17.02.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 17.02.2017-2:30 A-A+
ozay.sendir@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

UMUDUMUZ KUYU



Hepi topu 11 kilo 400 gram ağırlığında bir köpek yavrusu Kuyu. Hiç farkında değil ama tek başına müthiş bir iş başardı.

Kuyu’nun başardığı şey, 70 metre derinlikte daracık bir kuyuda günlerce hayatta kalmak değil. O küçücük köpek yavrusu hepimizi ortak bir sevinçte buluşturdu uzun zaman sonra. Meğer, ne çok özlemişiz birlikte sevinmeyi.... 

Eskiden milli maçlar ortak sevincimiz oluyordu, kulüp rekabeti o işin tadını kaçırdı. Eurovsion’a katılmak ortak heyecanımız, iyi sonuç almak ortak sevincimizdi, uzun zamandır o da yok. Bir köpek yavrusu, birlikte sevinmenin tadını hatırlattı hepimize. Ve daha önemlisi, Kuyu sayesinde gördük ki, siyasal ya da yaşamsal kamplara bölündükçe, sadece karşı tarafı değil, kendimizi de yalnızlaştırıyoruz aslında. Teşekkürler Kuyu, patilerinden öpüyorum seni.

SADECE UYUMSUZ BİR ADAM MI? 

Hırçın, olay çıkaran ve başı beladan kurtulmayan bir futbolcu Mario Balotelli. Evlatlık verilmiş, ırkçılığa maruz kalmış ve gittiği her takımda çıkardığı olay sayısı futbolunun önüne geçmiş. Diğer yandan, Manchester sokaklarında Noel Baba kıyafetiyle dolaşıp, ihtiyacı olanlara para dağıtan bir adam o. Ya da bir yılbaşı gecesi 24 evsizi toplayıp, 5 yıldızlı bir otelde parti verdiği de biliniyor.

En komik vakası, birileri rahatsız ettiği için okul yerine antrenmana gelen öğrenciyi alıp okula gitmesi ve diğer öğrenciyle konuşması. Bir de kütüphane kartında borcu olan öğrenciler için para ödemek istediğini hatırlıyorum. Uyumsuz ve sorumsuz diye ün yapmış bir karakterin az bilinen özellikleri bunlar. O yüzden kimseyi hemen yargılamamak lazım...

Gaziantep direniyor

Bir hafta, bilemediniz 10 güne kadar duyacaksınız ama ben şimdiden yazayım. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, bu hafta içerisinde iş dünyasından tarafları buluşturup, bir toplantı yaptı.

Toplantı sonucunda da Gaziantep için paket turlar hazırlandı. Bu turlara katılanlar çok daha ucuza hem Gaziantep’in tarihsel zenginliğini görecek hem de mutfağının keyfini çıkaracak. Yani ihracatta Ankara’yı geçen bir şehir olmakla yetinmeyip, turizm pastasından da pay alacak, yatırımları atıl bırakmayacaklar. Kabullenmek yerine çare aramak. Herkesin kazanacağı bir sistemi kurgulamak ve tüm tarafları aynı amaç etrafında toplamak güzel bir çaba.

Özel okullar parantezi 

Anadolu Ajansı, Kuyu’nun, Bahçehir Koleji öğrencilerinin yaptıkları bir elektronik kol sayesinde kurtulduğunu duyurdu önce. Sonra hatayı düzeltti, kolu yapan, kurtarma işini yürüten gruplarmış. Büyükşehir’i arayıp sordum ve öğrendim ki, Bahçeşehir Koleji’ndeki arkadaşlar gerçekten bir kol yapmışlar ama amaca hizmet etmemiş. Hiç fark etmez ve üzülmeyin gençler.  Önemli olan, sizi doğrudan alakadar etmeyen bir konuda “Bana ne?” dememeniz ve çare bulmak için çaba göstermeniz.

Bunları başarmış olmanız kolun işe yarayıp yaramamasından bin kat daha önemli. Hoşuma giden bir başka özel okul haberi daha var. MEF Okulları, harika bir iş yapmış ve teknoloji çağı çocuklarına ütü yapmaktan araba bakımına, dikişten çay-kahve pişirmeye kadar dokuz farklı ders vermeye başlamış. Üniversite sınavı dışında hayata hazır çocuklar yetiştirme fikrini de unutmuştuk uzun zamandır. Türkiye’de özel okula giden öğrenci sayısı yüzde 3-4 seviyelerinde. Bu oranın artması, sadece o çocuk ya da ailelerinin değil tüm ülkenin kazanımı olacak.

‘Sen benim sevgilimle nasıl yatarsın?’

Trabzon’da, sosyal medya üzerinden kapışan ve sonra da dayak görüntüleri yayılan üniversiteli kızlar çok konuşuldu. Öğleden sonra “Günaydın” derler buna.  “Video yüklenen sitelerde bir dolaşın, karşınıza neler çıkacak” diye yazmıştım bir ay kadar önce. Şimdi daha açığını yazayım o zaman: Sokaklarda “Sen benim sevgilimle nasıl yatarsın?” diye saç saça, baş başa girmiş kızlar var.

Grup halinde kavgaya giden ve “Yanımızda alet yok” diye bıçak arayan kızlar da mevcut. Okul bahçeleri, sınıflar,  mahalle araları, parklar derken kızların kavga görüntülerinin olmadığı yer yok. Bazen öyle videolar çıkıyor ki karşıma, ömrümde ilk kez duyduğum küfürler oluyor içinde. Olur öyle şeyler demeyin lütfen! Bitişik nizam, her tarafı beton, çoğunlukla da İstanbul’un geri kalmış mahallerinden geliyor o kavga görüntüleri. Şiddet giderek sosyal bir sıkıntı haline geliyor ve maalesef sadece polisiye önlemlerle başa çıkmaya çalışıyoruz bu dalgayla.

Şahan’a teşekkür

“Recep İvedik mi?” Küçümseyen bakışlar, dudak bükmeler ve ağır eleştiriler... Şahan Gökbakar alışmıştır belki bunlara ama başka bir itirazı seslendirmem gerek. O çok bayıldığımız, “Gerçek sanat”            dediğimiz filmlere yapılan maddi yardımlar var ya, o yardımlarda ‘Recep İvedik’ katkısı var. Nasıl mı, söyleyeyim: Kültür Bakanlığı’nın sinema biletlerinden aldığı pay, tekrar sinemacılara dönüyor ve bahsettiğimiz sanatsal filmlere destek oluyor. Yani ‘Recep İvedik’ seyredenler aslında başka filmlere de kaynak sağlamış oluyor. Yani Şahan ya da Cem Yılmaz’ın gişe filmlerini küçümsemek ya da eleştirmek kolay ama “O filmler olmasa acaba ne olurdu?” diye düşünmek de lazım. En azından adil olan tavır bu.

 

Bilgi YarışmasıVerilen şarkılardan hangisinin hem sözü hem de müziği Tarkan a ait değildir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.