Vejeteryanliğe  ilişkin en eski belgeler Avrupa’da M.Ö 6. yy'a kadar dayanmaktadır. Aynı dönemlerde Yunan filozof ve matematikçi Pisagor  et tüketimini şiddetin göstergesi olarak nitelendirdiği için vejetaryenliğin temelindeki kişi olarak kabul edilmiştir. Pisagoryan hayat tarzının geliştiği bu dönem sonrasında birçok filozof ve yazarı da etkilemiş ve 19. yy'a kadar Avrupa’nın beslenme şekline de yansımıştır

Budizm ve Hinduizm gibi birçok din ve kültürde vejetaryen beslenme tavsiye edilmektedir.

1847’de İngiltere’de ilk 'Vejetaryen Derneği' kurulmuştur. Dernek günümüzde de 'Vegetarian Society of the United Kingdom' adıyla hala faaliyetlerine devam ediyor.

Herkes vejetaryenliği farklı nedenlerle seçer. Kimi hayvanların acı çekmesine son vermek için, kimi daha sağlıklı bir hayat sürmek için. Bazıları da sera gazı salınımını azaltıp dünyayı daha sürdürülebilir kılmak için.

Oxford Üniversitesi'nde araştırmacı Marco Springmann ise dünyanın ne kadar düzeleceğini öngörmek için bir bilgisayar modeli hazırlamış. 2050'de herkesin vejetaryen olması halinde, gıda bağlantılı sera gazı salınımının yüzde 60 azalacağını ortaya koymuş. Herkesin vegan olması halinde ise bu azalma yüzden 70'e kadar çıkabilir

Vejetaryenliğin sağlık üzerindeki etkisi de karma olacaktır. Springmann'ın bilgisayar modeli, herkes 2050'de vejetaryen olsa, kalp ve damar hastalıkları, diyabet, inme ve bazı kanserlerde azalma olacağı için ölüm oranlarında da yüzde 6-10 oranında düşüş öngörüyor.

Vejetaryenliğin dünya çapında her yıl 7 milyon, veganlığın ise 8 milyon ölümü engelleyeceği tahmin ediliyor.

Eti daha az miktarda ve daha az sıklıkta yemek yetecektir. Bir araştırmaya göre, sadece Dünya Sağlık Örgütü'nün beslenme tavsiyelerine uymak yoluyla İngiltere'deki sera gazı salınımı yüzde 17 azaltılabilir. Hayvan ürünleri ve işlenmiş atıştırmalıklardan kaçınma halinde bu oran yüzde 40'a kadar çıkabiliyor.

Vejetaryen beslenme ve sağlık üzerine yapılan çalışmalarda ise vejeteryan beslenenlerde kalp-damar hastalıklarının, kanserin daha az görüldüğü belirtilmişti. Bunda lif oranın yüksek, işlenmiş gıda alımının az olmasının bir etken olabileceği düşünülmekte.

Bazı çalışmalar ise vejetaryen diyetin doğru düzenlenmemesi durumunda vitamin, mineral ve protein yetersizliklerinin görülebileceğini belirtmekte. 

O nedenle vejeteryan beslenmeye karar verdiyseniz mutlaka bir uzman görüşü alıp beslenmenizi düzenlemelisiniz.

Vejetaryen beslenme bazı kişiler için çok zor olabilir fakat dünyamız için en azından hayvansal gıda tüketimini azaltıp bitkisel besin tüketimini biraz daha arttırabiliriz.