Ağır spor!

Ağır spor!

Ağır spor!
Emre AKÖZ

Kurban Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlayarak yazımıza başlayalım...
Sıradan bir erkek olarak gazetelerle birlikte dağıtılan alışveriş merkezi insörtleriyle ilgilenmem. Zeytin şu markette bir buçuk milyonmuş da şimdi bir üç yüze inmiş ne yapayım? Bu tip ciddi sorunlarla ilgilenmeye benim zihin kapasitem yetmez. O konuyu hayatım boyunca kadınlara bırakmışımdır. Hem de zevkle...
Buna karşılık yine her normal erkek gibi yapı - ev - hobi ürünlerinin insörtleri daha çok ilgimi çeker: Darbeli matkabın fiyatı kaça çıkmış? Alafranga mangallar bu sıralarda kaç para? Falan filan.
Geçenlerde Türkiye'deki büyük alışveriş merkezleriyle (hipermarketler, shopping mall'lar) ilgili bir haber yayınlandı. Ac Zet Nielsen'in araştırmasına göre, 1996 yılından bu yana hipermarket sayısı 37'den 100'e ulaşmıştı. Çapları daha küçük olan süpermarketlerin sayısı ise 1316'dan 2135'e yükselmiş. Önümüzdeki bir - iki yıl içinde bu tip marketlerden alışveriş yapacakların oranı toplam tüketici sayısı içinde yüzde 50'ye ulaşacakmış. (Yani bakkallar için nahoş bir haber. Zaten araştırmada bugün 200 bin olan bakkal sayısının da 147 bine düşeceği belirlenmiş.) İşte bu haberi okuyunca sözünü ettiğim hipermarket insörtlerine ilgi göstereyim dedim. Gazetenin içinden Tekirdağ'daki Maxi adlı hipermarketin insörtü düşüverdi. Bakalım neler varmış?
Önce İngilizce kelimelere gösterilen ilgi gözüme çarptı. Ortaokuldan beri bu dille haşır neşirim. Radikalleşmiş milliyetçi muhafazakarlar gibi "yabancı kelimeleri yasaklayalım" demiyorum. Ama bu kadar çok İngilizce kullanmak gerekir mi, kuşkuluyum; hatta karşıyım! İşte insörtün ilk sayfasından bir iki örnek: "Mega - Home... Boutique line... Food line... Shopping city..."
Ardından hemen geleneklerimize dönüyoruz ve en ucuz kurbanlıkların Maxi'de satıldığını öğreniyoruz. Üstelik koyunları kredi kartıyla satın alıp, dini usullere göre uygun bir biçimde ücretsiz olarak kestirebiliyorsunuz! (Ben bunları okurken kırmızı kurdelalı bir koç melül melül bakıyordu.)
İnsörtün ikinci sayfasına geçmek mümkün olmuyordu. Çünkü ilk sayfada sayısız enformasyon vardı. Sayısız diyorum size!
İşte bir tane daha... Bu kez müşterilerin bayramı kutlanıyor: "Dostlarla sıcak sevinçlerin... Coşkulu beraberliklerin... Özlemidir bayramlar... Neden yaşam bir bayram olmasın?.. Kurban Bayramınız kutlu olsun." Bu arada koskoca bir boncuk, alışveriş havamızın bozulmaması için bizi nazardan koruyordu. Kocaman diyorum size!
Maxi kart ajantajlarının devam ettiğini, 40 milyonun üzerindeki alışverişlerde üç aydan 12 aya dek "kefilsiz" tüketici kredisi alınabildiğini ve aylık net faiz oranının yüzde 8.45 olduğunu da yine birinci sayfadan öğreniyorduk.
Tam yetti artık, biraz da içine bakayım derken sabrınıza sığınarak aşağıya aynen aldığım yazı gözüme çarptı: "Bayraksız ürünler Silivri Maxi Shopping City ve Tekirdağ Maxi Plus'ta geçerli indirimlerdir. Mavi bayrak sadece Maxi Shopping City bünyesindeki Maxi Mega, Maxi Home mağazalarında geçerli olan indirimlerdir. Kırmızı bayrak sadece Tekirdağ Maxi Plus'ta geçerli olan indirimlerdir." Anladınız değil mi, çok basit, mesela kırmızı bayrak...
Neyse tükenmeye başlamıştım. Alışveriş dünyasına daha adım atmadan yorulmuştum. Bunun üzerine vazgeçtim. "Shopping" denilen ağır sporu kadınlara terkedip buzdolabının yolunu tuttum. Karnım acıkmıştı.

e-mail:eakoz@milliyet.com.tr
faks: 0212 5056431

16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber