YaşamRSS
11 Ocak 2011 - 19:57

Yasak, yasak yasak...

Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Padişah Kanuni Sultan Süleyman’ı ve onun yaşadığı dönemi anlatan “Muhteşem Yüzyıl” televizyon dizisinin başına gelenleri biliyorsunuz, dizinin senaristinden seyredenlere kadar, bazıları “muhteşem tarihimizin, muhteşem düşmanları” seçildi!!!
“Koskoca Kanuni böyle şeyler yapmaz!” diyenlere “Yapar, niye yapmasın, o insan değil mi?” dedik.
Pazartesi günkü yazımızı okuduysanız, Kanuni Süleyman’ın devlet adamı olarak, asker olarak, sanata verdiği önemle ne kadar değerli olduğunu anlattık.
Ama bunlar padişahın insan olma özelliklerini unutturmaz ki!
İçki de içmiş olabilir.
Herhalde hareme de bülbül dinlemeye girmemiştir.
O halde?
Hatta hatta, taht için tehlikeli gördüğü oğlu Mustafa’yı neredeyse gözünün ününde öldürtmüş, İran’a kaçan oğlu Bayezit’in öldürülmesine karşı çıkmadığı gibi, öldürenlere de armağanlar göndermiştir.
Şimdi bunları yazmak, hem de “Kanuni bunları büyük atası Fatih Sultan Mehmet’in koyduğu kurala göre devleti korumak için yapmıştır” desek, biz de çifte hain mi oluruz?
* * *
Senaryoda hatalar yok mudur?
Herhalde vardır...
Bunları anlatmak gerekmez mi, bağırıp çağırmadan önce...
Saadet Partisi İstanbul Gençlik Kolları, bu hataları saptamış:
“ -  Olaylar 1520’de geçmektedir. Oysa Topkapı Sarayı’na haremin gelmesi 1540’ta başlar. Bu tarihten önce harem, Beyazıt’taki Eski Saray’daydı.
-  Yavuz Sultan Selim’in Rodos seferi için 200 parça kalyon hazırlandığı söyleniyor. Osmanlı’da ilk harp gemisi 1644’te inşa edilmiştir.
-  16. yüzyılda adına Avrupa denilen müstakil bir coğrafya yoktu. Bu kavram 18. yüzyıldan sonra aydınlanma döneminde ortaya çıktı.
-  Hareme kızlar seçilerek alınır, ardından çok ciddi bir eğitimden geçirilirdi. Başta örf-âdet olmak üzere İslami ilimler ile kabiliyetlerine göre birer sanatta yetiştirilirlerdi. Dizideki harem halkının davranışlarının, asırlar boyunca süzülerek gelen ‘saray terbiyesi ve nezaketi’yle alakası yok.
-  Harem halkının muhafazasını sağlayan ve dışarıyla ilişkilerine yardımcı olan harem ağaları, binanın dışında kendilerine ayrılan nöbet yerlerinde beklerdi. Harem ağaları da aynı terbiye ile yetiştirilirdi.
-  Dizideki oryantal oyunlar ve müzik, Osmanlı eğlence anlayışı ve musikisini yansıtmıyor.
-  Babasının cenazesi ortadayken bir padişahın eğlence düzenlemesi inandırıcı değil.
-  Kostümler Osmanlı’dan çok İngiliz dizisi Tudors’tan alıntı gibi...
-  Osmanlı geleneğinde padişahın huzuruna baş açık çıkılmazdı.”
Elbette bu görüşler de dikkate alınır, hata varsa kabul edilir ya da cevabı verilir, lakin padişah da insandır, evliya ya da peygamber değildir, TV dizisi de belgesel değil...
* * *
Ama kalkıp, “Bu dizi yasaklanmalıdır” dedin mi, işte orada duracaksın, şöyle bir soracaksın:
“Hani demokrasi, düşünce özgürlüğü?”
Ama boşuna, çünkü biz demokrasiyi pek severiz ama bizim parti kazanırsa...
* * *
Başbakan Kars’ta bir anıt görmüş:
“İnsanlık Anıtı!”
Başbakan beğenmemiş “Ucube!” demiş, diyebilir, ama Başbakan “ucube” deyince ne yapılır?
Hemen anıt yıktırılır.
Tarhan Erdem, “Radikal”de şöyle diyordu:
“Başbakan Erdoğan bütün yaptıklarını örtecek, demokratik davranışlarını sunileştiren; hukuk, ahlak, kültür ilkeleriyle çelişen çok yanlış bir şeye karar vermiş görünmektedir. Karakterinin özünü ortaya koyacak bu hatasını görmeli ve nasıl isterse öyle vazgeçmelidir. Benden yazması, bu kararın yükünü Başbakan Erdoğan değil, kimse taşıyamaz!
Anıt oradan kaldırılırsa, gölgesi orada kalır, o gölge Erdoğan’ın yaptıklarını, resmini ve sesini kapatır! Karar kendinindir.”
Tarhan Erdem’i tanımasak “Siz takiyye nedir, bilmez misiniz?” diye soracağız.
Heykellere “put” diye bakanları tanıyıp tanımadığını da...
* * *
Aynı gün gazetelerde bir haber vardı.
Kısa etek giyen bir psikologun işine son verilmiş, kızcağız “Recm edilmediğime şükrediyorum” demiş.
Yani taşlanmadığına şükrediyor!
Sonra, “Anayasa’ya ‘hayır‘ diyen yüzde 42 oy nereden çıktı?” diyorlar.
Yaşam biçimine müdahale endişesinden, korkusundan, hâlâ anlamadınız mı?
* * *
Yasak, yasak, yasak!
Her şey yasak!
Mesela siz “Onuncu Yıl Marşı”nı beğenmeyebilirsiniz, ırkçı, milletçi bulabilirsiniz, “Bu marş söylenmesin!” diyebilirsiniz.
Lakin “Yasaklanmalı” dediniz mi, demokrasiden ne anladığınız ortaya çıkar, takke düşer...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2011