Öyle seviyorum ki bu bayramı... Hem ulusal egemenliğimizi hem de çocukluğumuzu kutluyoruz. İkisi de öyle değerli ki... Vatanımız, ana kucağı gibi kendimizi güvende hissettiğimiz yer. Çocukluk, hayatımızın anavatanı... Her fırsatta sığındığımız, ilham aldığımız, gönlümüzde çiçekler açtırdığımız... Ve bu ikisini bir araya getiren, aynı coşkuyla kutlanmasını sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk ve bu topraklar için emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler... 

Sahip olduğumuz bu güzel vatanı ve en değerli çocukluğumuzu doya doya yaşayalım. Çocukluk dediysem sadece küçük yaş gruplarını değil, içimizdeki çocukları da kastediyorum. Haydi bakalım, içinizde uyuyan çocuklar varsa onları da uyandırın. Harekete geçme zamanıdır. Sen o içindeki çocuğun neşesi kadar hayattasın, yaşıyorsun, keyif alıyorsun, seviyorsun, kızıyorsun... Ona iyi bak. Yaraları varsa onar, iyileştir. Travmalarını şifalandır. Yüzünü güldür.

Kendin için bir şey yap. Mesela artık durumundan, şartlarından şikayet etmeyi bırak. Onun yerine yakındığın durumu "Nasıl değiştiririm, ne yapabilirim" diye düşün. Çözümler çok uzaklarda ya da çok zor değil. Sen sadece bunun gibi inançlarını değiştir. Artık korkularını değil düşlerindeki hayatı yaşa. Harekete geç. Bir şey yap. Yürü, güneşe çık, ağaca, kuşa, insanlara selam ver... Oturup yakınmaktan daha iyi. Harekete geçtiğinde kapı kapıyı açar ve bir bakmışşın her şey daha da güzelleşmiş. 

Çocuk yanımıza sevgiyle,

Ayşegül Karahan Ertuğrul
Eğitimci, Ebeveyn Danışmanı

www.aysegulkarahan.com
Facebook /@aysegulkarahanBilincliAileler
Instagram /@aysegulkarahanBilincliAileler