(ANKA)
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, “vergi kurumu siyasallaşıyor” mesajı verdi. Vergi ödenmeyen bir ülkede demokrasinin serpilemeyeceğini vurgulayan Yalçındağ, verginin “Türkiye’nin demokratik saygınlığını” zedeleyen bir araca dönüşmesinin hazin olduğunu söyledi.
TÜSİAD olarak yıllardan beri vergi idaresinin özerkleşmesi gereğini savunduklarını belirten Yalçındağ, 2001 yılında vergi konusunda hazırladıkları kapsamlı rapora atıfta bulunarak, “Gerçekleşmiş olsaydı her yıl aksatmadan vergi rekortmenleri arasına giren kurumlara karşı, yıllar sürecek incelemelerle bir tür baskı yapılırken, kayıtdışı ekonomi her geçen gün büyümezdi” dedi.
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Sabancı Center’da gerçekleştirilen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında konuştu. Liberal demokrasi ile ekonomik gelişmenin birbirini daha fazla beslediği bir çağda yaşandığına dikkat çeken Yalçındağ vergi ile demokrasi arasındaki ilişkiye şöyle değindi:
“Bu Vergi ödenmeyen bir ülkede demokrasi de serpilmez. İngiltere’de demokrasi vergi mükelleflerinin siyaset üzerinde denetim talebiyle doğdu ve gelişti. Vergi bir demokrasi kültürü öğesidir. Türkiye’nin demokratik saygınlığını zedeleyen bir araca dönüşmesi hazindir. TÜSİAD olarak yıllardan beri vergi idaresinin özerkleşmesi gereğini savunuyoruz. 2001 yılında bu konuda kapsamlı bir rapor hazırladık. O dönem oldukça ilgi çekti ve tartışıldı raporumuz. Eğer bu gerçekleşmiş olsaydı her yıl aksatmadan vergi rekortmenleri arasına giren kurumlara karşı yıllar sürecek incelemelerle bir tür baskı yapılırken, kayıtdışı ekonomi her geçen gün büyümezdi. Sonuçta doğru yolun bulunacağına, demokratik kültürümüzün derinleşeceğine, liberal demokrasinin bütün değerleriyle gerçekleşeceğine inanıyorum. Tıpkı, bunları gerçekleştiren Türkiye’nin, dünyada yeni şekillenmekte olan düzende önde gelen, yapıcı bir rol oynayacağına inandığım gibi. O rolü oynayabilmek için bugün geçmişten de daha fazla, iç barışını sağlamış, çoğulculuğu hem siyaset katında, hem toplumsal olarak benimsemiş bir ülke olmamız gerekiyor. İktidar mücadelesini sıfır toplamlı bir oyun diye görmeden yapabilen bir Türkiye’yi kurmamız şart oluyor. Kısacası yeni bir demokrasi kültürü oluşturmak ve kökleştirmek gibi bir yükümlülükle de karşı karşıyayız.
Türkiye’de de tanık olduğumuz gibi toplumların, bireylerin, grupların daha fazla hak, özgürlük ve katılım talepleri dinmedi. Toplumlar sadece demokrasi istemekle de kalmadı, iktisadi hak ve özgürlükleri garanti altına alan bir anlayış da talep ettiler.”
“PİYASA EKONOMİSİYLE LİBERAL DEMOKRASİ BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”
Yalçındağ, piyasa ekonomisi ile liberal demokrasiyi birbirinden ayrı düşünmenin mümkün olmadığını söyleyen Yalçındağ, “Bu süreçte, tüm dünyada mal ve sermaye akımları büyük bir hızla serbestleşti. Ancak, küresel ekonomik sistemin düzgün çalışmasını denetleyen ve gözeten mekanizmaların yaratılamamış olması halen içinden geçtiğimiz küresel krize yol açtı... Bunun yarattığı sarsıntının etkilerinin de özellikle gelişmiş ülkelerde kolay geçmeyeceği belli. Ayrıca ürkütücü toplumsal dalgalanmalar ihtimali de maalesef güçlü” dedi.
“DÜNYADA GÜÇ KAYMASI YAŞANIYOR”
Yalçındağ, dünyanın bugüne dek benzeri gorülmemiş bir ekonomik güç kaymasına tanıklık ettiğini belirterek, “Alıştığımız ve bildiğimiz düzenin birçok parametresi değişiyor. Geçen hafta yapılan G-20 zirvesinde bundan böyle dünyanın ekonomik meselelerinin sadece zenginler tarafından çözülemeyeceği karara bağlandı. G-8 ekonomik konularda yerini G-20’ye bıraktı. Görülüyor ki, ulusal planda olduğu gibi uluslararası planda da ekonominin gelişmesi, demokrasinin de gelişmesini gerektiriyor. Küresel krize çare ararken, çözüm daha çok sayıda ülkenin katılımında, bir bakıma uluslararası kurumların demokratikleşmesinde aranıyor” diye konuştu.
“YENİ EKONOMİK DÜZENİN ODAĞINDA GELİR PAYLAŞIMI DA OLACAK”
Geliri üretmek kadar gelirin paylaşımının da yeni ekonomik düzenin odağında olacağına dikkat çeken Yalçındağ, ülkelerin yeni yapılanma içinde kendileri için en uygun pozisyonu alma çabası içine gireceğini vurguladı. Küresel iş bölümünde öne çıkabilmek için fark yaratacak özelliklere ve becerilere yatırım yapılacağını belirten Yalçındağ, Türkiye de, G-20’nin bir üyesi olarak bu küresel yeniden yapılanma sürecinin bir parçası olacağını ifade etti. Yalçındağ, bu durumda Türkiye’nin ekonomik geleceği tanımlamak için, küresel işbölümünde nasıl ve hangi güçlü yönleriyle yer almak gerektiğini tartışmak zorunda olduğunu söyledi. Saptanılan hedeflere varmak için gerekli önlemleri almak gerektiğini kaydeden Yalçındağ, başta eğitim felsefesi olmak üzere üretim yapısında, teknoloji geliştirme kapasitesinde köklü bir dönüşüm çabası içine girilmesi gerektiği saptamasında bulundu.
“DÜNYADAKİ GÜÇ ESKİSİNE GÖRE DAHA DENGELİ DAĞILIYOR”Dünya’nın yeni bir yapılanmaya gittiğini belirten Yalçındağ, gücün eskisine kıyasla daha dengeli dağıldığını vurguladı. Ülkesinin demokratik değerlerini siyasetinin merkezine yerleştiren Obama’nın da, dünya ile birlikte hareket etmek istediğini kaydeden Yalçındağ, dünyada yeni bir düzenin kurulması için müttefiklerine ve diğer ülkelere işbirliği çağrısında bulunduğunu anımsattı.
YENİ DÜZEN TÜRKİYE’NİN BAŞLAYARAK KURULUYOR
Yeni düzenin Türkiye’nin çevresinden başlayarak kurulduğunu belirten Yalçındağ, dünyanın en istikrarsız bölgeleriyle çevrili, enerji havzalarının sınırındaki Türkiye’nin, düzenin kurulmasında ve yerleştirilmesinde önemli bir rol üstleneceğinin anlaşıldığını söyledi. Yalçındağ açıklamasına şöyle devam etti:
“Uluslararası sistemde ön plana çıkan Türkiye, içeride daha istikrarlı, daha öngörülebilir, hukukun üstünlüğünün ön plana çıktığı ve tüm vatandaşların kendilerini eşit ve özgür hissettikleri bir düzeni köklü kılmalıdır. Toplumsal istikrar ve huzuru da bulmak zorundadır. Bunu yapamazsa uluslararası yükümlülüklerini taşıyamayacağından kaygı duyuyorum. Bu çerçeveden baktığımızda sonbahar dönemi YİK toplantısını da gerçekten çok hareketli bir gündemin ortasında yaptığımız kanısındayım. Meclis’imiz bugün açılıyor. Üç gün sonra bizlere trafikte epey çile çektirecek, ama küresel ekonomi ve ülkemiz açısından son derece önemli, IMF-Dünya Bankası toplantıları İstanbul’da başlayacak. Ekim ayı içinde Avrupa Komisyonu’nun bu yılki ilerleme raporu açıklanacak. Uzun zamandan beri ilk kez eleştiri dozu yüksek bir rapor çıkması olasılığı, ilgili çevrelerde dile getiriliyor.”
“AB İLE İLİŞKİR SAĞLIK YÜRÜYOR”Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler bir süreden beri sağlıksız şekilde sürdüğünü ifade eden Yalçındağ, “Teknik olarak müzakerelerin devam ediyor olması Türkiye’de yapısal reform iştahının azaldığı, AB üyelerinden bazılarının ise Türkiye’ye karşı kabul edilemez ölçüde hasmane bir tutum içinde oldukları gerçeğini gizleyemiyor. Bu süreçte ancak daha çok güçlü bir siyasal vizyon, toplumsal uzlaşma, entellektüel derinlik, hedef odaklı girişimcilik ruhu, modern iletişim anlayışı ve etkileyici bir insan sermayesi ile başarılı olabiliriz” dedi.
“KIBRIS’TA ÇÖZÜM ROTASINDAN ÇIKILABİLİR”
Türkiye’de çok az kurumun AB üyeliği konusunda TÜSİAD kadar zaman, para, enerji harcadığını, düşünce ürettiğini, ilişkilerin sağlıklı bir mecrada yürümesi için gayret sarfettiğini açıklayan Yalçındağ, dolayısıyla bu konudaki gelişmeleri yakından izlediklerini ifade etti. Almanya’daki seçimler sonucunda kurulacak yeni hükümetin Türkiye ile ilişkileri daha da zora sokacak bir yaklaşımı benimsemeyeceğini beklediklerini dile getiren Yalçındağ, “özellikle Almanya ile ülkemizin ortak meselelerinin olduğunu ve çıkarlarının pek çok konuda çakıştığını da burada vurgulamak isterim. Bu yılsonuna kadar Kıbrıs müzakerelerinde, Rum yönetiminin yapıcılıktan uzak tutumu yüzünden, çözüm rotasından çıkabilir. O takdirde AB ile ilişkilerin daha da hasar göreceğinden korkuyorum. AB rotasından çıkmış veya üyelik için heyecanını kaybetmiş bir Türkiye’nin hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokratik sistemi kurumsallaştırmasının daha uzun süreceğini hatta zor olacağını düşünüyorum, bunun kaygısını taşıyorum” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN ÖNEMİNİ GÖSTEREN GELİŞMELERE TANIK OLDUK”
Özellikle son aylarda Türkiye’nin bölge ve dünya açısından önemini gösteren gelişmelere tanık olunduğunu aktaran Yalçındağ açıklamasına şöyle devam etti:
“Daha onbir yıl önce savaşın eşiğine geldiğimiz Suriye ile aramızdaki vize kaldırıldı. Diğer komşumuz Irak’ın bakanlarıyla bakanlarımız ortak toplantı yaparak 20 anlaşmaya imza attılar. Bütün bunlar Türkiye’nin merkezinde olduğu bir bölgesel ekonomik entegrasyon yapısının gerçekleşme ihtimalini arttırmıştır. Bunun Türkiye iş dünyası açısından anlamı, önemli fırsatların önümüze çıktığı bir dönemi değerlendirmemiz gerektiğidir.”
“İKİ TARİH AÇILIMA TANIKLIK EDİYORUZ”
TÜSİAD’ın son toplantısından bu yana geçen süre içinde iki tarihi açılıma tanıklık edildiğini belirten Yalçındağ, kürt açılımı ya da demokratik açılım adı verilen siyaset inisiyatifinin yaklaşık iki aydır tartışıldığını anımsattı. Açılımın başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin tarihine damgasını vurmuş önemli bir meselesinin çözüleceğini ifade eden Yalçındağ, “Daha da önemlisi, buna bağlı olarak ülkemizi çeyrek yüzyıldır acılara boğan terörizm belasından da kurtulacağız. Elbette bunu yürekten temenni ediyoruz. Ermenistan ile ilişkilerimizin normalleşmesi bizim için bölgesel barış ve entegrasyon açısından gayet doğal ki çok önemlidir, Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin gerçekleşmesi Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilafın adil ve uluslararası hukuk kurallarına uygun bir şekilde çözülmesiyle de yakından bağlantılıdır.
Bu paralel süreçlerde başarıya ulaşıldığı takdirde Kafkasların siyasi kaderi de değişecek, Türkiye ve Türk özel sektörü bu bölgenin küresel ekonomiye entegrasyonunda önde gelen bir rol üstlenecektir.
Bir bakıma bu son gelişmeler TÜSİAD’ın yıllardır gündemde tutmaya çalıştığı meselelerin halledilmesine yönelik adımlardır. Türkiye’nin demokratikleşme süreci içinde neler yapılması gerektiğini bizden daha sık ve tutarlı şekilde işlemiş bir kurum ülkemizde yok” dedi.
Milliyet iPhone uygulaması yenilendi.Daha hızlı, daha canlı, en güncel! Yenilenen Milliyet.com.tr iPhone uygulamasını hemen indir! iPad’i unutmadık!
iPad’inize özel Milliyet.com.tr uygulamasını ücretsiz indirmek için tıklayın.

