Aldığınız ürünün nereden geldiğinden tutunda nasıl yapıldığına, markaların kıyaslanmasına kadar her şey bir tuş uzağımızda. Dünyadaki her yere ulaşabiliyor ve ürünlerinizi rahatlıkla milyonlarca insana gönderebiliyoruz. Tanımadığımız binlerce insanı da içinde barındıran bu ortam girişimciler, alıcılar ve satıcıları internet ortamında buluşturdu. 

E-ticaretin hızla gelişmesi, dijitalleşme ve yeni fırsatlar girişimci çevreyi arttırdı. Bu fırsatlar tabii en çok da hayallerini ertelemek zorunda kalan kadın girişimcileri harekete geçirdi. Bu girişimcilerden biri olan Çiğdem Kacar Selimoğlu. İlk etapta 3 bin 500 lira ile markalaşma ve üretim sürecine başlayan Selimoğlu, Karadeniz peştamalını dünyaya tanıtıyor.  Hobileriniz rüyalarınıza giriyorsa, kafanız karışıksa, tüm girişimcilere örnek olması açısından bu fikir nereden çıktı, bu işe nasıl başladı bakalım.

Öncelikle okurlarımız adına sizi tanıyalım?

Merhaba, ben Çiğdem Kacar Selimoğlu. Karadenizli bir ailenin kızı olarak İstanbul’da dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Mezun olduktan sonra yaklaşık 7 sene Tekstil sektöründe İtalya’nın a plus markalarına ihracat yapan firmalarda çalıştım. Evliliğim ve hamileliğimle beraber ara verdiğim çalışma hayatına tam gaz geri döndüm diyebilirim.

Bu fikir nereden çıktı? Nasıl karar verdiniz anlatır mısınız ?

Memleketim Giresun’a fırsat buldukça giderim, küçükken çok can sıkıcı olduğunu sandığım köyde geçirdiğim yaz tatillerim beni köklerime daha da yakınlaştırmış olacak ki şimdi, iyi ki annem ve babam bizi götürmüş ve köy hayatını yaşamışız diyorum. Fikrin geliş anı film gibi aklımda. 2013 yılında yapmış olduğum seyahatim dönüşünde otobüsün camına kafamı yaslamışken otogardaki hediyelik eşya satan dükkanlara gözüm takıldı ve peştamalin yalnızca ya masa örtüsü ya da fular olarak ürün hâline getirilerek satılıyor olması açıkçası beni rahatsız etti. “Neden Karadeniz’in simgesi hâline gelen elde dokunan bu değerli kumaş katma değerli bir ürün olmasın ki?” düşüncesi beni bu işi yapmaya yönlendirdi diyebilirim.

İşe başlarken tepki gösterenler ya da karamsar olduğunuz anlar oldu mu? Olduysa bunu nasıl aştınız?

Aksine çevremden özellikle ailemden çok manevi destek gördüm. Üzerine kayınvalidem Ardeşen, kayınpederim de Arhavili olunca bu değere sahip çıkmama en çok onlar sevindi. Zorlandığım anlar tabii ki oluyor.  İki yaşında bir oğlum olduğu için her çalışan anne gibi ona yeterli vakit ayıramadığım düşüncesiyle zaman zaman vicdan azabı çekiyorum, ama götürebildiğim her yere birlikte giderek ya da bir günü kendime tatil ayırarak bolca vakit geçirmeye gayret ediyorum.

Bu işe ne kadar bütçe ile başladınız?

Bütçeden önce yapılacak işi güzel bir iş planı ile projelendirmek gerekiyor. Bu anlamda yaptığım plan neticesinde hedefim ufak ufak büyümekti. İlk etapta 3 bin 500 lira ile markalaşma ve üretim sürecini yönettim ardından peyder pey üzerine koyarak ilerliyorum.

Yöresel çanta üzerinden günümüze uygun modeller üretmek bir anlamda risk aslında. İkisini birleştirmeye nasıl karar verdiniz?

Esasında bunu risk değil aksine avantaj olarak görüyorum, yerel üretimin kıymet verildiği bir dönemde yaşıyoruz. Marka olarak hedefim unutulmaya yüz tutan bir zanaatı ve ustaları yaşatmak. Aynı zamanda onların hak ettiği değeri görmelerini sağlamak. İlerleyen dönemde bununla ilgili güzel projeler gelecek. Bu fikirden yola çıkarak yaptığım araştırmalarda da peştamalla ilgili yazılı bir kaynak olmaması sebebiyle aynı zamanda önemli bir vakıf ile proje  yürütüyoruz. Çok uzak değil bundan 50-60 sene öncesine kadar neredeyse her evin altında bir dokuma tezgahı ve yapanı bulunurken günümüzde dokumanın makinaya dönmesi ve zanaatkarın maddi olarak tatmin olmaması sebebiyle ne yazık ki sayıları oldukça az. Karadeniz kadını peştamalını günlük hayatta başta ya da belde kullanırken "neden günlük modern yaşantımıza bizler de entegre etmeyelim?" diye düşündüm. Bu şekilde ortaya deri ve hasır ile harmanladığım modeller çıktı. Adını da Lazca eş anlamlı olan ve “iyi” anlamına gelen Kai&Vrosi koyduk.

Son olarak kendi işini kurmak isteyen hanımlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Her kadın özeldir diye düşünüyorum ve herkesin muhakkak keyif aldığı bir hobisi vardır. Bu dikiş dikmek de olabilir yazılım yazmak da. Önemli olan bunu keşfetmek ve yaptığı iş her ne ise ona bir farklılık katmak. Eğer uykularınızı kaçıran bir hobiyse tebrikler siz de bir girişimci oldunuz.

Ülkemizde kadın girişimcileri destekleyen ve nereden başlasam, nasıl ilerlesem sorularına cevap veren ve bu anlamda eğitimler veren sivil toplum kuruluşları var. Kendi şehirlerinde mevcut olan kurumlardan faydalanmalarını tavsiye ediyorum.