Hayatınızın öznesi, nesnesi, dolaylı tümleci, zarfı, bağlacı olan insanlardan vazgeçmeyin.
 
Onun öznesi olduğu her şey güzelse vazgeçmeyin.
 
Kilometrelerce koşup yine ona varıyorsanız, onda hüküm sürüyorsa zihniniz vazgeçmeyin.
 
Yapmak istediğiniz her cümlenin nesnesiyse vazgeçmeyin.
 
Hayatınızdaki ne zamanlar, nasıllar ve bütün zarflar onun adına çıkıyorsa vazgeçmeyin.
 
Bir cümleyi bir cümleye bağlar gibi sizi hayata o bağlıyorsa, sabahları onun için gülüyor, geceleri onu görürüm diye uyuyorsanız vazgeçmeyin.
 
Saatlere yılları sığdırıp yaptığınız planların her biri onu gördüğünüz anda yıkılıyorsa ve o an ondan başka hiçbir şeyin zerre önemi kalmıyorsa vazgeçmeyin.
 
Gitmek istediğinde "Dur, gitme" demek geçiyorsa içinizden söyleyin. Gitmek konusunda başarılı olacağından korktuğunuz kadar dönmek isterse bir gün, siz de onsuz olmak konusunda başarılı olduğunuzu fark etmekten korkun.
 
Karşındakinin ne kadar sevdiğini/sevmediğini bilemez insan. Sen onu ne kadar seviyorsan o kadar güzeldir. O seni sevdiği için değil, sen seviyorsun diye güzeldir. 
 
Unutmayın! Sanılanın aksine insana en çok koyan şey unutulmak, vazgeçilmek değildir. 
 
Vazgeçmektir. Unutmaktır. 
 
Gözünün içine baktığınız, kokusu için nefes almayı es geçtiğiniz, adını duyduğunuzda kalbinizin sektiği adamın gün gelip "herhangi biri" olmasıdır.
 
Kimsenin hayatında "herhangi biri" olmak için uğraşmayın ve siz de kimsenin hayatında "herhangi biri" olmayın.
 
"Bir"i olduğunuzda da vazgeçmeyin...