GündemRSS
07.11.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 06.11.2012-22:52

Yapay takvimlere takılmamalı

Füle’ye göre ilişkilere yeni bir ivme kazandırmanın en iyi ve en hızlı yolu, “alternatifler yaratmak, yapay takvimlere takılmak ve bazı söylemlerin tutsağı olmak” yerine süreci esir alan asıl sorunlara odaklanmaktan geçiyor

Sitene Ekle
Yapay takvimlere takılmamalı

GÜVEN ÖZALP

Son bir aydır Avrupa Birliği konusu eski günleri aratmayacak kadar yoğun şekilde gündemde. Eleştiri bombardımanına tutulup tartışma programında yere fırlatılan İlerleme Raporu’ndan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyaretinde ortaya attığı 2023 hedefine kadar ilişkilerde gelinen son noktayı konunun en yetkili ismi olan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle’yle konuştuk.
Üyelik tarihi konusu uzunca bir aradan sonra yine karşımızda. Türkiye’nin üyelik hedefi önce 2014’tü, şimdi en geç 2023. Bu hedefi gerçekçi buluyor musunuz?
- 2023 tartışmasının dikkatimizi dağıttığını ve asıl meselelerden uzaklaşmamıza neden olduğunu düşünüyorum. Gerçekçi ya da daha az gerçekçi olan tarihler üzerinde konuşmaya başlamanın mevcut engelleri ortadan kaldıracağına inanmıyorum. Hatta insanlar hedefin önündeki engeller yerine asıl sorunun üyelik tarihi olduğuna inanmaya başlayabileceğinden bunun işleri daha da zorlaştıracağını düşünüyorum. Türkiye’nin, Kıbrıs’la ilgili ek protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini düşünün. Bunun hemen ardından Komisyon, 8 başlığın askıdan inmesini ister ve bu müzakere sürecini ileri fırlatır. Bu tür bir gelişmenin sürece tarihler üzerinden yapılan yapay tartışmalardan daha fazla yarar sağlayacağına herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde inanıyorum.

İKİ TARAFIN ZARARINA
Dolayısıyla 2023’e eklenen “Türkiye’yi kaybederler” mesajı sizde endişe yaratmıyor.
- Türkiye’yi sadece yoldaki engellerin üzerine eğilmemesi durumunda kaybederiz. Bu da her iki tarafın zararına olur. Bu süreç hem AB’nin hem de Türkiye’nin yararına. Çıkarımız ortak. Bizi asıl konulardan uzaklaştıran ek bir gündem yaratmanın faydası yok. Asıl konu müzakere süreci. Açıkçası katılım hedefi yerli yerinde ama ortada süreç olduğunu söylemek zor. Zaten “pozitif gündem” bu eksikliği bir ölçüde gidermek için oluşturuldu. Gerçek gündem yerine suni takvimler üzerine odaklanmak sorunların üstesinden gelmenin en hızlı yolu değil.
O zaman 2023’ü bırakalım, 2013’e bakalım. Türkiye 2013’te müzakerelerde önemli bir ilerleme beklentisi içinde. Sizin beklentiniz nedir?
- Bu beklentiyi tamamen paylaşıyorum. Her iki tarafın da güçlü ve somut adımlar atması gerekiyor. Ancak dikkat edilmesi gereken tehlikeli bir eğilim var. ‘Hak ediyoruz’ söyleminin tutsağı olma riski söz konusu. ‘Vize muafiyetini hak ediyoruz’, ‘Gümrük birliğinde farklı muamele görmeyi hak ediyoruz’, ‘Onu hak ediyoruz, bunu hak ediyoruz’, bu tür bir yaklaşımın sorunların üstesinden gelinmesine nasıl yapıcı katkıda bulunacağını anlamıyorum.
Alternatif konular, alternatif sorunlar, alternatif gündemler yaratmak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden biri. Biz burada istediğimiz kadar ‘pozitif gündem’, ‘süper gündem’, ‘süper pozitif gündem’ yaratalım, karşı taraftan sürekli ‘Onu hak ediyoruz, bunu hak ediyoruz’ söylemi gelirse bunun ‘süper pozitif’ sonuç yaratması beklenemez.

TONU ÖNEMLİ DEĞİL
Son İlerleme Raporu oldukça ses getirdi. Belgenin tonu daha önceki yıllara oranla neden daha sertti?
- Raporun bizim için önemli olan yanı tonunun sert ya da yumuşak olması değil objektif olması. İki yıldır başlık açılamadığını, Türkiye’nin bu dönem başkanlığıyla işbirliğine girmek istemeyişini ve sürekli altını çizmemize rağmen Türk hükümetinin son derece kritik öneme sahip olan ifade ve medya özgürlüğü konusunda gerekli adımları atmamasını yansıtmak zorundaydık.
Belki bu vurgular tonu sertleştirmiştir. Ama dediğim gibi bizim için esas olan objektif olmak.
Raporla ilgili tepkileri nasıl karşılıyorsunuz?
- Benim asıl endişe duyduğum noktayı her rapor öncesinde daha içinde ne olacağını bilmeden belgenin önemini azaltmaya yönelik olarak yapılan açıklamalar oluşturuyor. Bu yıllık bir egzersiz haline geldi. Bu açıklamalar hem ortak çıkarlarımıza hem de çabalarımıza zarar veriyor.
Raporun Türkiye’de ciddiye alındığını düşünüyor musunuz?
- Raporun hem Türkiye’de hem de AB üyelerinde ciddiye alınmasını umuyorum. Çünkü tavsiye ve sonuçlarımızda üye ülkelere yönelik çağrılarımız da var. Mevcut tıkanma sadece Türkiye’nin değil üye ülkelerin de sorunu. Müzakere sürecinin rayına oturtulması, AB’nin reformlar açısından itici güç olmayı sürdürmesi Türkiye’nin olduğu kadar AB’nin de çıkarına. Elimizde mevcut kilidi açacak anahtar olmadığı düşünülmesin. Çıkmazın aşılması için elimizde iki anahtar var. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin elinde diğeri bazı AB ülkelerinin elinde. Hangi anahtarın kilidi daha kolay açacağı tartışmasına girmeyeceğim. Her iki taraf da üzerine düşeni yapmalı.

G. Kıbrıs’ın etkisi yok
Raporun olumsuz olmasında Dönem Başkanı (Güney Kıbrıs) olumsuz rol oynadı mı?
- Üye ülkelerin ya da AB Dönem Başkanlığı’nın raporla ilgili herhangi bir rolü yok. Rapor hazırlama görev ve sorumluluğu tamamen AB Komisyonu’na ait. Rapor hazırlanırken ya da nihai hali verilirken üye ülkelere ya da Dönem Başkanlığı’na danışılmadı. Geçmiş, mevcut ya da gelecek Dönem Başkanı’nın İlerleme Raporu üzerinde herhangi bir etkisi olmadı ve olmayacak.
 

 

Kredibilite sorunu var
Gelinen aşamada AB’nin Türkiye’de tüm kredibilitesini ve etki gücünü yitirdiğinin farkında mısınız?
- Evet, kredibilite sorununu yaşıyoruz ancak her iki tarafta da bu var. Bu sorun, Türkiye’nin müzakere sürecinde üzerine düşenleri yerine getirmemesi, AB kanadında ise bazı ülkelerin oyunun yarısında kural değiştirme çabası nedeniyle yaşanıyor. Biz Komisyon olarak Türkiye’nin beklentilerini karşılamak ve ilişkileri yeniden rayına oturtmak için fırsatlar yaratmak konusundaki kararlı çabamızı sürdüreceğiz. Türkiye de üzerine düşenleri yapacak. Yeniden kredibilite kazanmanın en iyi yolu bunu yapmaktan geçiyor. Bunu tarihlere takılarak ya da sürekli olarak “hak ediyoruz” söylemini kullanarak yapamazsınız. Karşılıklı olarak daha iyisini
 hak ediyoruz.
 

Etiketler: haber, haberler,
Yorum Yazın
Gönder
En Çok Konuşulan Haberler
Günün İş Fırsatları
Tüm İlanlar desteği ile
Verilenlerden hangisi Osmanlı Cumhuriyeti filminin oyuncusu değildir?
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.