80 yılda unutulmadı, 800 yıl sonra da unutulmayacak

Eklenme Tarihi10.11.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi10.11.2018 - 0:41

Atatürk’ü, ebediyete intikal edişinin 80. yılında bir kez daha minnetle, rahmetle ve özlemle anıyoruz. 
O, dün olduğu gibi yarın da söylemleriyle, yaptıklarıyla, vizyonuyla, hep en büyük yol göstericimiz olacak.
O’nu anlamak için önce tanımak gerekiyor.
İşte bu yüzden, hamaset nutuklarının ötesine geçip, yeni nesillere, O’nu çok daha iyi anlatmalıyız.
Özellikle de yaşadığı dönemin koşullarını göz önünde bulundurarak!..
Atatürk, “Benim söylediklerim ile bilimin söyledikleri ters düşerse, bilimin söylediklerini esas alın” diyecek kadar yüce bir insandı.
O dayatmalardan değil, özgürlüklerden yanaydı.
O’nun gözünde, çocuklar ve gençler geleceğimizin teminatı, öğretmenler de geleceğin mimarıydı.
Ve bugüne kadar olduğu gibi yarın da kendisine ve eserlerine en çok sahip çıkacak olan yine onlar olacak...

Hani sınavlar kalkacaktı?

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk sınavda başarılı olan öğrencilere müjde vermiş!
Selçuk, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Bakanlığının 2019 yılı bütçesinin sunumunda yaptığı konuşmada, sosyal yardım icraatlarına büyük bir hızla devam edildiğini belirterek, Şartlı Eğitim Yardımı çerçevesinde, “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen sınavlarda, illerinde ilk 10’a giren veya Türkiye genelinde ilk 20 bine giren Şartlı Eğitim Yardımı faydalanıcısı çocuklarımıza aylık 500 lira, üniversiteye giriş sınavında ilk bine girme başarısı gösteren Şartlı Eğitim Yardımı faydalanıcısı evlatlarımıza ise bir defaya mahsus olmak üzere 5 bin lira nakdi destek sağlayacağız” diye konuştu.
Ne güzel destek diye alkışlamak gerekiyor. Ama aynı hükümet, sınavların kaldırılması için çaba harcamıyor muydu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca, çocuklarımızı şu sınav belasından kurtarın demedi mi?
Peki, o zaman bu teşvik neyin nesi, bazen Ankara’yı anlamak gerçekten mümkün değil!..
Kurumlar arası koordinasyon işte böylesi zamanlar için çok önemli.
Birinin frenlemeye çalıştığı sisteme diğeri gaz verirse, işin içinden çıkılmaz hale gelinir ki bu, kafa karışıklığından başka bir yarar sağlamaz!..

Başbakanlık kalktı ama...

Başbakanlık tarih oldu ama bizim basın kartlarının üzerinde hâlâ Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından verildiği yazılıyor.
Biz gazeteciler, kimlik yerine, hep onu taşırız.
Dün yine birilerine göstermek gerekti, gösterdim, güldü.
“Abi Başbakanlık tarih oldu, bu kimliğin de artık geçerliliği yok” diye espri yaptı. Bir şey diyemedim.
Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün yeni adı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı oldu. Ama bizim kartlar hâlâ aynı.
Ne olur bir an önce basın kartlarını değiştirsinler de kendimizi artık olmayan bir kurumun verdiği kimlik kartını taşımaktan kurtaralım...
Ülkemiz hemen her alanda ciddi bir değişim süreci yaşıyor.
Dijital dünyaya ayak uydurmak ise daha zor olanı.
Değişimi görmezden gelmek gibi bir lüksümüz de yok.
Bazen zahmetli, bazen masraflı, bazen de sindirimi güç olsa da uymak zorundayız.
Peki, değişim kötü, klasik olan iyi mi?
Konudan konuya değişir.
Bazen gelenekler çok değerlidir bazen de yenilikler.
Önemli olan neyin, nerede, ne zaman, nasıl yapıldığı ve çok daha önemlisi, ihtiyacı ne kadar karşıladığıdır...
Özetin özeti: Yeni dünyaya ayak uydurmak zor olsa da ayak uydurmak zorundayız. Değişime direnmek ise değişimin ruhuna aykırı!..