Dikkatinizi  çekmeye çalıştığım güneşin zararlı ışınları değil. En azından güneşin zararlı ışınlarına dikkatinizi çekmek benim işim değil.

Benim işaret etmeye çalıştığım, güneşin ve yaz aylarının ilişkiler üzerindeki etkisi;

Yazın hayat çok daha kolay. Bilmem kaç kat lahana gibi giyinip, bir mekana girdiğinizde bir saat soyunmak zorunda kalmıyorsunuz her  şeyden önce. Üstünüze hafif bir şey aldınız mı, tamamdır. Kışın o ağır ağır çizmeleri,  botları yerine de birer parmak arası. Ohhh, hava alalım şöyle.

Yazın deniz, güneş, kum üçlüsünün arındırdığı stresin üzerine, bir de bronzlaşmış tenlerimizin getirdiği moral, kendine güven, sağlık. Hayat güzel ! Off be neydi öyle kışın solgun solgun bir cilt,  aynaya bakınca moralimiz bozulmuyor muydu  allah aşkına? Oysa şimdi pırıl pırılız, hafifiz.

Konserler başladı, tatiller başladı. Sokaklarda cıvıl cıvıl insan kalabalığı. Her yer bir neşe pür neşe. Eh bu durumda insanın mutsuz olma ihtimali de giderek düşüyor . Allah sıkıntılardan, hastalıklardan, savaşlardan korusun.

Ohh trafik de azaldı, hafta içi buluşmalar da kolay artık. Şahane!

Hal böyle olunca,  çiftlerin de daha mutlu, daha neşeli, eğlenceli olması gerekiyor değil mi?

Değil! Öyle olmuyor işte.

1-Yaz başlayınca önce uzatmaları oynayan ilişkiler başlıyor dökülmeye. Kışın rehavetine kapılıp da ite kaka sürdürülmeye çalışılan ilişkileri bitirecek özgüven geliyor insanlara. Ne de olsa kışın o bomboş sokaklarının yerine, şimdi karnaval  havası esen caddelerde onu avutacak biri çıkar mutlaka inancıyla, ilişkiler dökülmeye başlıyor. Çoktaaaan bitmesi gereken bir çok ilişkinin sonlanmasına gereken cesareti verse de, yaz aslında kıymetli bir çok ilişkiyi de,  bu sanal  bolluk  zannıyla öldürüyor.

  2- Yaz aylarıyla birlikte,  ilişkilerde  beklentiler de artıyor. “Gezelim, görelim, öğrenelim” üçlemesinin, “eğlenelim” le bitmesi ana hedef haline geliyor. “Beni yemeklere, konserlere, tatillere falan  götürsün” planları zihinden akarken, hemcinslerle yapılan tatil planları, bar akşamları direkt kavga sebebi “olabiliyor. “Ama biz bu yurtdışı tatil planını taaa geçen sene yapmıştık, hani seninle tanışmamışken.”   “Yok, olmaz da olmaz!”

3- Bazı ilişkiler heyecanla başlıyor. Yaz bu, insanın kanı damarlarında uslu durmuyor. Çapkın gözler kendine denk birini yakaladığında ilişki heyecanı da başlıyor. Kız güzel, çocuk yakışıklı. Henüz üç günlük ama seviyeli bir ilişki  başlıyor. Başladığı gibi de bitiveriyor. Gördün mü bak, yanlış ata oynandı, yaz boşa gitti. Al sana depresyon sebebi.

4- Bazı çiftlerin derdi daha büyük.  Bütün kış karınca gibi çalıştık.  Bayram tatilinde  tura katılıp, sabahtan akşama pestilimiz çıkana kadar yürüyelim mi,  bir tatil köyüne havluları serip akşama kadar kıpırdamadan yatalım mı sarmalını bıçak gibi kesip atan cevap  geliyor. “Memlekete annemleri görmeye gidelim!”  Al sana kavga!

Yani, uzun lafın kısası yaz ilişkiler için hem besleyici hem tehlikeli bir dönem . Aman güneş ışınlarına dikkat!

Sevgiler