|
Kurultayın ardından
Kurultayın ardından CHP'de ortaya çıkan tablo nedir? Öncelikle söylenmesi gereken, CHP lideri Deniz Baykal'ın çok yönlü sıkıştırıldığı bir kurultaydan ilk turda yeniden seçilmesinin kuşkusuz başarı olduğudur.
Mustafa Sarıgül'ün aldığı 460 oyun "Baykal karşıtları"nın toplamını ifade ettiği söylenebilir. Bu, Baykal'ın her kurultay sonrasında karşısına geçenlerin ne kadar fazlalaştığını gösterir.
Sarıgül'ün, Baykal'la aynı terazide tartılamayacak bir aday olmasına karşın, CHP'nin ağır topları sayılacak profesörlerin arkasında saf tutmaları düşündürücüdür. Bu durum, CHP'de, "Baykal olmasın da kim olursa olsun" zihniyetiyle hareket eden bir muhalefet anlayışının yer bulduğunu göstermektedir. Hele Sarıgül'ün, rüşvet gibi çok ağır bir itham ve gölge altında genel başkanlık yarışına girmesine karşın, CHP'nin muhalif ağır topları tarafından desteklenmesi, hem destekleyenler hem de Baykal açısından iki kez düşündürücüdür.
Baykal'ın bu kümülatif muhalefete karşı aldığı sonuç bu nedenle başarıdır.
Sarıgül'ün aldığı oy ise kendi performansından, liderlik özelliklerinden ziyade Baykal karşıtlığından kaynaklandığı söylenebilir. Bu oy, parti içinde Baykal'ın yönetim anlayışına karşı direnci gösterirken, parti dışında esen rüzgâr da değişim isteğinin küçümsenmeyecek bir işaretidir.
Kurultayda ortaya çıkan tablo Baykal'ı haklı çıkarmıştır. Lümpenleşen siyaset anlayışının CHP'de zemin bulduğu Ahmet Taner Kışlalı salonunda açığa çıkmıştır. Bu yönüyle Baykal'ın analizi, tepkisi ve müdahalesi isabetlidir. CHP'nin nicelikten sonra ciddi bir nitelik kaybı tehlikesine ne kadar yaklaştığı da anlaşılmıştır.
Baykal'ın, kurultayda yaptığı konuşmalar bu gerçeği saptadığını ve ileriye dönük değişim ve yenilik isteğine ilişkin mesajını aldığını gösterdi. Baykal'ın, CHP'nin niteliği, işlevi ve gelecekte CHP'yi yönetecek lider ve kadrosunun niteliklerine ilişkin olarak yaptığı tanımlama yerindedir. Bu tanıma uyan lider adayları ve kadrolar için önümüzdeki dönemde yol açıcı bir tutum alacağına ilişkin vaatlerde bulunması önemlidir. Bu vaatlere uygun davranması halinde önümüzdeki süreç CHP için yeni bir dönem olabilir. Ancak, aksine tutumda ısrar ederse Baykal'ın daha zorlanacağı tahmin edilebilir.
Kurultayda yaptığı konuşmayla Baykal, değişim, yenilenme sürecini bizzat başlatacağına dair söz vermiş durumdadır.
Kuşkusuz, kurultay sonrasında CHP'de geniş bir tasfiye hareketi olacaktır. Gerekçesi rüşvet iddiaları olan ve bu sertlikte geçen bir kurultaydan sonra tasfiye gelmemesi mümkün değildir. Baykal'ın ortaya koyduğu iddialar, genel başkan olarak rüşvet konusunda vardığı kanıt ve kanılar, zaten bir tasfiyeyi zorunlu kılmaktadır. Aksine bir tutum kendisiyle çelişmesi anlamına gelir. Bu Sarıgül, onu destekleyen delegeler ve arkasında doğrudan ve dolaylı saf tutan CHP milletvekilleri ve ağırlıklı isimleri tarafından da bilinmektedir. Bu nedenle tasfiyeyi beklemeden kendiliğinden ayrılmalar da olabilir. Sarıgül'ü destekleyenlerin CHP'de kalma şansları yoktur.
Baykal'ın, parti organlarının yeniden oluşmasından sonra zaman yitirmeden yeni dönemi, yeni bir yönetim anlayışı ve yapılanma çalışmasıyla başlatması gerekmektedir.
fbila@milliyet.com.tr
|
|