“Üzülme kızacak bir şey yok… Aç olman lazım, hadi yemek ye… Sevindirici bir olay sen de çok sevindin değil mi? Çok güzelsin, bak ben çok beğendim.”

Tüm bunlar senin duygunun hiçbir önemi yok ben senin yerine bilirim, düşünürüm ve karar veririm demek.

Bu ve benzeri ifadeleri pek çok kez duymuş ya da söylemişizdir. Ancak alt mesajının ne olduğunu bilmediğimizden ve de fark etmediğimizden eminim.

Ebeveynler olarak denge kurmakta zorlanıyoruz ve çocuklarımızın her sorununu çözmemiz gerekiyor ve o hiç üzülmeden, ağlamadan büyümeli gibi düşünüyoruz. Hem duygularını yok saymak hem de onların yerine sorun çözmek başka konular olmakla beraber bu tür yaklaşımların yaratımı ortak.

“Bağımlı ve beceriksiz çocuklar”. Bu çocuklar ki; kendi başlarına giyinemeyen, yemek yiyemeyen, ödev yapamayan, çanta taşıyamayan, oda toplayamayan, kendisini savunamayan, açıklayamayan, ifade edemeyen, sorununu çözemeyen, hep anneleri babalarına ihtiyaç duyan  çocuklar.

Peki bu çocuklar hep bu yaşta mı kalacak? 3, 5, 9, 11 yaşlarında kalmayacaklar ve ne olacağını tam olarak bilemediğimiz bir geleceğe doğru giden bu çocuklar için nasıl bir gelecek hazırlıyorsunuz?

 Duygularına güvenemeyen, düşüncelerini ayrıştıramayan ve karar alamayan çocuklar geleceğin neresinde kendilerine yer bulacaklar diye sormak istiyorum. İş gücünün % 70  gelecekte ne olacağını bilmediğimiz işlerde çalışacaklar.

Aslında yapay zekayı ilk Türkler keşfetti desek yalan olmaz. Türk anneleri çocuklarının “yapay zekası” neredeyse. Bazen abartıyor muyum ve haksızlık ediyor muyum diye düşünüyorum ama değil. Elbette bu benzetmelerin ya da bazı yüzleştirme cümlelerinin hedefi tüm anne babalar değil. Çok doğru ve sağlıklı yaklaşımla çocuklarını büyüten ebeveynler de var, sözüm meclisten dışarı??

Yapay zekayı, otomasyonu ve gelecekte makinalarla çalışacağımızı dikkate almadan sadece “anneyim ne yapayım, korkuyorum, üzülüyorum” diye bencil bir yaklaşımla çocuklarını yetersiz ve beceriksiz yetiştiren anne ve babalara kızıyorum.

Bazı anne babalar çocuklarına özgüven ve beceri kazandıracak  şekilde davranarak ve onları  zorlayarak hayata hazırlarken bazıları ise fanuslarda yetiştiriyorlar. Fanusta  yaşayan bir çocuğun zorluklarla, sıkıntılarla başa çıkabilmesi ne kadar mümkün?

Elbette değil, kurumsal hayatta bu örnekleri o kadar çok görüyor ve yaşıyoruz ki. Kişisel becerileri gelişmemiş yetişkinlerin kendilerini anlaması ve iş hayatında tutunması oldukça zor ve zahmetli.

Tekrar etmek istiyorum, çocuklarınız hep küçük kalmayacak ve siz onların “yapay zeka ”ları değilsiniz, onlar yerine düşünmekten ve hissetmekten ve yapmaktan alıkoyun kendinizi.

Bu en büyük anne babalık başarısı olacak unutmayın. Şimdi farkında değilsiniz evet küçükler ve siz onların size olan bağımlılığından ve muhtaçlığından besleniyorsunuz biliyorum…

İşte bu nedenle bencil olmayı bırakın ve kendiniz için değil, çocuğunuz için doğru olanı yapın. Onları 2030 a, geleceğe becerileri ile yetkinlikleri ile doğru hazırlayın.

Evet belki sert şeyler yazdım, kızın bana ama durup düşünün ve sorun acaba ?  deyin  lütfen.

Elon Musk’in hayatının anlatıldığı kitaptan bir alıntı ile bitireyim;” en zor şeyin doğru soruları sormak olduğunun kararına vardı ve doğru soruları sormaya başladığı gün geri kalanı çok basit bir şekilde takip etti.”

https://www.instagram.com/neslihanerdogdu/?hl=tr

https://www.facebook.com/erdogduneslihan/