Aşk, evlilik, istatistik

Aşk, evlilik, istatistik

Aşk, evlilik, istatistik
Emre AKÖZ

Hep deriz ya, insanlar kendilerini biricik sanırlar ama farkında olmadan genel kurallara uyup, istatistiklerin birer verisi haline geliverirler. Dokuz günlük büyük bayram tatilinden hemen önce Posta gazetesinde yayınlanan bir haber kanımı dondurmuş, içimi burkmuştu: "205 kişi ölecek!" Tüm tatil boyunca bu tahminin yanlış olması için dua ettim. "Dua" kelimesini gelişi güzel kullanmadım. Çünkü ciddi bir istatistik çalışması ile gerçeğe çok yakın veriler elde edilebileceğini ta üniversite yıllarından beri biliyorum.
Trafik kazası sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 200 kişiyi aşana dek haberleri takip ettim. Dualar bir işe yaramamıştı. Yüzdeler, standart sapmalar, korelasyon katsayıları filan galip gelmişti. Sadece trafik için değil hayatımızın diğer alanında da, istatistiklerin kölesiyiz. Örneğin aşk ve evlilik... İlk bakışta aşk gibi iki kişilik (hatta tek kişilik) bir olgu bize nasıl da yüce, nasıl da ele avuca sığmaz gibi görünüyor. Halbuki veriler tersini söylüyor.
Geçenlerde İngiltere'de yapılan bir araştırma geçti elime. Evlilikle meslek arasındaki ilişkiyi incelemişler. Kadınlar için birinci sırada mimarlar geliyor. Onları yaratıcı ve sorumluluk sahibi olarak görüyorlarmış. Erkekler ise halkla ilişkilerci kadınları tercih ediyormuş (işlerini insanlara dostça yaklaşarak gördükleri için).
Mimarları, borsacılar ve becerikli ellere sahip olan cerrahlar takip ediyor. Kadınların evlenmeyi arzu ettikleri erkekler arasında televizyoncular dördüncü sırada. Onları sırasıyla avukatlar ve gazeteciler izliyor. Tasarımcılar (ve sanatçılar) kadınların tercih sıralamasında yedinci durumda. Şirket yöneticileri iyi para kazanmalarına karşın sekizinci basamakta. Bill Gates'in bilişim sektöründen kazandığı paralarla dünyanın en zengin adamı haline geldiğini herkes biliyor ama bilgisayarcı erkekler ancak dokunzuncu sırada yer alıyor. Onuncu basamak ise öğretmenlerin (tercihen matematik ve kimya hocaları).
Erkekler ise yaratıcı ve pratik buldukları pazarlamacı kadınları ikinci sıraya yerleştirmiş. Aktristler (top modeller değil!) üçüncü sırada. Onları gazeteciler takip ediyor; çok farklı ortamlara uyum sağlayabildikleri için... Borsacı / bankacı kadınlar beş, insan kaynakları bölümünde çalışanlar ise altıncı sırada. Tasarımcı / sanatçı kadınlar, erkek meslektaşları gibi yedinci olmuşlar. Onları sırasıyla şirket yöneticileri, doktorlar ve nihayet avukatlar takip ediyor. İngilizlerin durumu işte böyle.
Bizde eskiden kadının güzel ve ev işinde becerikli olanı makbuldu; mesleğine bakılmazdı. Erkekten ise esas olarak devlet görevlisi olması beklenirdi: Memur, subay, doktor, hakim vs... Artık zamanlar değişti. Son eğilimler bilimsel olarak saptanana dek herhalde şöyle bir saptama yapabiliriz: Artık kadınların da mesleği önemli. Ancak asıl değişim sanırım kadınların (ve toplumun) zihninde ortaya çıktı: Geniş sayılacak bir kesim, "Adam eve para getirsin de nasıl kazanırsa kazansın," diyor.
Tehlikeli bir veri!

e-mail:eakoz@milliyet.com.tr
faks: 0212 5056431

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber