|
Rekabetin korunması adına rekabet yok ediliyor
Sabah gazetesi geçen hafta sorduğum sorulardan sadece iki tanesine cevap vermiş. Ama, "laf dansı" yaparak ve hakaret ederek. Bilirsiniz, buluğ çağındaki çocuklar yetişkinleri "laf dansı" ile yenebileceklerini düşünürler. Çocuğun "laf dansı"na ayak uydurursanız, çocuğunuz büyüyünce herkesi kendi dans pistine çekerek sorunları halledebileceğini zanneder. Maalesef, bu "çocukluk hastalığı"nın bitmesi bazılarında uzun süre alıyor.
Soğukkanlılıklarını bu kadar çabuk kaybedip, işi hakarete kadar vardırabileceklerini sanmıyordum. Demek ki, acıtmışım. Tabii ki, hakaretleri için mahkemede hesap verecekler.
Sabah'ın içinde bulunduğu durum konusunda, mevcut hükümetin bakanlarından birisiyle konuştum. "Turgay Bey, gazete ve televizyonu çok ucuza aldığını biliyor. Ama, o zamanki fiyat buydu. Ben Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile imzayı attığım zaman, daha iyi bir fiyat veren yoktu diyor" dedi.
Zaten, Sabah'ta bana verilen cevapta da "Basındaki demokrasi ve rekabet hürriyetinin korunması, devletin herhangi bir batık bankadan 100 milyon dolar daha fazla veya eksik tahsilat yapmasından çok daha büyük bir önem ve değer taşımaktadır" denilmiş. Yani, Sabahçılar mala çok ucuza el koyduklarını artık kabul ediyor. Bunu da "basındaki demokrasi" ve "rekabet hürriyetinin korunması" ile açıklıyor. Onlara göre, Türkiye Cumhuriyeti rekabet adına 500 milyon dolardan onlar için vazgeçmeliymiş. Yahu, siz kimin malını kime veriyorsunuz? Hesabınız yanlış.
Ben, basın patronlarının devletle süreklilik arz eden iş yapmasına, örneğin devlete elektrik satmasına, devlete müteahhitlik yapmasına karşıyım.
Ben, basın patronlarının devletin rahat müdahale edebileceği işleri yapmasına, örneğin bankacılık yapmasına da karşıyım.
Ben, medyada serbest ve eşit rekabetten yanayım. Televizyonları ve gazeteleriyle değeri 500 milyon dolar olan bir medya kurumunun, rekabet olsun diye birisine parasız verilmesinin serbest ve eşit rekabeti bozacağına inanıyorum.
Ben, medyada tekelciliğe karşıyım. Doğan Grubu'nun da ne televizyonda ne de basında tekel olma isteği olmadığını ve olamayacağını biliyorum. Maalesef halen, Bilgin, Çukurova ve Uzan gibi medya grupları ya tamamen devletin kontrolünde ya da bağımsız hareket edemez durumdadır. Ama, bu durumdan kurtulmak için, Sabah'ın dediği gibi birilerine malı bedavaya vermek çözüm getirmez. Devlet "Rekabeti koruyorum" diyerek, Çukurova'dan olan alacaklarından vazgeçebilir mi? Zaten, buna kimsenin hakkı da, yetkisi de yoktur.
"Medyada demokrasi ve rekabet hürriyetinin korunması, devletin herhangi bir batık bankadan 100 milyon dolar daha eksik tahsilat yapmasından çok daha büyük bir önem ve değer taşır" diye, "laf dansı" yapmaya kalkarsanız, o pistte birileri ayağınıza basar. Dansın da kuralları vardır.
Biz büyüme çağında değiliz.
ytoruner@milliyet.com.tr
|
|