Toplum olarak zor günlerden geçiyoruz ve bu yaşananların ruh sağlığımızı etkilemesi kaçınılmaz bir gerçek.

Gencinden yaşlısına herkesin bu süreçte travmatik olaylardan ötürü psikolojik olarak kendini rahatsız hissetmesi ve hiç kimsenin kendini güvende hissetmemesi çok normal.

Tehlike karşısında insan iç güdüsel olarak kendini korumaya alır. Böyle durumlarda yaşanan yoğun korku ve kaygının temelinde insanın evrimsel olarak kendini koruma isteği vardır.

Kaygı ve korku bizi tehlikelere karşı uyanık tutar, tehlikeleri önlemek ve kendimizi onlara karşı korumak için bizi motive eder, eyleme geçirir.

Belirli bir düzeye kadar yaşanan kaygı hayatımızda kabul edilebilir; ancak bu kaygı günlük aktivitelerimizi ve ilişkilerimizi etkilediği noktada bize zarar veriyor demektir. 

Tıpkı şu anda toplumumuzda yaşadığımız yoğun tehdit algısına karşı hissettiğimiz korkunun ve geleceğimiz için hissettiğimiz kaygının normal olması gibi.

Ancak bu korku ve kaygının şiddeti gün geçtikçe artıyor, günlük hayatımızı etkileyecek hale geliyor ise durumun ciddiyeti artıyor olabilir.

Kaygının ve korkunun şiddetinin artması ne demektir?

Eğer; 

  • travmatik olay, yani son günlerde yaşadığımız olaylar, gerek gün içerisinde gündüz düşleri olarak gerekse geceleri kabuslar olarak tekrar tekrar yaşanıyorsa,
     
  • gün içerisinde aşırı uyarılmışlık, telaş, tedirginlik, huzursuzluk, birden ürkme ve sıçrama hali varsa,
     
  • geceleri uykuya dalamama, ara ara uyanma veya sabahları çok erken saatlerde uyanma gibi uyku bozuklukları yaşanıyorsa,
     
  • travmatik olayı anımsatacak ya da çağrıştıracak durumlardan ve etkinliklerden kaçınılıyorsa,
     
  • çevredeki küçük değişiklikler ve uyaranlar bile çok şiddetli algılanıyorsa ve tepkiler veriliyorsa,
     
  • çevreye karşı ilgisizlik, tepkisizlik, keyif alamama ve ilişkilerde ilgi azalması görülüyorsa,
     
  • çabuk sinirlenme ve öfke patlamaları yaşanıyorsa,
     
  • gündelik olaylarda dikkatsizlik ve unutkanlık artmışsa,
     
  • gün içerisinde şaşkınlık ve zihin karışıklığı yaşanmaya başladıysa,
     
  • kalp çarpıntısı, nefes almada güçlük, titreme, uyuşukluk gibi çeşitli bedensel belirtiler oluşuyorsa,
     
  • tüm bu şikayetler yaşanan travmatik olayın üzerinden 4 hafta geçmesine rağmen yaşanıyorsa,

sizi koruyan ve eyleme geçiren kaygı artık "sağlıksız bir hal almış ya da almak üzeredir" demektir. Bu noktada çeşitli psikolojik rahatsızlıkların temeli oluşmuştur.

Böyle bir tabloda profesyonel destek alınmalı ve destekleyici psikoterapi yöntemleri ile kişinin travmatik olay ile sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirmesi üzerine çalışılmalıdır. İhtiyaç halinde psikiyatrist ile iş birliği yapılarak ilaç tedavisi de kullanılanılabilir.  

 

Yazan: Uzm. Psk. Didem ÜNGÖR

www.psikologdidemungor.com

https://www.instagram.com/psikologdidemungor/

https://twitter.com/Psk_DidemUngor