Pazar
19.03.2017 - 02:30

Uzelli’nin “psychedelic” Anadolu’su

Dünya literatürüne altın harflerle kazıdığımız “Turkish Psychedelic”, ucu bucağı belirsiz engin bir derya. Uzelli’nin tozlu arşivlerinden neler çıkmış neler...

Sitene Ekle

Yıllar önce bir haber için görüş almak üzere Metin Uzelli’yi Unkapanı’nda ziyaret etmiştim. Görüşmemiz sırasında bir ara orijinal master teyplerin olduğu bir odaya götürmüştü beni ve dolapların kapağını açmasıyla bilinmeyen bir dünyanın da kapıları aralanmıştı. Belki de hiç bilip duymadığımız yüzlerce ismin bazıları bu raflarda gün yüzüne çıkmayı bekliyordu. “Bir gün bunları değerlendireceğiz” dediğini hatırlıyorum. 

Bilinmeyen bir kıta

“Uzelli Psychedelic Anadolu” albümünün çıkış haberi bu anımı canlandırdı. Şimdi sanırım o dolaplar eşelenmiş, kayıtlar gün yüzüne çıkarılmış ve ilginç, incelemeye dinlemeye değer bir derlemeye imza atılmış.

Tanınmış isimler bir yana, Anadolu’dan gelen müzisyenlerle o kadar çok kayıt yapılmış ki zamanında bugün hâlâ “Psychedelic Turkish” dediğimizde bilinmeyen bir kıtadan söz ediyoruz aslında.

Bugüne kadar ağırlıklı olarak tanınmış, daha az sayıda sonradan tanınan isimlerin albümleri ve kayıtları üzerinden kendini gösteren bu tarzda aslında zamanında ilgi görmemiş daha çok sayıda kayıt mevcut.

Özellikle 70’ler nasıl bir dönemmiş, o dönemin insanları ne güzel insanlarmış ki türlü siyasi ve ekonomik kriz devam ederken “Yav şimdi müzik mi yapılır, sırası mı bu kadar dert varken?” demeden kendilerini müzikle ifade etmişler. Bu albümler, single’lar bu kadar fazla basılmış ve yayılmış. Halkımız da dinlemiş, kendini bulmuş.

Bugün 70’lerdeki kadar çeşitli ve zengin bir müzikal kültür ve ifade yelpazemiz var mı emin değilim. Dijital dağıtım çağında bu kadar fazla ve çeşitli üretim olsa haberimiz olurdu herhalde diye düşünmemek elde değil.

O dönem neredeyse her kentten ve yöreden, önce geleneksel Anadolu müzikleriyle yoğrulup daha sonra bu temeli evrensel tarza aktarma arzusunda çok fazla grup ve sanatçı kayıt yapmış. Bugün böyle bir sentezden ya da kitlesellikten söz edebilir miyiz emin değilim.

Albüme gelecek olursak 10 şarkılık bu derleme, Uzelli arşivlerindeki 1975-1984 yılları arası döneme odaklanıyor. Elektrik bağlama, moog ve muhtelif synthesizer’ların kullanıldığı bu şarkılar gerek vokalleri gerek ritim özellikleriyle hem çok Anadolu kokuyor hem de çok funk. Her şeyden önce analog kayıt tadı alınıyor. Düzenlemeler de dönemi yansıtan işler.

Ne ararsanız var

Albüm için “Psychedelic” tanımını kullanmayı tercih etmiş. Doğrudur, Batı’da bu tanım geçerli, Anadolu pop ya da Anadolu rock bu isimle tanınıyor (plak olarak basılan albümü Kudos Records dağıtıyor). Müzikler ise çok daha değişik kafalarda.

Göbek havaları, funk türküler, rock ne ararsanız var. Mesela Erkin Koray’ın “Öksürük”ünün buradaki kaydı şahane. Kerem Güney, Zor Beyler, Âşık Emrah, Elvan Selim, Akbaba ikilisi, Ünal Büyükgönenç, Neşe Alkan, Ali Ayhan her biri farklı açılımlarla albümün yelpazesini genişletiyor.

40 yıl önce yapılan kayıtlar arasında hâlâ yepyeni ve heyecan verici müzikler bulabilmek büyük bir zenginliğin göstergesi. Bu çeşitlilik bizi ayakta tutan, birbirimize bağlayan en önemli zenginliğimiz. Tek tipleşmek bunu ortadan kaldıran bir şey. Bunu bir kere daha anlıyor insan.

Uzelli’yi bu girişiminden dolayı tebrik etmek lazım. Albümün plağını derhal internetten ısmarlamanızı tavsiye ederim.

Matkap ve ezan arasında

Almanya’nın Bonn kentinde yer alan Beethoven Vakfı, her yıl bir sanatçıyı, bazen bir müzisyeni bazen de bir görsel sanatçıyı, “city sound artist / şehir sound sanatçısı” olarak seçiyormuş. Bu kişinin görevi şehrin kendine has enteresan seslerini tespit etmek ve bunları kullanarak bir tür ses enstalasyonu yapmakmış. Kimisi şehrin ses haritasını çıkarmak diye tanımlıyor, kimi şehrin remix’i diyor. 

İstanbul’un remix’ini yapmak için bu şehrin sesi nedir diye sorsam aklınıza ilk ne geliyor? Ezan mı, inşaat sesi mi, matkap mı, vapur düdüğü mü, korna ve gazlama sesi mi, sokak satıcıları mı,  motorların gürültüleri mi? Matkap ve ezan arasında kararsız kalıyorum ben. 

Kode9 demoları bekliyor

23-25 Mart tarihlerinde gerçekleşecek Sonar’ın sanatçılarından Kode9, soruları şipşak yanıtlarken kendine güvenen elektronik müzik sanatçılarına demo yollamaları için e-posta adresini verdi

Sonar İstanbul performansınızda neler duymayı beklemeliyiz?

Genellikle bas ağırlıklı elektronik müzik miksleri çalıyorum. Gene öyle olacak. Grime’dan footwork’e arada ne kadar tarz ve tür varsa uğraya uğraya gideceğiz. İstanbul’da yıllar içinde birkaç kez çalma fırsatım oldu. Hepsinde de iyi vakit geçirdim. Bunun yanında bir sürü plak alışverişi maceram var, her şey bir yana pek çok cool insanla tanıştım. 

Geçmişte kulüp müziğinde bpm ağırlıklı bir anlayış vardı ancak bu durum değişti. Artık partilerde farklı ritimlerin işe yaradığı görülüyor. Bpm muhafazakarlığının sonuna gelindiğini söyleyebilir miyiz?

Niş elektronik müziğin belli alanlarında evet. Dijital teknolojinin tempodan bağımsız DJ setler yaratmayı kolaylaştırdığını düşünüyorum. Ama dans müziğinin büyük bir kısmı hâlâ bpm odaklı devam ediyor.

Bağımsız label’ınız Hyberdub’ın yayın politikası veya mesajı nedir?

Böyle bir müzikal politikamız, mesajımız yok bizim. Ama şunun olmasını isterdim. İnsanlar geçmişte yayınladığımız işleri kopyalamasalardı ve beni şaşırtsalardı çok sevinirdim.

Hangi özelliklere sahip sanatçılarla çalışmayı tercih ediyorsunuz? İnsanlar size nasıl demo yollayabilir?

Benden farklı düşünen insanlarla çalışmak hoşuma gidiyor. Demo’lardan keşfedip de imza attırdığım sanatçı pek yok aslında. Ama kendine güvenenler varsa buyursunlar. E-posta adresim djkode9@gmail.com.

Mutlak hükümdar, bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kişi anlamında kullanılan terim hangisidir?
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.