Ünal Aysal Projesi

Serbest Vuruş
Uzay Gökerman Serbest VuruşTüm Yazıları
29 Ocak Salı 2013

Galatasaray ligin ikinci yarısı için çok önemli transferler yaptı. Sneijder ve Drogba Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları yaşamış birer dünya markasıdır.

Peki buralara nasıl gelindi?

2010-11 sezonu yaşanırken Galatasaray önemli anlamlarda ekonomik sıkıntılar yaşıyordu. Bırakın transfer yapmayı, kulübün bütçesinin bir araya getirilmesi bile sorundu. Zaten Adnan Polat böylesi bir enkazın içinde idari yönden ibra edilmeyip yönetimden uzaklaştırıldı.

Yıllardır başta Hıncal Uluç olmak üzere Galatasaray'ın kurtarıcısı olarak görülen Ünal Aysal formülü devreye sokuldu. Burada Ünal Aysal'ın başkan olması için ortamı hazırlayan derin Lise'nin etkisinden söz etmemiz gerekiyor.

Türkiye'de ve dünyada kurtarıcılar çok büyük alt üst oluşların hemen ertesinde ortaya birden bire kimsenin itiraz edemeyeceği durumda çıkıverirler ve alternatifsizdirler.

Galatasaray söz konusu sezonda sadece ekonomik olarak değil, sportif bakımdan da bir çöküş yaşıyordu, futbol takımı küme düşme hattının hemen üstünde yer alıyordu.

Kuşkusuz aynı sezonun 3 Temmuz'un operasyonel anlamda hazırlıklarının yapıldığı bir dönem olması bakımından ilginç bir tesadüf değeri taşıyordu.

TT Arena'nın açılışı sırasında Başbakan'a yapılan protestolar kulübün hükümetle ilişkilerini de sorunlu bir hale getirecektir.

Bütün şartlar yepyeni bir lider ve yönetim şeklini zorluyordu.

 

Ünal Aysal'ın başarılı iş bilen bir işadamı olması bir çok Galatasaraylıyı umutlandıran bir gelişmeydi.

Ünal Aysal göreve geldiğinde Avrupa şartını koymuştu. Hatta 3 Temmuz süreci boyunca bunu bir tehdit unsuru olarak da TFF'ye karşı olarak da kullanmıştı.

Çünkü Şampiyonlar Ligi sadece futbolun üst düzeyde temsil edildiği bir platform değil, kulüplerin ekonomik olarak büyük katkı aldığı bir organizasyondu.

50-60 milyon euroluk gelir neredeyse garantiydi bunun üzerine sportif başarılarla çıkmak mümkündü.

Geçen sezona girilirken önemli futbolcuların takıma kazandırılıp, bunun yönetimi de Türkiye'deki futbol yapısını çok iyi bilen Fatih Terim'in emrine verildi.

Fenerbahçe ve Beşiktaş 3 Temmuz süreciyle uğraşırken, Trabzonspor bir taraftan üzerine giydirilen 3 Temmuz mağduru rolü, diğer yandan Galatasaray'a kaptırdığı önemli futbolcularının yerine yenilerini koyma telaşıyla Şampiyonlar Ligi serüveni arasında bocalarken Galatasaray tek başına ligi götürebileceği bir ortamı bulmuştu.

Bu süreç farklı yansımalarıyla aynen devam etmektedir.

Ünal Aysal sportif başarıların yolunu açtıktan sonra kulübün ekonomisiyle ilgilenmeye başladı.

Ekibinin çok önemli kişilerden oluştuğu bir gerçek.

İlk hamle Galatasaray AŞ.'nin elinde bulundurduğu hisselerin büyük bölümünü elden çıkarmak oldu. Böylece piyasadan belli bir miktarda para toplandı. Hisse arzı bir anlamda ortaklık yapısını da büyütmek, genişletmek demekti.

İkinci hamle sermaye artırımı ile gelecektir. Genişleyen ortaklık yapısının bu avantajı Galatasaray'ın önemli gelir kapısı olacaktır.

Milliyet Gazetesinin haberini okuyalım.

"Galatasaray Sportif A.Ş. geçen yıl ilk bedelli sermaye artırımını 18 Haziran'da gerçekleştirdi. Sermayesini 2.788.084 TL den yüzde 400 bedelli artırarak 13,940,422 TL'ye yükseltti. Hisse başına rüçhan hakkını 1 TL yerine 25 TL'den kullandırdı. Galatasaray Sportif A.Ş. bu sermaye artırımı ile toplam 278.8 milyon TL kaynak topladı. Galatasaray Derneği bilet satışına karşılık borcundan düştü ve bedelliye katılarak bir nakit girişi olmadı. Yani yatırımcıdan 125 milyon TL toplandı. 152 milyon TL Galatasaray Derneği'ne olan borçtan düşüldü."(*)

Yatırımcı elindekinin değerini koruyabilmek için bir kere daha sermaye koymak durumundadır.

Bu yolla Ünal Aysal Galatasaray'a önemli miktarda bir gelir sağlamıştır.

Bu çevrimi bir kere daha yapma hazırlığında olduğunun bilgisini alıyoruz.

Sermaye artırımı gibi teknik SPK ve İMKB'nin konusu olan detayları uzmanlarına bırakıyoruz. Benzer uygulamayı borsada halka açık tüm şirketler yapmaya kalkarsa ne türden bir hareket olur sorusunun cevabını merak ediyoruz.

İlginç olan bir başka konu Milliyet Gazetesi'nin haberine göre sermaye artırımı öncesi 804 milyon TL olan piyasa değerinin 2012 yılı sonu itibarıyla 564 milyon TL'ye inmiş olmasıdır.

Sonuç olarak Galatasaray'ın ekonomik olarak sorunları kısa vadede çözülmüş görünüyor ki son iki sezon lige damgasını vuracak transferleri peş peşe yapıyor.

Ünal Aysal'ın çevresinde uzman bir kadro olduğu bütün bu çalışmaların peş peşe ve sorunsuz bir şekilde yönetilmesinden anlaşılıyor.

Bütün bunlar Ünal Aysal'ın ileriye dönük bir Proje ile hareket ettiğinin de göstergesidir.

Bu Proje'nin çok kapsamlı olduğu bir gerçektir ve başarı ölçüsü Avrupa'da kalıcı başarıdan geçmektedir.

Açıkçası yapılan bütün bu önemli transferlerin hedefinde de o olduğu net bir şekilde ortadadır.

Terim, Mourinhodan bizzat istedi 

Dünya yıldızlarıyla dolu bir kadronun önümüzdeki dönemde yine marka değeri olan Mourinho benzeri bir teknik direktörle desteklenmesinin sürecin normal bir sonucu olacağını öngörmek kehanet olamayacaktır.

Galatasaray'ın resmi internet sayfasında Drogba'nın gelişiyle ilgili yazının bir bölümünde atılmış şu başlığın çok ilginç olduğunun altını çizmek gerekiyor. Wesley Sneijder & Didier Drogba: Mourinho’nun Çocukları  başlığı  


Türkiye'nin ve Galatasaray'ın bu modele uygun olup olmadığını bir sonraki yazıda tartışmaya çalışalım.

http://skorer.milliyet.com.tr/calis-biriktir-sneijder-e-yedir-/galatasaray/detay/1660982/default.htm

 

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com