Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Irak'ta tarihi gün

Sadece güney komşumuzun tarihinde değil, bölgemizin geleceği açısından da bir dönüm noktası oluşturan Irak seçimleri, olağanüstü koşullarda gerçekleşmesine karşın demokrasi yanlısı hiçkimsenin dudak bükmemesi gereken bir adım. Ama seçimlerle ilgili gözlemlere geçmeden önce Deniz Baykal ile ilgili bir notum var:
Baykal'ın, CHP'nin olağanüstü kurultayı öncesinde başlayan ve kurultaydaki konuşmasıyla tavanı delen "CHP'ye karşı medyanın işbirliğinde ABD komplosu" tezi, Türkiye'de yükselen anti - Amerikanizmin Ankara - Washington işbirliğinin geleceğini ipotek alması olasılığından çekinen ABD'li yetkililer için, bu genel kaygı çerçevesinde düşündürücü.
Ama bunun ötesinde, CHP'nin de Baykal'ın da uzunca bir süredir Washington'ın radar ekranında olmadığından, ABD başkentinde Baykal'ın adını bilen yönetim mensuplarının parmakla sayılabileceğinden, Amerikan medyasının CHP'deki gelişmeleri "haber" değerinde görmediğinden emin olabilirsiniz.
Baykallı CHP bir yandan oylarının ve nüfuzunun erimesine, bir yandan dünyanın düşünsel evriminden payını almamasına paralel biçimde uluslararası gündemden de silindi.
Baykal'ın Türk seçmeninden bir türlü bulamadığı desteği şimdi "ABD komplosu" teziyle araması, kurultay öncesinde bu konuda sohbet ettiğimiz bir ABD'li diplomat tarafından "patetik," yani "acınacak bir durum" diye nitelendirilmişti. Aynı sözcük, dünkü Radikal'de Haluk Şahin'in Baykal'ın kurultay konuşmasıyla ilgili yazısının başlığındaydı.
"Patetik" sözcüğünü Baykal'ın tezini "deli saçması" sayan bir ABD'li yetkilinin kullanmasının belki "alaycı" bir yanı da olabilir. Ama bu sıfatın, Baykal'ın son açıklamalarına bu denli uygun düşmesi, inanıyorum ki Türkiye adına alaydan ziyade, bir hüzün kaynağı.
CHP Genel Başkanı'nın, başta partisinin üyeleri ve destekçileri olmak üzere Türk halkının zekâsına bilinçli olarak hakaret etmediğini ve söylediklerine gerçekten inandığını varsaymak ise büsbütün üzücü.

Sandıktaki umut
Bu yazıyı Irak'ta dün sandıkların kapanmasından hemen sonra, 275 üyeli geçici ulusal parlamentonun nasıl bir aritmetiğe sahip olacağını bilmeden yazıyorum. Bu aritmetik kuşkusuz önemli, ama belki daha da önemlisi Irak'ta sandığa gidilmiş olması.
Zira Iraklı seçmenler, ülkelerinin dönüşümünü engellemek isteyenlerin yıldırma çabasına, oluk oluk kan akıtma tehdidine ve gün boyu gerçekleşen bir dizi saldırıya rağmen oy verdiler. Birçoğu, hayatında ilk kez gerçekten "tercih hakkına sahip oldukları" bir seçimi yaşadı.
Dün Bağdat'ta oyunu kullanırken, CNN kamerası önünde "Kendimi yeniden doğmuş hissediyorum" diyen orta yaşlı kadının sözlerini bir kenara yazın. 30 Ocak 2005, Irak'ın yeniden doğabileceği umudunu artıran bir gündü.
Baas zulmünün belleklerdeki ve bedenlerdeki bütün izlerine, bu rejimden ancak dışarıdan bir askeri müdahaleyle kurtulabilmiş olmanın burukluğuna, ABD'nin planlama ve uygulamadaki bir dizi hatasıyla daha da zorlaşan tabloya, işgalin süren gölgesine, şiddet eylemlerinin bundan sonra da kolay kolay bitmeyecek olmasına, Sünnilerin seçimlere katılımının Şiiler ve Kürtler ile kıyaslandığında çok düşük kalmasına ve Irak'ın kendi içindeki ayrılıkları demokratik bir potada nasıl buluşturabileceğine ilişkin soruların havada asılı durmasına rağmen şimdi Irak'ta bir "yeniden doğuş" umudu var.
Bu umudun boşa çıkmaması, Irak'ın demokratik yapıda ve birliğini koruyarak kendi ayakları üzerinde yeni bir devlet olarak dikilebilmesi, bölgemizin ve Türkiye'nin çıkarları açısından da elzem.

Katılımın önemi
İlk tahminlere göre Irak'ta seçimlere katılım oranı yüzde 60'ı aştı. Bu rakam, ABD'li yetkililerin tahminlerine uygun, ama açıkçası Washington'da seçim haberlerini içten içe kaygıyla bekleyenleri de rahatlatan cinsten.
ABD Dışişleri'nde 24 saat kesintisiz çalışan Operasyon Merkezi ile Pentagon'daki Ulusal Askeri Komuta Merkezi dün Irak'taki gelişmeleri anı anına izledi. Dışişleri'nin Operasyon Merkezi'ndeki atmosferi yansıtan bir kaynak, "Sandıklar açıldığında bazı seçim merkezlerindeki ıssız görünüm, ilk başta büyük bir 'fiyasko' ile karşı karşıya olduğumuzu düşündürdü bize. Sonra bu izlenim, yerini cesaretlendirici haberlere bıraktı. Zamanla Sünni Üçgeni'nden gelen katılım bilgileri de daha iyi hal aldı" diyordu dün.
Nitekim Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, sandıkların kapanmasına bir saat kala yaptığı ilk açıklamada, "Hayır, bu mükemmel bir seçim değil" dedi, ama "Üç yıl önce Saddam koltuğunda otururken, Iraklılar'ın bir gün bu rakamlarda sandığa gidip serbestçe oy kullanabileceğini düşünebilir miydik hiç" sözleriyle de katılımın Washington'da yarattığı memnuniyeti yansıttı.
"New York Times" muhabiri Dexter Filkins'in Bağdat'tan yazdığı şu cümleler, Bush yönetimindeki memnuniyetin nedenini de en iyi biçimde özetliyor:
"Eğer isyancılar, halkın oy kullanmasını engellemek istediyseler, başaramadılar. Eğer kaos yaratmak istediyseler, başaramadılar. Seçmenler, (bu tehditlere) meydan okur bir tutum içindeydi ve isyanın sonunun geleceğine inanılmasa da, Bağdat halkının sergilediği yeni, olumlu tavırla bir virajı döndüğü duygusu mevcuttu. En iyi giysilerini giymiş halde ve genelde şen bir havada sandık başına giden insanlarla, ülkenin etnik yapısını yansıtan, savaş halindeki ve genelde meşum bir hava taşıyan bu başkentin atmosferi de değişmişti."

İşgalin geleceği
Seçimlerde Sünni katılımının düşük kalmasının yönetimde yaratacağı dengesizliğin nasıl aşılacağı, bazı özel düzenlemelerle merkezi hükümette Sünni rolünü artırmaya gidilip gidilmeyeceği önümüzdeki günlerde çok tartışılacak.
Bir diğer olası gelişme, parlamentoda ciddi çoğunluk sağlaması beklenen Şiilerin KYB lideri Celal Talabani'yi devlet başkanlığına aday göstermesi. Bunun, bir yandan Kürtlerin Irak'tan kopmasını istemezken bir yandan da Bağdat hükümetini temsilen Kürtler ile muhatap olmaya alışmakta zorlanan Ankara'nın bu ikilemi aşmasına katkısını izlemek ilginç olacaktır.
Seçimler ardından işgalin geleceği ise Washington'daki asıl tartışma konusu. Son günlerde, Bush yönetimine artan biçimde "aşamalı çekilme" çağrısı yapanlar, yeni Irak yönetimiyle anlaşılarak, zamana yayılmış bir çekilme planı açıklanırsa isyancıların siyasi barutunun azalacağı görüşünde.
Ancak Irak güvenlik güçlerinin göreve hazır olmadığı ve şiddetin süreceği gözlemiyle, bu aşamada çekilme işareti vermenin "stratejik hata" olacağına inananlar da çok.
Washington'da yönetim mensubu ya da muhalifi herkesin, Iraklı güvenlik güçlerinin eğitiminin hızlandırılması konusunda aynı telden çaldığı ve bunun öncelikli görev sayıldığı ise kesin.

ycongar@erols.com








Taha AKYOL
CHP'nin iki düşmanı
MUSTAFA Sarıgül'ün aldığı 460 oy!.. Partinin ...
Çetin ALTAN
Değişik bir ritimde...
NASIL oldu bilemiyorum.
Fikret BİLA
Kurultayın ardından
Kurultayın ardından CHP'de ortaya çıkan tablo...
Yasemin CONGAR
Irak'ta tarihi gün
Sadece güney komşumuzun tarihinde değil, bölg...
Mehmet Y. YILMAZ
Hadi canım siz de!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yeniden seçil...
Faik ÖZTRAK
Dolar bu yıl da borcu azaltır mı?
Hazine Müsteşarlığı geçtiğimiz hafta başında ...
Hasan PULUR
Altemur Kılıç'ın faksı, bizim bir yazımız...
HER şey sevgili ağabeyimiz Altemur Kılıç'ın "...
Ece TEMELKURAN
Otur yerine!
Yağmur yağıyordu. Televizyon satan bir dükkân...
Yaman TÖRÜNER
Rekabetin korunması adına rekabet yok ediliyor
Sabah gazetesi geçen hafta sorduğum sorularda...
Osman ULAGAY
Doların düşüşü sürecek mi?
DOLARIN geleceğini iyi görmediğini söyleyerek...
Güngör URAS
Bir yerlerden 'dolar' fışkırıyor
Bir yerlerden dolar fışkırıyor. Ortalıkta dol...
Serpil YILMAZ
Bill Gates, kolay ikna oldu
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan...

© 2005 Milliyet