Bu limana herkes yanaşmalı

Bu limana herkes yanaşmalı

Bu limana herkes yanaşmalı
28 Kasım 1998
Fevziye AKSOYBeylerbeyi'ndeki Seaport müthiş lezzetli yemekleri ve manzarasıyla, yeni yönetim altında deniz tanrılarını bile memnun edebilecek bir mekan.

Uzun zamandır feci ihmal ettiğim Koray beni arayıp, Beylerbeyi'ndeki bir yalıda faaliyetlerini sürdüren çok şık balık restoranı Seaport'a götüreceğini söyledi. Şık bir yere gideceğim psikolojisine girince, iş çıkışı hemen kendimi kuaförüm Mete'nin dükkanına atıp saçımı başımı düzelttirdim. Mete'nin de programı olmadığını öğrenince onu da kafaya alıp, yağmur çamur demeden Boğaz Köprüsü'nü bize bekleyen yemekleri hayal ede ede geçtik. Yalının bahçesi, ana binaya ulaşmak için üzerinden geçilen küçük ahşap bir köprü ve ışıklandırma yoğun yağmura rağmen bizi büyülemeyi başardı.
Ana binanın giriş katındaki restoran denize sıfır ve manzara muhteşem ötesi. Geç saatte gittiğimizden yoğun kalabalık çoktan kaybolmuş, meydan bize kalmıştı. Her zaman olduğu gibi mönünün incelenmesi ile yemek seçimi tarafımdan yapıldı ve başlangıç olarak prezentasyonları hala gözümün önünde, tadları bugüne kadar damağımda kalan közlenmiş patlıcan salatası, acılı ezme, füme balık tabağı, özel soslu avokadolu karides salatası ve bugüne kadar İstanbul'da yediğim en taze ve lezzetli kalamar tava keyifle tarafımızdan tüketildi. Ana yemek olarak beyler, sonradan öğrendiğimize göre bizzat restoranın genel müdürü Sinan Bilsel tarafından o sabah tutulan palamut ve lüfer balıklarının ızgara versiyonunu ayıla bayıla yediler. Ben de, tüm yemek ve tatlıların ustası ahçı Ramazan Bey'in pamuk gibi yumuşak, bir o kadar lezzetli Hollandaise sosuyla hazırlanan fileminyonunu tatma zevkine eriştim. Yanında servisi yapılan bademli patates kroketlerinden de bir sonraki ziyaretimde çift porsiyon isteyeceğim, çok hoştular.
Tatlıları anlatmaya dilim varmıyor. Çikolatalı sufle hastası olarak, sadece burada yapılanın içine gömülmek istediğimi söyleyebilirim. Özel kaymaklı karamela tadındaki şurubuyla servisi yapılan ve kesinlikle iç baymayan ekmek kadayıfı ise ayrı bir vaka. Size Seaport hakkında söyleyecek son sözüm ancak gidin, görün ve fethedin olabilir. Her yemeğin sadece günlük taze malzemelerden hazırlandığı bu restoranda yemek yemenin kişi başına bedeli ise 6 ila 10 milyon lira arasında.

Seaport
Yalıboyu Cad., No: 36, Beylerbeyi - İstanbul
Tel: 0216 422 28 51




TAVUKLU ÇORBA
Hazırlanış süresi: 35 dakika
Pişirme süresi: 1 saat 40 dakika
Porsiyon adedi: 4 kişilik
Malzemesi:
* 5 havuç
* 2 pırasa
* Yarım kereviz
* 1 çorba kaşığı mercanköşk
* 1 çorba kaşığı çekilmemiş biber taneleri
* 2 çorba kaşığı tuz
* 1 tavuk
* 1 kilo patates
* 100 gram mantar
* 3 çorba kaşığı taze krema
* 1 çorba kaşığı tereyağı
* 1 çorba kaşığı kıyılmış maydonoz
* Yarım tatlı kaşığı toz misket (küçük cins hindistancevizi)
Hazırlanışı:
1. Sebzeleri küçük parçalara doğrayın. Üçte birini 7.5 bardak su, mercanköşk, biber taneleri ve tuz ile kaynatın. Tavuğu temizleyip tencereye ekleyin ve 1 saat kısık ateşte pişirin.
2. Patatesleri soyup küplere ayırın, mantarları ortadan kesin. Tavuğu tencereden alıp bekletin. Bir kaseye tenceredeki sebzeleri süzgeçten geçirp aktarın. Tereyağı kızdırın. Mantarları kavurun ve içinden alın. Kalan sebzeleri aynı yağda soteleyin. Kasedeki sıvıyı tencereye döküp kaynatın. Kaynadıktan sonra 10 dakika kısık ateşte pişirin.
3. Kevgirle sebzeleri kaseye aktarın. Patatesleri çorbaya ekleyin ve kısık ateşte 20 dakika pişirin. Tavuğun etini ayıklayın. Etleri küçük parçalara doğrayın. Pişmiş patatesleri çorbanın içinde püreleyin. Sebze mantar ve eti ekleyip kaynatın. Tuz biber ekleyin. Servis yaparken krema ve maydanozla süsleyin.



HARDAL KREMALI PATATES SALATASI
Hazırlanış süresi: 20 dakika
Pişirme süresi: 20 dakika
Porsiyon adedi: 4 kişilik
Malzemesi:
* 3 pırasa
* 1 küp tavuk veya et suyu
* 1 soğan
* 3 sosis
* 1.5 kaşık tereyağı
* 800 gram taze küçük patates
* 8 tatlı kaşığı un
* 2.5 bardak süt
* 1 çay bardağı krem şanti
* 2 çorba kaşığı taneli Dijon hardalı
* Yarım demet kıyılmış maydanozHazırlanışı:
1. Patatesleri soyun, tuzlu suda 20 dakika haşlayın. Pırasayı dilimleyin. Ayrı bir tencerede 1 + 1 / 4 bardak su kaynatın. Et veya tavuk suyu küpünü ve pırasayı ekleyip 5 dakika haşlayın. Soğanları da doğrayın. Sosisleri dilimleyin.
2. Pırasayı tencereden alın. Suyunu bir kaseye ayırın. Aynı tencerede yağı kızdırın ve soğanı kavurun. Üzerine unu serpiştirip karıştırın. Ateşten alın. Çabuk hareketlerle ayırmış olduğunuz sebze suyunu, sütü ve krem şantiyi karıştırarak ilave edin. Kaynamaya getirin. Ardından çok kısık ateşte 5 dakika pişirin. Kremalı sosa hardalı ve tuz biberi ekleyin.
3. Patateslerin suyunu süzün. Patates, pırasa ve sosisleri kremalı sosa ekleyip hafifçe ısıtın. Servis tabaklarına paylaştırın ve maydanoz ile süsleyin.


Nur KÖKÜÖZ

Bu limana herkes yanaşmalı

Arjantin Caddesi'ne romantik bir renk yerleşti geçenlerde. Kafe Lal Bistro, adına yakışan iç mekanıyla önce kalp atışlarını hızlandırıyor, sonra da midelerin sesini gideriyor. Uzun yıllar Fransa'da restorasyon işleriyle ilgilenen Ertuğrul Gazi Erturan ve bir antikacı olan Hakkı Akhan'ın ortaklığıyla yaratılmış bu yeni mekan. Biri yemek işindeki birikimini, diğeri antikalarla iç içe yaşamanın keyfini yaşatmış Lal'e. Lal rengi duvarların içine oyulan nişlerde camlar arkasına yerleştirilen nadide antika objeler antika sevenlerin gözlerini kamaştırıyor. Fransız kristali karaflar, İngiliz porselen vazolar, kupalar, şekerlikler, jardeniyerler seyrine doyum olmayan bir dekor oluşturmuş.
Her şey pırıl pırıl, yepyeni, her şeyi pembe gözlükler arkasından görüyor gibiyim. Mönüde çok çeşitli yiyecekler gözüme çarpıyor. Bir çorbayla hem de az rastlanan bir çorbayla başlıyorum yemeğe: Gulaş çorbası. Macar gulaş diye bilinen bir et yemeğinin bir çorbası bu. İçinde dana eti, soğan, patates, baharat var. Lal'in gulaş çorbası enfes, içeriğiyle, tadıyla mükemmel.
Ortama uyalım diye Kavaklıdere'nin Lal şarabını içmeye karar vermiştik ki, Kavaklıdere yeni mahsul Primeur'ün (turfanda şarap) o gün piyasaya çıktığı haberi geldi. Hemen fikrimi değiştirip bir kırmızı Primeur açtırdım. Elazığ'ın Öküzgözü üzümlerinden üretilmiş bu yılki Primeur. İçimi nefisti. Arkasından ortaya bir tabak karışık ev yapımı makarna istedik ki hepsinden tatma imkanımız olsun. Kendi yapımları olan spagetti, tagliatelli, paradelle pişirme süresi, sosları ve sunumlarıyla benden tam not aldı. Hepsinden tadımlık sadece bir çatal yedim, iştahımı ana yemeğe saklıyorum. Bir mini salata olmazsa olmaz, Bordeux salatasını seçtim. Müthiş bir şey, kaz eti ve cevizle zenginleştirilmiş. Yemeklerin ne kadar bilinçli bir elden çıktığı ve özenle yapıldığı bu kadarla bile belli oluyordu.
Ana yemeğe geçmeden önce masamıza birer adet Çin böreği ve gratine edilmiş özel dürüm getirildi. Ancak ucundan tadabildim. İkisi de nefis lezzetler içeriyor. Çin böreği pirinç yufkasından yapılmış, incecik sarılmış, ağızda dağılıyor. Ana yemekte hafif bir şey yemek istemiştim. Önerilen kabak kuzu flaminyondu. Nasıl anlatsam ben bu tadı! Son derece özel. Hiç böyle nefis, böyle güzel hazırlanmış bir yemek yememiştim son zamanlarda. Tek kelimeyle kusursuz! Lal'deki yemekler bir kafe yemeğinden çok bir "fine dining" yemeği kalitesinde. Tatlılar da o kadar çekici ki fena halde doymuş bile olsam, tadına bakmadan çıkamazdım. Çilek soslu cheesecake de diğerleri gibi dört dörtlüktü. Kısaca Lal, kutlanası yemekler sunuyor, mideleri ve gözleri doyuruyor. Lal'de kişi başına doyasıya içkili bir yemek 5 - 7 milyon lira arasında.

Kafe Lal Bistro
Arjantin Caddesi, 28
Tel: 0312 466 48 48

16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber