Yapay zekaya yeniliyoruz: Go ustası pes etti!

Uzakdoğu'nun popüler ve zor zekâ oyunlarından olan 'Go', insanlığın çok uzun süredir en keyifli uğraşlarından biri. Yapay zekânın da mücadeleye katılmasıyla, işler daha da ilgi çekici bir hal almaya başladı. Koreli bir 'Go' ustasının yapay zekâya karşı oyunda pes ederek "Onu yenmek mümkün değil" demesi ise tuz biber...
 

Yapay zekaya yeniliyoruz: Go ustası pes etti!

'Şibumi'nin oyunu

'Şibumi'nin oyunu

Gizemli yazar Trevanian'ın 'Şibumi'si, okuyanın aklına kazınmış bir eserdir.

Romanda şahane bir karakterin maceralarına tanık oluruz. Bu karakter, aynı anda hem cesur hem akıllı hem de derin bir adamdır.

Uzakdoğulu olduğu için, satrancın da temeini oluşturan 'Go' isimli oyunda ustadır.

Hatta romanın ismi bile, Go'dan esinlenerek verilmiş. 

Satrançtan daha zor

Satrançtan daha zor

Satrancın temeli olan ve ondan çok daha zor bir oyun olan Go'yu, bir bakışta anlamak mümkün değil.

Soğukkanlılıkla, akıllıca, sabır ve konsanstrasyonu kaybetmeden hamleler yapmanız gerekiyor.

Ellerimizle büyüttüğümüz yapay zekâ

Ellerimizle büyüttüğümüz yapay zekâ

İnsanlık, kendisine yeni rakipler arayarak büyüdü hep.

Mücadele edeceği birilerini ya da bir şeyleri araştırdı, bulamadığında da onları kendisi ortaya çıkardı.

Üretimlerimizin büyük çoğunluğu hep ortaya çıkan veya çıkardığımız bir sorunla mücadele etmekten geldi.

Yapay zekâ da bunlardan biri. Zira yapay zekâyı hem biz oluşturduk hem de karşımıza alıp onunla mücadele etmeyi seçtik.

Her gün onu ellerimizle büyütüp beslemeye devam ediyoruz.

Her konuda bizimle

Her konuda bizimle

Yine aynı şekilde, onu her gün farklı bir şeylere hazırlıyoruz.

Karşımıza alıp rakip haline getiriyor, onunla birlikte türlü mücadelelere giriyor, ondan besleniyor ve onu besliyoruz.
 

Çok hızlı öğreniyor

Çok hızlı öğreniyor

Yapay zekânın en dikkat çekici yanı, gün geçtikçe daha da hızlı öğrenmesi.

Öyle ki, bazen bundan kaygı da duyuyor ve distopyalarımızın büyük çoğunda yapay zekâya yer verip sonra bu sınırsız ve fütursuz yetkiden korkarak "Robotlar dünyayı ele geçirecek" diyoruz.
 

Satranç, Go ve dahası...

Satranç, Go ve dahası...

Halbuki, yapay zekâ artık bizim yapabildiğimiz pek çok şeyi yapabiliyor ve kaygılanabileceğimiz virajı döneli çok uzun zaman oldu. 

Yıllar önce FIFA oynarken karşınıza aldığınız yapay zekâyı rahatlıkla yenebiliyordunuz.

Geldiğimiz noktada ise, satranç yahut Go'da bize kafa tutan yapay zek'âyı görmezden gelmek mümkün değil.

İnsan faktörünün ortadan kalkışı...

İnsan faktörünün ortadan kalkışı...

Go ve satrançta, hata yapma ihtimaliniz oldukça fazladır. Hem zekânıza hem konsantrasyonunuza hem de stres yönetim becerilerinize aynı anda dokunur bu iki oyun da.

Peki, hiçbir faktörden etkilenmeyen yapay zekâyı böyle bir oyuna yönlendirdiğinizde ne olur?

Sürekli bir şekilde öğrenmeye devam eder ve bir süre sonra insanın en büyük rakibi haline gelir!

Bir Go ustasının söyledikleri

Bir Go ustasının söyledikleri

Antik strateji oyunu Go'nun usta oyuncularından biri olan Güney Koreli Lee Se-do, Google'ın Alpha Go'suna karşı 2016 yılında bir Go mücadelesine girmişti. 

Bu mücadele artık içinden çıkılmaz bir hal aldı. Zira Se-do ve AlphaGo, deyim yerindeyse epey çekişmeli maçlar yaptı.

Hatta Se-do, nihayetinde "Onu yenmek mümkün değil" diyerek masadan kalktı. 2016-2019 arasında kocaman bir mücadele...

Yenilen, insan.

İnsanın yenildiği oyunu insan tasarladı.

İnsanı yenen yapay zekâyı insan tasarladı...

Yenilgiyi kabul ettik mi?

Yenilgiyi kabul ettik mi?

Peki biz, bu noktada, insanlık olarak yenilgiyi kabul ettik mi?

Go'dan eli eteği çekip yapay zekâya bütün ipleri teslim mi edeceğiz, yoksa Go için geliştirdiğimiz yapay zekâyı yenecek yeni bir 'yapay yapay zekâ' mı inşa edeceğiz?

Ya da belki, insanı Go'da daha başarılı hale getirecek yeni teknikler bulmamız gerekiyordur...

Se-do'nun kaygısı da mutsuzluğu da hepimizin!


andac.uzel@demirorenmedya.com

Bu makaleye ifade bırak