitabevim A7’nin standında duran kişilere soruyorlarmış... ‘‘Eee, ne anlatıyor bu kitap?’’

‘‘Artık anne olmak istiyorum.’’ diye düşündüğüm günlerde, çok araştırdım; ‘mutlu bir birey’ yetiştirebilmek için ne yapmak gerekir diye, okudum, danıştım, sorguladım... Sonra fark ettim ki; çocukluğumda ne yaşadığımı çözümleyemezsem, çocuklarıma ne hissettireceğimi asla bilemem. O yüzden işe önce kendimden başladım... Geçmişimi sorguladım, şimdiki Melis’e odaklandım. Kendime dikkatli bakınca gördüm ki, arızalarım var benim; kendime karşı yanlışlarım, etrafıma tavırlarım... Düzeltmem gereken yanlarımı fark etmemi sağladı; bu yolculukta elini tuttuğum kişiler: Yaşam öğretmenim- bioenerji uzmanı Yılmaz Dedem başta olmak üzere, reiki eğitmenim Nazım Hodo, kişisel spor koçum Aysel Aysu Yıldırım ve bir çok psikolog-pedagog-kitaplar, hayatıma dokunmuş herkes...

Onlarla kendime odaklanmaya başladığımda, benim için her şey değişti; hayata bakışım, düşünce yapım, davranış kalıplarım, yaşam tarzım... Hayattan beklentilerimin yerini, artık “Kendim için ne yapabilirim?” aldı.

Ve gördüm ki; kendimi gerçekten sevmeli, bir anne olarak kendime güvenmeli, boynumdaki mükemmeliyetçilik prangalarımı atmalı, huzurlu bir ruh olmalıydım... Bunun için de öncelikle geçmişi çözümlemem, çocukluğumdaki davranış kalıplarından kurtulmam ve iç dünyamda özgürleşmem gerekliydi.

İşte bu yazdığım günce de bu yaşıma kadar bildiğim Melis’ten, AnneMelis’e dönüşüm sürecimin hikâyesi. Umarım şimdiye kadar aldığım güzel yorumlar gibi, keyifle okursunuz. Umarım eski Melis’i yargılamak yerine anlamaya çalışırsınız. Umarım yeni Melis kimilerinize feyz olur ve siz de rüzgara kapılıp, gitmek yerine, kendi rotanızı kendiniz belirlemek için bir adım atarsınız. Umarım, yeni Melis’i sever, onun için yüreğinizde küçük bir yer açar, ona sevgiyle bakarsınız.

Ya işte böyle... Kitap yukarıda anlattıklarımı size aktarıyor, Tüyap’ta benim için böyle özel bir anlam ifade ediyor.

Kitabın adı mı? En Mahrem Hikâyeme Hazırlık: Doğum / ‘Yazar’ değil de ‘anne’nin adı mı? Melis Sonkaya / Keyifli okumalar...