1998'in falı

1998'in falı

Şahin ALPAY

Financial Times gazetesinin bir geleneği var. Her yıl sona ererken yazarlarına bir sonraki yılın falını baktırıyor. Sene sonunda da kim bildi, kim bilemedi bakılıyor. Mesela geçen yıl herkes Tony Blair 'in başbakan olacağını tahmin etmiş, ama William Hague 'in Muhafazakar Parti başkanlığına seçileceği kimsenin aklına gelmemiş... Portekiz ile İspanya'nın Avrupa Para Birliği 'ne katılabileceği tahmin edilmiş, ama İtalya'nın bunun için böylesi büyük bir çaba harcayabileceğini kimse bilememiş... vs.
FT yazarlarının 1998 ile ilgili öndeyilerinden bazıları ise şöyle: Yeni teknolojiler İnternet kullanıcılarına bu kaynaktan çok daha büyük çapta bilgi edinmelerini mümkün kılacak... Britanya İşçi Partisi 'nin ve başkanının "reytingleri" düşecek, ama Blair partisinden daha popüler kalacak... Petrol fiyatlarının seyri arz - talep ve Saddam Hüseyin 'e bağlı olacak... Saddam sorunu halledilemeyecek... Orta Doğu'da süreç devam edecek, ama barış olmayacak... vs. (27 - 28 Aralık)
FT yazarlarının "1998 falı" tabii ki bana Türkiye'nin falını düşündürdü. Düşündüm ki bu yıl, belki bütün ülkelerden çok, bizim fal baktırmaya ihtiyacımız var. Zira ülkenin kaderiyle ilgili kararlara sahne olacak bu yıla girerken, sayın başbakan yardımcısının samimi ifadesiyle "burnumuzun dibini dahi göremiyoruz..."
Bu kararlardan ilki hemen yılın başında geliyor: Refah Partisi kapatılacak mı, kapatılmayacak mı? Eğer kapatılmazsa, Türkiye'nin her türlü mucizeye muktedir olduğunu dünya bir kez daha görecek. Kapatılırsa, İslamcı hareket darbe yiyecek. Bu darbeden kayıplı mı, kazançlı mı çıkacacak? Rivayet muhtelif.
Türkiye'de 1998'in ikinci önemli kararı, bu yıl seçim olup olmayacağıyla ilgili. Eğer Ekim ayına kadar seçim yapılmazsa büyük bir sürpriz olacak. Seçimlerin sonucunda bugünden farklı bir siyasi manzara çıkarsa, yine çok şaşıracağız. Bu yılın da ülkenin ihtiyacı olan ekonomik ve siyasi reformlar açısından bir başka "kayıp yıl" olarak tarihe geçmesine ise hiç şaşırmayacağız.
Şubat'ta Kıbrıs Rum kesiminde seçim yapılacak. Bu seçimlerin Kıbrıs sorununun seyri açısından bir değişiklik getirmesi beklenmiyor. Ama Kıbrıs Rum Yönetimi Mayıs ayı geldiğinde adaya Rus malı S - 300 uçaksavar füzeleri yerleştirmeye cesaret edecek mi? Bu durumda Türkiye, Kıbrıs'ı bombalayacak mı?
NATO çevrelerinden sızan bilgilere göre, ekonomik kayıplarının tazmin edilmesi karşılığında Rusya, füzelerin satışından vazgeçebileceği sinyalini vermiş. Aynı çevrelere göre, Kıbrıs yüzünden Türkiye ile Yunanistan arasında savaş, "1998'in en büyük kaygılarından biri" imiş (FT, 19 Aralık). Türkiye ile Yunanistan arasında bir savaş çıkmaması için ise, bugüne kadar demokrasiyle yönetilen iki ülkenin savaştığının hemen hiç görülmemiş olması ötesinde bir garanti yok.
1998'de kesin olan bir şey varsa, o da AB'nin Mart ayında Kıbrıs Rum Yönetimi ile tam üyelik görüşmelerine başlayacak olması. Bu görüşmelerin başlaması KKTC 'nin Türkiye ile bütünleşme yolunda ilerlemesiyle sonuçlanacak, ama Türkiye - AB ilişkilerinin tamamen kopmasına yol açar mı?
O sorunun cevabını verebilmek için ise Haziran ayının sonunu beklememiz gerekecek. Çünkü AB Türkiye'yi "adaylığa" kabul edecek mi, etmeyecek mi o zaman belli olacak. Alman Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel 'e bakılırsa, eğer bir "muz cumhuriyeti" değil ise, AB Türkiye'yi adaylar arasına dahil etmeyecek. O zaman, Türkiye ile AB arasında gümrük birliği dahi nihayet bulur mu? Zor görünüyor, ama kim bilebilir?
Velhasıl, bugün heyecanlı bir yıla girdik. Nefeslerimizi tutup, birbirimize "Hayırlı seneler!" dileyelim.


Yazara EmailS.Alpay@milliyet.com.tr

7 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber