Gel Poo - Chi, Poo - Chi..!

Gel Poo - Chi, Poo - Chi..!


OF AMAN / AYŞENUR YAZICI


       Kendimi hala eskitoprak sayıp saymamak konusunda kararsızım. Hayat ve medeniyetin getirdikleriyle yaşamak o kadar hızlı değişime uğruyor ki; insan kendinden 10 yaş küçüklere göre bile “eskitoprak" olmak zorunda kalıyor.
       Şimdi nerden çıktı bu ihtiyarlık muhabbeti diyeceksiniz.
       Sevgili Özlem, içimdeki çocuğa bir armağan yollamış. Paketi açtım: Miniminnacık bir robot köpek yavrusu! Şişli’nin göbeğinde terasta Gazi Erçel’e inat yeşil biber yetiştirip maydanoz ektiğimi dört ördek yavrusu beslediğimi bilse gerek, tutmuş jest yapmış!
       Mekanik kemiğini ağzının önünde tutunca yiyiyor, gözlerinde kalpler oluşuyor, havlarken şarkı repertuarını öğreniyorsunuz, uyuyor ve horluyor! Üç pil dışında masrafı yok!
       Halıya pislemiyor, erkenden kalkıp sokakta da gezdirmek zorunda değilsiniz... Tatile giderken problem olmuyor. Komşularla “apartmanda beslersin - besleyemezsin" kavgasına mahal vermiyor üstelik biti piresi yok veterinere götürme derdinden de kurtuluyorsunuz! Köpek sahibi olmak isteyen çocukları avutmak için yapılmış bir oyuncak harikası..
       Ama...
       Aması var bir de...
       Gece karnı ağrıdığında, en tiz ağlama sesiyle sizi tatlı uykunuzdan uyandırmıyor. Kucağınıza alınca, sesini kesip en derin “şevkat duygusunu yüreğinize salıp" patisi elinizin üstünde uyumayı bilmiyor.
       İlk it dalaşını bir sokak köpeğiyle yaptıktan sonra, kaçıp arkanıza “beni koru" diye saklanmayı bilmiyor.
       Siz her ağzınızı oynattığınızda, “bana da versene" gözleriyle ayak ucunuzda put gibi durmayı programına yüklememişler.
       Hüzünlendiğinizde ya da ağladığınızda, görünmez antenleriyle derdinizi algılayıp önünüzde türlü şaklabanlık yapmayı hiç bilmiyor!
       Gece evde yalnız kaldığınızda poo - chi’ye güvenip pencere açık yatmayın. Hırsızın peşinden gitmez ama pilini kim koyarsa ona yarenlik yapıyor.

       Lüleburgaz’da, kümesin hemen yanındaki kulübesinde kızıl kadifeden bir minik yastık gibi kapkara gözleriyle oturan ilk ve tek köpeğim “Fındık" geldi gözümün önüne. Çingenelerden yaşamını üç kuruşa satın aldığımız...
       Trakya soğuğunun buza dönüştürdüğü suyunu içemediği için gece yarısı ağlamasına kalktığım ve karlı bahçeden koynuma alıp yattığım...
       Sesini hiç unutmadım! Yüzlerce köpek arasından hâlâ gözümü kapar ayırt edebilirim. Birgün bahçeden yok oldu...Odunluktaki fareler, topraktaki solucanlar, ağaçtaki tırtıllar ve kümesteki civcivler kadar konuştum onunla... Beni sevdiğini anlatabilen tek oydu aralarında.Pili bitseydi yeniden koysaydım, oğlumu da tanısaydı diye geçirdim aklımdan...

       Poochi, poochi paketinden tüm bu anılar fırladı odaya saçıldı... Mekanik köpeği içine koyup paketi yeniden bantladım. Son kez bir gözgöze geldik ambalajın içinde. Mavi bedeni ve arkaya kırık gibi duran bacaklarıyla donmuş gibiydi. Gözleri boştu! Çok sevdiğim bir arkadaşımın yeğenine vermek için kullanma kılavuzunu ve tercümesini de yanına iliştirdim... Fındık yeniden aklıma düştü 36 yıl sonra. Onun kullanma kılavuzu doğa ve gözleri, benimkiyse yüreğimdi... Birbirimizi anlamak için, ses çıkaran düğmeye basmadık hiç!
       Hoşgeldin poo - chi oyuncak dünyasına!
     NOT: Bir gün çocuğunuz bir robota ciddi ciddi aşık olursa buna sakın şaşırmayın! Sanal dünyayı ona siz yarattınız..!






12 Kasım 2019 Magazin Bülteni12 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber