Beşiktaş'a takviye gerek

GLOKAL
Uğur Meleke GLOKALTüm Yazıları
03 Aralık Perşembe 2015

Akhisar maçı Beşiktaşlılar için o bilindik soruları tekrar akla getiren bir sınav oldu doğrusu: Siyah-beyazlılar son iki yıl olduğu gibi bu yıl da sezon sonunu getiremeyecek mi? Rakipleriyle arayı açma fırsatlarını heba edip son bölümde üçüncülüğe razı mı olacak? Bu takımın tecrübesi şampiyonluk yarışı için hâlâ yetersiz mi?

Bence bu soruların cevabı, hayır... Yani Beşiktaş kadrosu bu yıl artık şampiyon olabilecek tecrübede. Bu kadronun bazıları 4, bir kısmı da 3 yıldır bir arada. Aybaba ile hazırlık sınıfı okudular, Biliç Lisesi’inde büyüdüler, şimdi Güneş Üniversitesi tedrisatında gelişiyorlar. Ve eğer bir olağanüstülük yaşamazlarsa sadece bu yılın değil, önümüzdeki 3-4 yılın da zirve için bir numara favorisi konumundalar. Lâkin, büyük plandaki bu iyimserliğe kapılıp, Akhisar maçında ortaya çıkan defoları da gözden kaçırmamak gerek. Bence Beşiktaş’ın şampiyonluk sürekliliği sağlaması için halletmesi gereken birkaç sorun var...

1. Atiba’nın insanüstü çabasına bağımlı olmamalı

Atiba’nın ülkedeki sayılı hayranlarından biriyim. Dinamizmi, zekası, oyun bilgisi muazzam. Lig Radyo’dan mesai arkadaşım Cüneyt Kaşeler harika bir özet yapmış onun oyun bilgisine dair: “Eğer ben Atiba’nın ön liberodaki rakibi olsam sürekli onun gölgesini takip ederim, çünkü topun nereye düşeceğini en iyi o biliyor.”

Fakat Kanadalı oyuncu, Akhisar maçıyla birlikte basit bir gerçeği hatırlattı bize: O da insan. O da etten kemikten yapılmış. O da yorulabiliyor. Sadece üç buçuk ayda 13 lig, 5 Avrupa, 4 uluslararası olmak üzere 22 maçın 90 dakikasını eksiksiz oynadı. Ve yoruldu. Şaşırtıcı ama gerçek: Atiba da yorulabiliyormuş.

Akhisar maçı ilk yarısı bittiğinde koşu istatistikleri önümüze geldi ve şaşkınlıkla 5 Akhisarlı’nın Atiba’yı geçtiğini gördük. Pek alışık olduğumuz bir tablo değil bu. Gerçek ortadaydı: 30 saatlik uçuşlar sonrası Atiba bir yerlerde dinlenmeliydi. Muhtemelen de Skenderbeu maçında.

Sezon başında Atiba’nın pozisyonuna oyuncu alınmaması hataydı. Eğer Veli ve Tolgay’ın dönüşü daha da gecikecekse, devre arasında yapılmalı bu takviye.

2. Tolga, şut çekilmeden golü yememeli

Tolga harika bir sporcu, harika bir insan. İyi de bir lider. Bence Euro 2016’ya da en azından tecrübeli üçüncü kaleci kontenjanından gitmeye aday. Ama basit bir mental problemi var: Bazen golleri, daha şut çekilmeden yiyor. Garip ama gerçek.

Eğer savunma hata yapmışsa, önü boşalmışsa, rakip daha şutu çekmeden demoralize oluyor. Yüzü düşüyor, gol sonrası kızacağı arkadaşları oluşuyor zihninde. Oysa futbol böyle bir şey: Hata var, Bayern’de de var, Barcelona’da da. Bazen savunma görevini yapamayacak ve iş başa düşecek. Bomboş şutlar gelecek bazen. Zaten büyük kaleci de bu şutları çıkardığı için büyük oluyor. Tolga’nın da yapması gereken bu: Var olan meziyetlerini göstermek. Şutu daha gelmeden demoralize olup yememek.

Beşiktaş’ın süper bir kaleci koçu ve efsane kaleci bir teknik direktörü varken eminim Tolga’yla konuşarak bu sorunu atlatabilirler. Ama Tolga’nın formsuz olduğu şu dönemde de Günay’a şans vermek bence çok adaletsiz sayılmaz.

3. Ağır savunmaya takviye yapılabilir

Akhisar’ın ikinci golünde Rhodolfo’nun Sami ile yüz yüze kalması şaşırtıcı. Ama çalımı yemesi şaşırtıcı değil. Rhodolfo’nun özelliği çalım yememesi ya da sürati değil zaten, pozisyon bilgisi. Onu böyle yakalarsanız, geçme ihtimaliniz yüksek.

Benzer özelliklere Tosiç de sahip. O da Rodallega’nın direkten dönen şutu öncesi zaafını gösteriyor zaten. Yürüyor, eşlik ediyor adeta Kolombiyalı santrfora. Beşiktaş’ın uzun vadede ağır savunmacılarıyla zor duruma düşmemesi için çare üretmesi gerek: Bu çare de muhtemelen bir hızlı stoper takviyesi.

4. Son vuruş hocası alınabilir

Bu konuyu geçen yıl da çokça dile getirmiştim: Beşiktaş bu kadar pozisyona giriyor ve pek azını atabiliyorsa, Gökhan, Kerim, Olcay, Oğuzhan hepsi birden son vuruşlarda sıkıntılıysa, bunu özel çalışmayla geliştirebilirler. Yıllar önce Lyon, Sony Anderson’u sırf bu iş için istihdam etmişti mesela.

Ayrıca Oğuzhan’ın özel olarak gelişmesi gereken bir konu da şut repertuvarının darlığı. Hep yerden, hep sekerek köşeye giden toplar... Oğuzhan kalitesinde bir oyuncunun daha farklı şut seçenekleri de olmalı. Güçlü vurabilmeli milli on numaramız. Bence bu kalitede bir oyuncuya sezonda 10-12 gol yakışır çünkü...

canlı skor
Şu an oynanan maç bulunmamaktadır.
Tüm maçlar için tıklayın