|
Altemur Kılıç'ın faksı, bizim bir yazımız...
HER şey sevgili ağabeyimiz Altemur Kılıç'ın "Tecavüze uğradım" başlıklı yazısıyla başladı; hani her şey aklımıza gelirdi de...
"Evet, yanlış okumadınız, bu yaşımda, tecavüze uğramış bir mağdurum, tarifsiz ıstıraplar ve bunalım içindeyim!" diyordu.
Olacak iş değil, "Altemur Abi"nin dalgınlığı ve unutkanlığı malumdur da, tecavüzü bunlarla bağdaştırmanın da mümkünü yok.
Neyse, yazıyı okudukça içimiz ferahladı, "Cana gelmesin de, mala gelsin"! lafıyla teselli bulduk...
***
SEVGİLİ Altemur Kılıç'ı "Tecavüze uğradım!" diye feryat ettiren Türk Telekom'un 7 milyar 675 milyon 704 bin liralık faturasıymış...
Uzun süreden beri Alanya'da oturan Altemur Kılıç'ın faks telefonu, onun haberi olmadan kullanılmış... Nasıl olmuş bu:
"Faks telefonumdan, ben kesinlikle tuşlara basmadan yabancı bir ülkede, bilmediğim bir yer ve numara 15 gün boyunca gece gündüz kendiliğinden aranmış, kapanmış, sonra yine aranmış, bu arama 24 saat boyunca 15 gün sürmüş..."
Peki, bundan kim kâr ediyor?
Yabancı ülkelerden arayanlarla birlikte, bu faturaları tahsil eden Telekom...
Kim bilir kaç kişi bu yüzden ne faturalar ödemiştir?
***
ALTEMUR Kılıç "Ankara'da hâkimler var!" diyerek 2. Tüketici Mahkemesi'ne başvurdu, avukatı Hakan Yılmaz emsallere bakarak "Bu davadan bir şey çıkmaz!" demeden, mahkemede haklarını savundu.
***
MAHKEMENİN kararı şöyle çıktı:
"Tekel durumundaki satıcı (Telekom) tarafından sunulan hizmet paketinin her türlü siteye açık olduğu, satıcı firma, uygulanabilir nitelikteki tedbirleri almadığı ve alınmayan tedbirin faturasının tüketiciye çıkarıldığı gibi, satıcı tarafından tüketiciye satılan hizmetin niteliği, kullanım şekli ve içeriği hakkında aydınlatıcı bilgi verilmediği, bir delil ibraz edilmediği (...) davanın kabulüne 7 milyar 675 milyon 704 bin bedelli faturadan dolayı, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve aboneliğinin devamına..."
Altemur Kılıç'ın başına gelenleri yazınca, bir iki satır da kendimizden söz edelim dedik...
Manisa'da bir okul müdürü, okulun camlarını kıran en büyüğü 15 yaşındaki beş öğrenciyi yakalıyor, savcılığa veriyor, savcılık dava açıyor, istenen ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis...
Biz de oturup yazı yazıyoruz, "Böyle eğitimcilik olur mu? Çekersin çocukların kulağını, cam paralarını da velilerinden alırsın. Polis, savcılık, mahkeme ne oluyor, hangimiz okulda cam kırmadık?" diyoruz...
***
NEDENSE bu yazımız Bursa'da oturan Devrim Sinan Karavelioğlu'nun hoşuna gitmiyor, savcılığa suç ihbarında bulunuyor, bizi şikâyet ediyor...
Neymiş suçumuz?
"Kanunun suç saydığı fiili övmek."
Bağcılar Savcısı Ali Çakır, bu vatandaş gibi düşünmüyor:
"Yazıda, bir eğitimcinin, suç işleyen öğrencisine karşı, tutumunun ne olması gerektiği sorusunun ve yöneticilerin hoşgörüleriyle, tutum ve davranışlarının, görüş ve kanaat beyan etme özgürlüğü içerisinde ele alınarak tartışıldığı, dolayısıyla bir cürüm konusu övülmediği gibi, adliyeye intikal etmiş olan bir suç hakkında görüş beyan edilmediği, yazıda herhangi bir kişi adının verilmemesi sebebiyle, müşteki açısından hakaret suçunun matufiyet unsurunun da oluşmadığı nazara alınarak, sanık hakkında yasal kovuşturmaya yer olmadığına..."
Sonuç takipsizlik kararı...
***
ELBETTE herkes, herkesi şikâyet edebilir.
Lakin, olay Manisa'da, şikâyetçi Bursa'da, acaba neden?
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|