ABD’ye verilecek en iyi ders kullanan değil, üreten olmaktır

Eklenme Tarihi19.08.2018 - 1:27-Güncellenme Tarihi19.08.2018 - 1:27

Amerika ile sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz.
Öyle ya da böyle geçecek ama çok daha önemlisi bu krizi fırsata dönüştürebiliriz.
Örneğin, Trump karşıtlığı sayesinde Avrupa ile aramızdaki buzlar eridi. Ama çok daha önemlisi, ABD mallarını protesto edip başkalarından almak yerine, onların ürettiğinden daha iyisini üretmektir. 
Tıpkı Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra yaratılan ASELSAN, ROKETSAN, TAİ ve benzeri destanlar gibi...

Neden ille de bilim?

İstanbul Üniversitesi, Orhan Pamuk ve Aziz Sancar sayesinde, Dünyanın En İyi İlk 500 Üniversitesi listesine giren tek Türk üniversitesi oldu.
Peki diğer üniversitelerimizden bırakın Nobel alanı, aday olan var mı?
Ara ki bulasınız!..
Yükseköğrenim alanında en etkili değerlendirme otoritelerinden biri olarak kabul edilen Çin’in Şanghay’daki Jiao Tong Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Shanghai Ranking Consultancy’nin hazırladığı “Dünya Üniversiteleri Akademik Sıralaması (ARWU) açıklandı.
“ARWU 2018” sıralamasında 100 tam puanlık skorla bir kez daha birinciliğini koruyan ve üst üste 16’ncı kez ilk sırada yer alan üniversite Harvard Üniversitesi oldu.
Sıralamada Stanford Üniversitesi ikinci olurken, Cambridge Üniversitesi listede üçüncü olarak yer aldı.
Dünya genelindeki en iyi 500 üniversitenin sıralandığı listede İstanbul Üniversitesi 436. sırada yer aldı.
Peki, eski, yeni diğer üniversitelerimiz nerede?
Bu konuda ne düşünüyorlar?
Daha da önemlisi, tercih döneminde mangalda kül bırakmayan üniversiteler bu sıralamanın neresinde?
Ve çok daha önemli bir soru, ilk 100’e üniversite sokamayan bir Türkiye, başta ABD olmak üzere, dünyanın diğer ülkeleriyle başta ekonomi olmak üzere, stratejik konularda ne kadar mücadele verebilir?

ABD’nin gücü?

ABD’nin gücü ne başkanından ne de dolarından geliyor!
Dünyanın en iyi 10 üniversitesinden 8’i onlarda olduğu için, başkanları bugün bu kadar fütursuz olabiliyor.
Ve onlara verilecek en iyi cevap, onların ürettiklerini başkalarından almak değil, ürettiklerinden daha iyisini üretmektir.
Demirel, 10 yıl kadar önce, bir Genç Bakış’ta, “Bugüne kadar ne yaptınız ki? Gençlerin karşısına hangi yüzle çıktınız?” diye kendisini eleştiren bir gence, “Benim yaptıklarımı yok sayarsanız, ne yüzünüzü yıkayacak su, ne altında ders çalışacağınız elektrik, ne de okuyacağınız üniversite kalır” demişti.
Şimdi biz de bugünün global dünyasında, artık hayatımızın olmazsa olmazları haline gelen, yabancıların ürettikleri teknolojik aletleri çıkarırsak, geriye çok fazla bir şey kalmayabilir!
Örneğin onlar olmasa, ABD markalı telefonlar ile yine ABD markalı Twitter üzerinden Trump’ı bile protesto edemeyiz...

Zoru severiz!

Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra uygulanan silah ambargosu nasıl ki ASELSAN ve benzeri kurumların kuruluşuna vesile olup, onları bugün bir dünya markası haline getirdiyse, bugünkü ABD ambargosu da bilim ve teknoloji de yeni bir çığır açmamızın tetikleyicisi olabilir.
Biz, zor dönemlerin şaha kaldırdığı bir ulusuz ve bugünlerde yine öyle bir süreçten geçiyoruz.
Haydi Türkiye, yukarıdaki tabloyu, el birliğiyle değiştirelim ve ilk 500 için değil, ilk 100, hatta ilk 50 ve ilk 30 için hedefler koyalım.
Bu konuda, elbette, iktidara, muhalefete ve diğer kurumlara çok önemli görevler düşüyor ama çok daha fazlası YÖK ve üniversitelerin görevi.
Ve eğer isterlerse, bunu başarabilirler.
Yeter ki kendilerine bu yönde misyon yüklensin ve her türlü destek sağlansın.
Eminiz ki gerisi gelecektir.
Biz kendilerini ayakta alkışlamaya hazırız…
Özetin özeti: Günümüzde en büyük güç, katma değeri yüksek     ürünler üretmektir ve eğer istersek biz de bunu başarabiliriz...

Etiketler