Atatürk’e niye “Dahi Diktatör” dedi?

Genç Bakış’ta önceki gece farklı yönleriyle Atatürk’ü konuştuk. 14 yılın en keyifli, en doyurucu, en dikkat çekici programlarından biri oldu. Celal Şengör ve tarih öğrencileriyle Atatürk’ün bilime ve olaylara bakış açısını ele aldık. Şu sözler, onu öyle iyi anlatıyor ki, işte Atatürk dedirtiyor:

“Eğer benim söylediklerimle, bilim çelişiyorsa, söylediklerimi değil, bilimi esas alın!..”

İşte programdan önemli satır başları:


Dahi Diktatör!

- Kitabıma “Dahi Diktatör” adını verdim çünkü diktatör kötü bir şey değil. Bugün “diktatör” hakaret anlamında kullanılmaya başlandı. Bu cahil bir zümrenin empoze etmek istediği bir anlamdır. İlk kullanış açısından Roma’da tüm siyasi yetkileri elinde toplayan şahıstır. Bu yetkileri senato veriyor. Atatürk’e Meclis veriyor ama istemesini bilen bir adamdı. Yola çıkarken belli bir programla çıktı. Bunu Nutuk’ta da söylüyor. Her konuya adım adım, madde madde yaklaşıyor. Önce ilk adımı gerçekleştirmeye çalışıyor, olmazsa diğer yöntemleri devreye sokuyor. Bu çok akıllıca.

- Atatürk daha lise öğrencisiyken Osmanlı Devleti’nin yaşayamayacağını gördü. Enver Paşa bunu göremedi. O da aynı neslin genci. Bu adamların hiçbiri kötü adam değil. Bunların hepsi vatanları için mücadele edip bir şeyler yapmak istemişler. Ama işte orada deha ortaya çıkıyor. Atatürk’ün bakışı diğerlerine göre çok gerçekçi ve daha bilimsel.


Atatürk’ün farkı!

- Hitler ve Mussolini diktatördü. Her yaptığından emindi. Oysa hiçbir bilim adamı yüzde yüz emin olamaz. Atatürk de her yaptığından yüzde yüz emin değildi. Atatürk deney yapıyor, yanlış yaptığını gördüğü an geri çekiliyor. Bilimde de yapılan budur. Deney tutmadı mı, çöpe atarsın.

- Atatürk mektepteyken farklı bir öğrenciymiş. Günlerce odasına kapanır, sonra buldum diye fırlarmış. Birçok cephede savaşmış. Hepsini tahlil etmiş. Atatürk problemi teşhis edermiş. Elinde ne var, problem ne, önce onu tespit eder, sonra da kurtuluş çarelerini araştırırmış. Resmen deney yapıyor. Bütün bunlar Nutuk’ta yazıyor.

- Çanakkale Savaşı Atatürk’ü Atatürk yapmıştır.

- İnancını yitirmiş bir millet devralmıştı ve Anadolu taş devrini yaşıyordu. Yokluk içindeydi.

- Birinci Dünya Savaşı’nda İslam dünyasında herhangi bir güç olmadığını gördü.

- Önemli bir mesajı var: Din devlet işinden ayrılmalı.


Türklük kavramı!

- Kurtuluş Savaşı’nı yapan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk halkı diyor.

- Atatürkçülük ve Kemalizm bence çok başka bir şey değil. Kısaca Kemalizm aklını kullan demek.

- Kadın, dışarı çıkamıyor, sosyal hayata entegre olamıyordu. Cumhuriyet nüfusumuzun yarısını kullanılır hale getirdi.

- Üzerimizde psikolojik baskı var. Hiçbir şeyi tartışamıyoruz. Atatürk’ün putlaştırıldığını düşünüyorum. Biz araştırmayı sevmiyoruz. Maalesef Türk halkı yeterince eğitime sahip değil. Türk halkı benden zayıf not almıştır.

- Atatürk’ü hiç tanımıyoruz. Kimdi bu adam, nasıl bu devleti kurdu, araştırmıyoruz!

- Atatürk günde 1 litre rakı içermiş. İsmet İnönü “Bu kadar içme, hasta olursun” dermiş. Atatürk ise “İsmet, siz aşağıda çalışıyorsunuz, ben bu kafayı durduramıyorum, uyuyamıyorum” diyor. Biri dese ki kardeşim al şu iki hapı uyu. Rakı içmeyecek. Onu diyecek adam yok yanında.


İnönü ile farkı

- Atatürk ile İnönü arasındaki fark İkinci Dünya Harbi’nde ortaya çıktı. Atatürk yok. Ülkeyi İnönü idare ediyor. Savaştan ödü patlıyor, haklı. Hitler “Ben sizi donatırım diyor”. İnönü, Alman’ın ne olduğunu biliyor. İnönü hazırlanalım, depolanalım diyor. Açlık çekilmiş çünkü. Kumaşta vermeyelim diyor. Halka anlatamıyor, halkın içine giremiyor. Çekingen, çok tedbir seven bir adam. Devlet adına risk almayı sevmiyor.

- İnönü çok iyi kurmay subaydır, çok iyi bir başbakandır, verilen emirleri gayet iyi yapar. Ama karar veremez.

- İnönü para konusunda da çok tedbirli. Atatürk ekonomik atılım yapmak istiyor. İnönü “Aman para harcamayalım” diyor. Bakıyor ki Atatürk bu iş bu adamla gitmeyecek. “İsmet sen biraz istirahat et” diyor. Celal Bayar’ı getiriyor.


Harf devrimi?

- Cumhuriyet’in ilanı döneminde okuma oranı yüzde sekiz civarındaydı.

- Osmanlıcada sesli harf yok. Bir nesle işkence edemezsin. Dil bilimciler diyorlar ki; eğer Türkçe Arap harfleriyle yazılırsa o belgenin dil biliminde hiçbir değeri yok. Tabii Osmanlıcanın tarihi değeri var. Tarihçiler öğrensin ama vatandaşa gerek yok. Türkçe Arap harflerine uymuyordu, bu daha önce tespit edilmiş. Latin alfabesine Atatürk intibak yapmıştır. Türkçe harfler adapte edilmiştir.


İslam bilime engel mi?

- İslam’ın ilk 400 yılı müthiştir. Avrupa Rönesansı İslam’ın o dönemi olmasaydı mümkün olamayacaktı. Bilim Osmanlı’da yok. Fatih’te sıçrama yapıyor. Fatih’ten sonra bitiyor. Fatih, herkesi çok çalıştırdığı için sevilen bir padişah değildi.

- Atatürk Cumhurbaşkanı olduktan sonra neden yurtdışına çıkmadı? Herkes onun ayağına geldi. Belki de psikolojik bir satranç oynadı. Atatürk’ün darbe endişesi olmuş olabilir ama o darbeyi yapacak kapasitede lider yoktu. Fevzi Çakmak hayatta olduğu sürece Atatürk’e kimse dokunamazdı. Ama aynı Fevzi Çakmak Çankaya’ya gitmiyor. Orası günah evi diyor. Kendisi çok dindar.

Özetin özeti: Atatürk’ü ve dönemini o kadar az biliyoruz ki! Detaylarla uğraşmaktan asıl resmi göremiyoruz...