|
 |
|
|
Bir yerlerden 'dolar' fışkırıyor
Bir yerlerden dolar fışkırıyor. Ortalıkta dolardan bol şey yok. Dolar o kadar bol ki... Fiyatı yerlerde sürünüyor. Doların değeri yurtdışında euro karşısında yükselirken, Türkiye'de inişe geçti. 1.32 YTL'ye düşünce, Merkez Bankası "dolar tanzim alımı" operasyonu yaptı. İnanması güç ama, haberlere göre tamı tamamına 1.2 milyar dolar satın aldı. Piyasadan bir günde 1.2 milyar dolar çekilmesine rağmen ne dolar tükendi, ne fiyatı arttı. Doların fiyatı çıka çıka 1.34 YTL'ye çıktı. Bugün gene düşer. Çünkü dolar bol.
Bundan üç yıl önce, bankalar Tüpraş'ın olağan petrol ödemesi için piyasadan 30 milyon dolar topladığında, piyasa altüst olur, "Bankalar döviz alımına geçti" diye, döviz fiyatı tavana vururdu.
Bugünkü duruma sevinmemek mümkün değil de... Bu bolluğun kaynağını bilen yok. Acaba bizim döviz hesaplarımız mı yanlış?.. Belki de bizim döviz açığımız falan yok. Çünkü bu durumun izahı yok. Önce denildi ki, Irak'tan geliyor. Sonra denildi ki, hudut ticaretinden geliyor. Derken denildi ki, halkımız yurtdışından dolarlarını getiriyor. Olmadı... Dolarların yastık altından çıktığı, cepteki dolarların bozdurulduğu söylendi. İyi de... Bu kaynaklar ne zengin kaynak ki, üç yıldır döviz geliyor, geliyor... Kaynak tükenmiyor. Sayın okuyucularım, ben bir hesap vereyim, sonra siz neyin ne olduğuna karar veriniz...
Borç yiyoruz
Ülkenin döviz gelir giderinin hesabını Merkez Bankası tutuyor. Her ay ne kadar döviz geldi, ne kadarı dışarı gitti? Gelen ile giden arasındaki fark ne? Bu fark nasıl kapandı? Rakamları yayımlıyor.
Bizim döviz açığımız 2000 yılında 9.8 milyar dolara çıktı. Krize girdik. İstikrar tedbirleri uygulaması başladı. 2001 yılında döviz açığı vermedik. Hatta gelirimiz giderimizi 3.9 milyar dolar aştı. Ama 2002 yılında döviz açığı gene başladı. O yıl 1.5 milyar dolar, 2003 yılında 8.0 milyar dolar açık verdik.
Geldik 2004 yılına. 2004 yılında 11 aylık döviz açığı 12.7 milyar dolar...
Demek ki her ay dışarıya giden döviz, içeriye giren dövizden ortalama 1 milyar dolar fazla...
Şimdi itiraz edeceksiniz. "Tamam... Döviz açığı var ama, bunu kapatmak için dışarıdan borçlanıyoruz. Yabancılar yatırım yapmak için, bono ve hisse senedi satın almak için döviz getiriyor. Döviz onun için bol..." diyeceksiniz... O zaman ben de "Hayırlı olsun!" diyeceğim.
Bugün harca, yarın öde!
Sadece son 2 yıl ve de 11 ayda toplam 22.2 milyar dolar döviz açığını "el parası"yla kapatmışız. "El parası"nı ucuz ucuz yemişiz.
Sayın okuyucularım, "El parasıyla düğün yapılmaz". Kimse parasını kimsede bırakmaz. Bugün ucuz ucuz piyasada dolanan paraları, faiziyle yarın geri göndermek zorundayız. Bizim bir atasözümüz var... "Bağdat'ta çekirdeğinle yuttuğun hurmalar, İstanbul'da bağırsaklarını tırmalar" derler... Hurmaları yutmak kolay da... Çekirdeklerini ne yapacağız?
Sadece 2005 yılında kamu sektörü ve özel sektör olarak yurtdışından aldığımız kredilere 34.3 milyar dolar ödemek zorundayız. Bunun 27.7 milyar doları ana para, 6.5 milyar doları faiz. Bunun 14.1 milyar dolarını özel sektör 20.2 milyar dolarını kamu ve Merkez Bankası ödeyecek.
Bu rakamları doluya koyuyorum olmuyor. Boşa koyuyorum olmuyor. Piyasadaki dövizin kaynağını anlayamıyorum. Bir günde Merkez Bankası'nın 1.2 milyar dolar satın alabilmesine şaşırıyorum. Ama burası Türkiye ağabeycim. Burada olmaz olmaz... N'olur bir bilen varsa, bu dolarların nereden geldiğini anlatsın da rahat edelim. Bizim kuşak döviz kıtlığıyla büyüdü. Bolluğa inanamıyoruz. Ya biterse diyerek dertlenip duruyoruz.
| Dış borç için 2005 yılında 34.3 milyar dolar ödeme yapacağız (milyon dolar) | | Ana para | Faiz | Toplam | | Toplam kamu | 12.248 | 5.009 | 17.257 | | Merkez Bankası | 2.842 | 47 | 2.888 | | Özel sektör | 12.654 | 1.502 | 14.156 | | Toplam | 27.743 | 6.558 | 34.301 | |
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|