Bakan Selçuk, eğitimdeki bu yanlışa dur diyecek mi?

Eklenme Tarihi28.08.2018 - 0:14-Güncellenme Tarihi28.08.2018 - 0:14

Türk eğitim sistemi huni gibi!

Tüm öğrencileri bir huninin içine doldurup, çok azına, şans tanıyoruz.

Daha da önemlisi, huni sisteminde ne ilgi ve yetenekler dikkate alınıyor ne de vizyon.

Sıradan bir akademik sınav, hepsi o kadar!..

Böyle bir sistemi eğitimle uzaktan yakından ilgisi olmayan bakanlar bugüne kadar sürdürmüş olabilirler.

Ama bundan sonrası çok önemli! Çünkü artık eğitimin ne olduğunu, çok daha önemlisi, ne olmadığını bilen bir Bakanımız var!

Ziya Hoca, ileride, “Daha fazlasını yapmama siyaset
izin vermedi” diyemez, dememeli de.

Türkiye, pek çok konuda olduğu gibi, eğitimde de zaman kaybetmiş olabilir.

Hatta büyük yanlışlar da yapılmış olabilir ama bunların hiçbiri eğitime pedagojik anlamda çekidüzen vermemize engel değil.

Eğitimde dünü dün de bırakıp, geleceğe bakalım.

Sadece aynı yanlışları yapmayalım, yeter de artar...

Peki, yeni eğitim sisteminin olmazsa olmazları ne olmalı?

İşte onlardan birkaçı:

- Mutlu bir öğrencilik.

- İlgi, yetenek ve beklentiler doğrultusunda, doğru bir yönlendirme.

- Ülkenin ihtiyaçlarına göre ciddi bir insan gücü planlaması.

- Sınavlardan arındırılmış dikey ve yatay esnekliğe sahip kurumlar arası geçişler.

- Ülke genelinde standart bir eğitim ve sağlıklı bir ölçme değerlendirme.

- Popülizm ve umut tacirliğinden uzak, gerçek anlamda rehberlik.

- Ve en önemlisi de ortada değerlerimize saygı ve sevgi duyan iyi bir yurttaşlık eğitimi...

Bütün bunları yapmak
çok mu zor?

Kesinlikle hayır.

Yeter ki istensin...

LGS, YKS bilmecesi?

2 milyondan fazla adayın gözü kulağı Ankara’da.

Üniversite yerleştirme sonuçları her an açıklanabilir.

Peki, bu iki milyon adaydan ne kadarı kazanır, ne kadarı sevinir, ne kadar boş kontenjan kalır, ne kadarı “Bu yıl olmadı, kısmetse gelecek yıl” der?

Adayların ancak üçte biri, öyle ya da böyle, bir yerlere yerleşir ama kazananların hepsinin havalara uçacağını sanmıyoruz.

Onların da ancak üçte biri sevinirse, öpüp başımıza koyalım.

Yani 2 milyonu aşkın adaydan 1.5 milyondan fazlası derin bir hayal kırıklığı yaşarsa, hiç şaşırtıcı olmaz!

Bunun nedeni de ciddi bir insan gücü planlaması yapamamaktan geçiyor.

Tüm adayları tıp, mühendislik, hukuk, öğretmenlik gibi belli alanlara yönlendiriyoruz.

Özellikle de sosyal bilimlere ve meslek yüksekokullarına kayarsanız, işsiz kalırsınız korkusu yaratıyoruz.

Oysa her meslek kutsal ve iyi yapıldığında onurlu bir yaşam sunar ama nedense, biz hâlâ diploma ve etiket peşinde koşuyoruz.

İşte her şeyden önce bundan kurtulmamız gerekiyor!..

Liselere girişte ise nakil dönemlerinin biri bitiyor, diğeri başlıyor ama hâlâ yüz binlerce öğrenci önünü göremiyor.

Dün başlayan yeni nakil dönemi de maalesef pek bir işe yaramayacak!

Hem de okulların açılmasına sayılı günler kalmasına rağmen!..

Meslek lisesi ve imam hatip dayatması ise görünen o ki ters tepecek!

Öğrenciler, sırf bu dayatma yüzünden, zorunlu eğitime rağmen, örgün eğitimden kopmak zorunda kalabilirler...

MEB, umarız, bu konuda tatmin edici bir çözüm yolu üretmiştir.

Yoksa, Bakan Selçuk ciddi bir prestij kaybına uğrar ki kaybettiği puanları yeniden kazanması hiç de kolay olmaz!..

MEB’in bu noktadaki çözüm yolu, umarız, tam gün eğitimden yarım güne geçmek ve sınıf mevcutlarını 40’ın üzerine çıkartmak olmaz.

Göz boyamaya yönelik
açık liseye yönlendirme ise
hiç ama hiç olmaz!..

MEB’in bu konudaki performansı ilerisi için
referans olacak!

Eğitime Tokat damgası

Tokat İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne atandı.

Daha önce de eğitimdeki çok kritik görevlere yine Tokatlı ya da Tokat’ta görev yapan isimler atanmıştı.

Bu bir tesadüf mü demiyorum, çünkü Tokatlılar alınıyor.

Yazıcı’ya bu zor görevinde başarılar diliyoruz. Allah utandırmasın...

Özetin özeti: Sanki iktidar değişikliği olmuşçasına, eğitimde çok şeyler değişiyor. Umarız, bu pozitif değişiklikler ülkemizin ve çocuklarımızın hayrına olur...