Bayram, yüzdelik dilim ve sınav yarışı

Bayram bayram diyorduk, işte o da bitti. Arada İstanbul seçimi ve YKS var. Onlara da az kaldı.
Ondan sonra, umarız, normal gündeme dönülür. Güncel sorunlara kalıcı çözümler üretilir.
Örneğin, sınav odaklı ezberci eğitim sistemi ve onun yerine önerilen yeni lise sistemi, gelen eleştiriler doğrultusunda, yeniden gözden geçirilir...
Liselere Geçiş Sistemi’nin yarattığı mağduriyetin boyutlarını görmek için kayıtları beklemek gerek. Ama görünen o ki geçen yıldan hiç ders alınmamış!..
Önceki yıl ciddi anlamda kolejlere kayma olmuştu. Özellikle de temel liselere. Bu yıl yaprak kıpırdamıyormuş!
Lise kayıtlarında, zorunlu olmasına rağmen ciddi fireler yaşanırsa, hiç şaşırtıcı olmaz!
Mahallede gidilecek lise bulamamanın karşılığı açık lise olmamalı!..

Sıralamalar?..

Şu günlerde en çok merak edilen konulardan biri de yüzdelik dilimler!
Neden? Çünkü yerleştirmeler yüzdelik dilime göre yapılıyor.
Yüzdelik dilim, sınava giren aday sayısının 100’e bölünmesiyle elde edilen rakamdır. Örneğin LGS’ye bir milyon aday girdi. 100’e böldüğünüzde, yüzde 1’lik dilime 10 bin, yüzde 2’lik dilime de en tepedeki 20 bin öğrenci giriyor demektir. Binde birlik dilimler ise biner biner artıyor..
Okulların geçen yıl aldıkları en son öğrencinin puanı yerine, yüzdelik dilimlere bakmak daha sağlıklı olacaktır. Çünkü puanların hesaplanmasına olanak sağlayan katsayılar her yıl o yılki genel başarı durumuna göre değişmektedir.
Şu sıralar geçen yılın katsayılarıyla yapılan puan hesapları yanıltıcı olabilir. Bu yüzden, biraz daha beklemekte yarar var...
Peki, hangi puanlarda yığılma olabilir?
Tepede bir yığılma olacağı kesin. Önceki yıla göre daha çok şampiyon çıkarsa hiç şaşırtıcı olmaz.
Gelecek hafta eminiz ki pek çok okul ful çeken öğrenci sayılarını açıklayacaktır.
Bu arada, bazı okulların ful çeken öğrenci sayılarını saklayacakları yönündeki dedikodular da manidar.
MEB, umarız, dereceye giren her öğrenciyi mercek altına alır. Alın teriyle kazanılmış başarılar alkışlanır ve öküzün altında buzağı arayanları susturur. Yok, eğer aksi bir durum söz konusu ise de gereği yerine getirilir...
Bu arada, hormonlu notlar konusuna bir kez daha ısrarla dikkat çekmek istiyoruz.
Sınavsız öğrenci alan okullara girişte okul puanları geçerli olacağı için adil bir not sisteminin uygulanması gerekiyor. Yoksa ortaya çıkacak haksızlıklar velileri daha da üzecektir.
Örneğin sınavda 80 neti olan bir öğrenci mahalledeki okula giremezken, okul puanı daha yüksek olduğu için 60 neti olanın aynı okula girmesi kafaları çok karıştıracaktır!..
Ne olur çocuklarımızı daha bu yaşta devlete küstürmeyelim...

İtirazlar nereye?

Sınavlara yönelik itirazların doğal olarak MEB ve ÖSYM’ye yapılması gerekiyor. Ama çoğu zaman bu iki kurum da ya itirazları ciddiye almıyor ya da kendi yaptıkları hataları görmezden geliyorlar. İşte bu yüzden, Kamu Denetleme Kurulu çok daha doğru adres olabiliyor. Üstelik başvurular sırasında hem hiçbir ücret alınmıyor hem de çok daha titiz ve güven verici bir inceleme gerçekleşiyor.
Özetin özeti: Pozitif ve yapıcı eleştiriler kurumlara zarar vermez, güç katar. Tabii ki zamanında dikkate alınıp, gereği yerine getirildiğinde...